<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230</id><updated>2012-02-16T02:19:11.186-08:00</updated><category term='Böbrek hastalıkları'/><category term='hemorit tedavisi'/><category term='Kanser tedavisinde cinsel ilişki bozukluğu'/><category term='Prostat Hastalıkları Tedavisi'/><category term='prostat belirtisi'/><category term='Cinsel uyarılma bozukluğu'/><category term='prostat tanısı'/><category term='kanser ve cinsellik'/><category term='Genital Uçuk'/><category term='kadında isteksizlik'/><category term='Prostat iltihabı'/><category term='penis sertleşmesi'/><category term='Cinsel ilişkide ağrı'/><category term='prezarvatif nedir'/><category term='masturbasyon neden yapılır'/><category term='Prostat tümörü'/><category term='orgazm videoları'/><category term='Hemorit Nedir'/><category term='üroloji belirtileri'/><category term='testis agırlıgı'/><category term='idrar kaçırma nedenleri'/><category term='Masturbasyon sex'/><category term='Taş hastalıkları tanısı'/><category term='penis büyütmek'/><category term='hidrosel tanısı'/><category term='Prostat kanseri tedavisi'/><category term='hidrosel ne tür sorunlara yol açar'/><category term='Cinsel aktivite ve kalori'/><category term='tüp bebek'/><category term='Cinsellikteki doğru bilinen yanlışlar'/><category term='küçük penis sorunu'/><category term='cinsel isteksizlik tedavisi'/><category term='Mesane kanseri tedavisi'/><category term='Vaginusmus nedir'/><category term='prostat'/><category term='sertleşme yetersizliği nedenii'/><category term='idrar nedir'/><category term='Sertleşme Sorunu Üroloji'/><category term='sertleşme tedavisi'/><category term='mesane nedir'/><category term='kadınlarda sex'/><category term='Varikosel tedavisi'/><category term='prostat tedavisi'/><category term='üroloji'/><category term='Testis Gorevleri İşlevleri'/><category term='böbrek tümörü belirtileri'/><category term='erkeklerde kısırlık teşhisi'/><category term='masturbasyon nasıl yapılır'/><category term='iktidarsızlık nedir'/><category term='Vaginusmus tedavisi'/><category term='Ürolojik hastalıkların belirtileri'/><category term='Ağrılı boşalma: tedavisi'/><category term='İnmemiş testis ameliyatı'/><category term='prostat büyümesi'/><category term='Erkekler Cinsel Sorunlar'/><category term='Küçük penis tedavisi'/><category term='Hidrosel Nedir'/><category term='Masturbasyon Nedir'/><category term='penisde uçuk'/><category term='idrar kaçırma tedavisi'/><category term='sex filmleri'/><category term='Cinsel ilişki sırasında prezarvatif kullanma'/><category term='Penis iltihapları tedavisi'/><category term='rüyada boşalma'/><category term='Böbrek taşı oluşması nedenleri'/><category term='İnmemiş testis tedavisi tanısı belirtileri'/><category term='Prostat kanseri belirtisi'/><category term='penis hastalıkları'/><category term='evlelilikte cinsel ilişki'/><category term='Erkekte kısırlık sebepleri'/><category term='Testis rahatsızlıkları.Testis tümörü ve testis iltihabı'/><category term='cinsel isteği artırmak'/><category term='küçük penisi büyütmek'/><category term='prezarvatif aıds onlemek'/><category term='penis İşlevleri'/><category term='Varikosel nedir'/><category term='dna rna'/><category term='iktidarsızlık tedavisi'/><category term='erken boşalma tedavisi'/><category term='Bitkisel ilaçlar ve tedavileri'/><category term='penis Görevleri'/><category term='Kadınlarda Orgazm video'/><category term='Sünnet olmamanın zararları'/><category term='testis kanseri belirtileri'/><category term='kısırlık yapay döllenme'/><category term='Kısırlık nedenleri'/><category term='Varikosel belirtileri'/><category term='Vaginusmusu engellemek'/><category term='Kadınlarda ağrılı cinsel ilişki tedavisi'/><category term='Penis tümörleri'/><category term='bel soğukluğu'/><category term='bitkiler cinsellik tedavisi'/><category term='porno filmler'/><category term='ilk gece korkusu'/><category term='İktidarsızlık Belirtileri'/><category term='prostat kanseri'/><category term='İlk Gece'/><category term='Cinsel yönden gücü artırmak'/><category term='Prostat kanseri tanısı'/><category term='penis kanseri tedavisi'/><category term='hidrosel tedavisi'/><category term='Kadında Cinsel İktidarsızlık'/><category term='ilişkide ağrı'/><category term='prostat nedir'/><category term='İktidarsızlık Nedenleri'/><category term='böbrek taşı tedavisi'/><category term='penisde yara'/><category term='bel soğukluğu tedavisi'/><category term='testis tümörü'/><category term='Hidrosel tedavi edilmemesi durumunda'/><category term='Enüresistedavisi'/><category term='hidrosel teşhisi'/><category term='Geç boşalma tedavisi'/><category term='Erkeklerde Küçük Penis Sorunu'/><category term='Cinsel isteksizlik nedenleri'/><category term='Evlenmeden önce neler yapılmalıdır?'/><category term='mesane tümörü'/><category term='simplex'/><category term='Taş hastalıkları belirtileri'/><category term='sertleşmeme nedeni'/><category term='Prostat iltihabının belirtileri'/><category term='Erkekte orgazm'/><category term='böbrek kistleri'/><category term='cinsellik yapılması gerekenler'/><category term='Prostat  Belirtileri'/><category term='Taş hastalıkları tedavisi'/><category term='hidrosel ameliyatı'/><category term='ilk gecede yapılması gerekenler'/><category term='ürolojik sorunlar'/><category term='Erkeklerde Erken Boşalma Sorunu'/><category term='testis sorunları'/><category term='Cinsel uyarılma bozukluğu tedavisi'/><category term='Disperoni tedavisi'/><category term='Boşalma Güçlüğü Sorunu'/><category term='Penis Nedir'/><category term='prostat iltihabı tedavisi'/><category term='ereksiyon sorunu'/><category term='cinsel ilişki ağrılı olması'/><category term='Erkeklerde Kısırlık Tedavisi'/><category term='evlilik ve cinsellik'/><category term='Gece rüya görürken boşalma'/><category term='Su içmenin faydaları'/><category term='bel soğukluğu teşhisi'/><category term='üroloji sorunları'/><category term='idrar yolları'/><category term='Gonokokal Üretrit - Bel Soğukluğu Tedavisi Tanısı Belirtileri'/><category term='Mesane hastalıkları'/><category term='penis iltihapları'/><category term='kısırlık tedavisi'/><category term='hidrosel'/><category term='sünnet yapımı'/><category term='suyun faydaları'/><category term='Disperoni teşhisi'/><category term='Cinsel Güçsüzlük nedeni'/><category term='Doğal Afrodisyaklar'/><category term='Çocuklarda Kasık Fıtığı Tedavisi'/><category term='Boşalma Güçlüğü tedavisi'/><category term='erkekte cinsellik'/><category term='kadınlarda orgazm'/><category term='Empotans nedir'/><category term='testis sıvı toplaması'/><category term='Hemorit Nedir tedavisi'/><category term='sünnet yaşı'/><category term='penisi büyütmek'/><category term='prezarvatif  kullanmak'/><category term='mesane'/><category term='idrar kesesi'/><title type='text'>Üroloji sorunları ve sorularınız.Üroloji sağlığınız.</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>58</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-4411412118490711993</id><published>2008-10-18T10:58:00.000-07:00</published><updated>2008-10-18T11:00:52.880-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Kasık Fıtığı Tedavisi'/><title type='text'>Çocuklarda Kasık Fıtığı Tedavisi</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;Çocuklarda Kasık Fıtığı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Anne karnındaki erkek çocukların yumurtaları, yani testisleri karın içerisinde bulunuyor. Hamileliğin son iki ayında testisler, kasıkta oluşan bir kanal yoluyla torbalara iniyor. Karın içiyle torbalar arasındaki bu kanal daha sonra kapanıyor, böylece karın içi ile dışı arasında bağlantı kalmıyor. Bu kanal kapanmazsa, karın içerisindeki su veya bağırsaklar bu kanaldan geçerek kasık bölgesine ve torbalara inebiliyor. Kasık ve torbalara su dolmasına “su fıtığı” (hidrosel), bağırsakların dolmasına ise “kasık fıtığı” deniliyor. Normal zamanında doğan her 100 erkek çocuğun yaklaşık 3 ünde kasık fıtığı görülüyor. Prematüre, yani erken doğan veya düşük doğum ağırlığına sahip bebeklerin neredeyse üçte birinde kasık fıtığı oluşabiliyor. Kasık fıtıklarının %60 ı sağda %30’ u solda ve %10-20 kadarı iki taraflı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Karın ve kasık arasında açık kalan kanal genişse, ağlama veya ıkınma sonrasında karın içinden gelen bağırsak bu kanaldan dışarıya fırlıyor, kasık veya torba şişiyor. Çocuk rahatladığında ise bağırsaklar içeri giriyor. Kasık veya torbada ara sıra meydana gelen şişeler genellikle kasık fıtığının ilk belirtisi oluyor. Kasık fıtığı, ağrı, kusma ve iştahsızlık gibi şikayetlere de yol açabiliyor. Erkek bebeklerdeki gibi benzer bir kasık kanalı kız bebeklerde de bulunuyor ve normal gelişim sırasında bu kanal da kapanıyor. Eğer kapanmazsa buradan fıtıklaşma görülüyor. Ancak kız çocuklarında kasık fıtığına daha az rastlanıyor ve dışarı fırlayan organ çoğunlukla barsak değil yumurta oluyor. Kasık fıtığının en önemli riski bağırsak zedelenmesi. Bağırsakların kasığa girip sıkışması sonucunda bağırsak tıkanıklığı ve bağırsak delinmesi de görülebiliyor. Fıtık boğulması olarak bilinen bu durum hayatı tehdit edebiliyor ve çocuğun acil olarak 1-2 saat içerisinde ameliyat edilmesi gerekiyor. Bu nedenle kasık fıtığı teşhis edildiği zaman, şişlik dışında bir şikayete yol açmasa bile en kısa sürede ameliyat edilmesi öneriliyor. Kasık fıtığı kendiliğinden geçmediği ve risklerinden ötürü ameliyat için yaş sınırı söz konusu değil. Doğumdan hemen sonra, yani yenidoğan dönemindeki bebekler dahi ameliyat edilebilir. Ameliyatta, kasık içerisine giren fıtık kesesi çıkartılarak açıklık kapatılıyor. Ameliyat sonrası fıtığın tekrarlama riski ise oldukça düşük.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Kasık fıtığı, ortalama 20 dakika süren bir ameliyatla onarılıyor. Bu ameliyatta fıtık kesesi bulunarak çıkartılıyor ve karın içerisiyle bağlantısı kesiliyor&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-4411412118490711993?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/4411412118490711993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=4411412118490711993' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4411412118490711993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4411412118490711993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/ocuklarda-kask-ft-tedavisi.html' title='Çocuklarda Kasık Fıtığı Tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-7718733222762437631</id><published>2008-10-18T10:55:00.000-07:00</published><updated>2008-10-18T10:57:06.132-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnmemiş testis ameliyatı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnmemiş testis tedavisi tanısı belirtileri'/><title type='text'>İnmemiş testis tedavisi tanısı belirtileri</title><content type='html'>&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: trebuchet ms;" id="AutoNumber1" width="100%" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top" width="13%"&gt;&lt;img src="http://www.urolojibilgi.com/inmemistestis/Image9.gif" width="150" border="0" height="149" /&gt;&lt;/td&gt;     &lt;td width="1%"&gt; &lt;/td&gt;     &lt;td rowspan="3" valign="top" width="86%"&gt;     &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;color:#ff9900;"  &gt;İnmemiş      Testis&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Sperm üretimini sağlayan testisler, bebek anne karnındayken karın içerisinde      bulunuyor. Testisler, doğuma yakın, keselerine doğru inmeye başlıyor ve      bebek doğduğunda “skrotum” denilen keselere inmiş oluyor. Ancak her doğan      100 erkek çocuğun yaklaşık birinde bu aşağı doğru ilerleyiş tamamlanamıyor      ve testisler karın içerisinde veya kasıklarda kalıyor. Testislerin yukarıda      kalması oldukça sakıncalı. Keselerinde değil de vücut içerisinde olan      testisler, keselere göre 1 derece daha fazla ısıya maruz kalıyor. Bu da      sperm üretiminin olumsuz etkilenmesine, yani kısırlığa sebep olabiliyor.      Testisler bir yaşına kadar kendiliğinden keselerine inmediyse mutlaka      indirilmeleri gerekiyor. Testislerin indirilmesi için ilaç tedavisi veya      cerrahi müdahale gerekiyor. Testislerin gelişiminde ileri dönemlerde sorun      olmaması için en geç 2 yaşına kadar indirilmesi öneriliyor.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;/p&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;     &lt;td width="13%"&gt; &lt;/td&gt;     &lt;td width="1%"&gt; &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;     &lt;td valign="top" width="13%"&gt;     &lt;img src="http://www.urolojibilgi.com/inmemistestis/Image11.gif" width="150" border="0" height="199" /&gt;&lt;/td&gt;     &lt;td width="1%"&gt; &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;     &lt;td width="13%"&gt;     &lt;p align="center"&gt;     &lt;span style="font-size:85%;color:#cc3300;"&gt;&lt;b&gt;Kasıktaki testis, yaklaşık 30 dakika süren ve      oldukça hassas bir ameliyatla yerine, yani keseye indiriliyor*&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;     &lt;td width="1%"&gt; &lt;/td&gt;     &lt;td width="86%"&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-7718733222762437631?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/7718733222762437631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=7718733222762437631' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7718733222762437631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7718733222762437631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/inmemi-testis-tedavisi-tans-belirtileri.html' title='İnmemiş testis tedavisi tanısı belirtileri'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5414073240244550399</id><published>2008-10-14T13:42:00.000-07:00</published><updated>2008-10-14T13:45:18.095-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bel soğukluğu teşhisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bel soğukluğu tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bel soğukluğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gonokokal Üretrit - Bel Soğukluğu Tedavisi Tanısı Belirtileri'/><title type='text'>Gonokokal Üretrit - Bel Soğukluğu Tedavisi Tanısı Belirtileri</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: normal; font-style: normal; text-decoration: none;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Gonokokal Üretrit - Bel Soğukluğu&lt;/span&gt;  &lt;p  align="left" style="font-family:trebuchet ms;"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 128); font-weight: normal; font-style: normal; text-decoration: none; background-color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Gonokokal üretritin etkeni, gram-negatif bir diplokok olan Neisseria gonorrhoeaedir. İnkubasyon periyodunun genellikle 3-10 gün arasında değişmesine karşın, semptomların gelişmesi için gereken süre 12 saat gibi kısa veya 3 ay gibi uzun olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gonokokal üretritlerin en sık görülme nedeni cinsel ilişkidir. Bir erkek için, enfekte partner ile tek bir ilişki sonucu bulaşma riski yaklaşık % 17-20, buna karşın enfekte erkekten dişiye bulaşma olasılığı % 80 dir. Taşıyıcı veya hasta partner ile cinsel ilişki sayısı arttıkça risk de artar. Vajinal ilişki olmaksızın salgılarla bulaşan vakalar da bildirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://erdalkalci.sitemynet.com/mynet_resimlerim/gonore.jpg" alt="gonore.jpg" width="219" align="left" border="" height="176" hspace="30" /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 128); font-weight: normal; font-style: normal; text-decoration: none; background-color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Semptom ve Bulgular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * idrar yaparken yanma&lt;br /&gt;* üretral akıntı (Akıntı genelde iltihaplı, sarı-kahverengi görünümde ve çok boldur)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soldaki resimde üretradan sarı renkli ve bol miktarda akıntı görülmekte . Gonorenin tipik bulgusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  align="left" style="font-family:trebuchet ms;"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://erdalkalci.sitemynet.com/mynet_resimlerim/gonorrheamikr.jpg" alt="gonorrheamikr.jpg" width="346" align="right" border="" height="230" hspace="30" /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  align="left" style="font-family:trebuchet ms;"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 128); font-weight: normal; font-style: normal; text-decoration: none; background-color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Tanı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta idrarını yaptıktan 1-4 saat sonra, özel kültür çubuğu üretraya 2-4 cm. kadar sokulup çevrilir. Homoseksüel hastalardan rektal örnek de alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandaki resimde gonorenin mikroskopik görüntüsü görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneklerden gram boyama ve kültür ortamına ekim yapılır. Gerekirse 2 ayrı örnek toplanır. Gram boyamada gram-negatif diplokoklar görülür. %95 oranında doğru tanı konulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  align="left" style="font-family:trebuchet ms;"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 128); font-weight: normal; font-style: normal; text-decoration: none; background-color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Komplikasyonlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Periüretritis, periüretral apse&lt;br /&gt;* üretral darlık,&lt;br /&gt;* prostatit, prostat apsesi, epididimit, proktit, ve artrit görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korunma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gonore, düzenli olarak kondom ve ilişkisi sonrası antibiyotik kullanımı, vajen içi antiseptik veya antibiyotik uygulaması ile önlenebilir. Ceftriaxone Spectinomycin Ciprofloxacin Norfloxacin Cefuroxime aksetil Ceftizoksime Amoxicillin tedavide kullanılabilir. Tedavi sonrasında hastaların takibi önemlidir. Tedavinin 3.-7. gününde hala üretrit sürüyorsa direnç gelişimi, postgonokoksik üretrit veya reenfeksiyon düşünülmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-5414073240244550399?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/5414073240244550399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=5414073240244550399' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5414073240244550399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5414073240244550399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/gonokokal-retrit-bel-soukluu-tedavisi.html' title='Gonokokal Üretrit - Bel Soğukluğu Tedavisi Tanısı Belirtileri'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-3307010344396815357</id><published>2008-10-12T13:33:00.000-07:00</published><updated>2008-10-12T13:34:55.655-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penisde yara'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penisde uçuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='simplex'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genital Uçuk'/><title type='text'>Genital Uçuk</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color:#ff0080;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Genital Uçuk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Kadın ve erkeklerde sıklıkla görülür.Herpes simplex virüsünün meydana getirdiği bir cilt hastalığıdır.Daha ziyade ağız ve dudak çevresinde görülür. %5 oranında da genital organlarda bulunur ve cinsel ilişki ile geçer.&lt;br /&gt;2-10 gün süreden sonra torbalarda ve kadında dış genital organlarda kırmızı zemin üzerinde içi sıvı dolu bir çok keseciklerden oluşur. Kasıklarda beze yapar. Tedavide virüslere etkili merhem kullanılması ile yapılır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-3307010344396815357?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/3307010344396815357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=3307010344396815357' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/3307010344396815357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/3307010344396815357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/genital-uuk.html' title='Genital Uçuk'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-357603841957341900</id><published>2008-10-09T06:12:00.000-07:00</published><updated>2008-10-09T06:13:24.985-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bitkisel ilaçlar ve tedavileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkiler cinsellik tedavisi'/><title type='text'>Bitkisel ilaçlar ve tedavileri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;b&gt;ENDORPHIN&lt;/b&gt; bulunan besinlerin insanı mutlu ettiğini belirten bilim&lt;br /&gt;adamları, bu maddeyi en çok barındıran 10 besini sıraladı. Bu besinler kalori&lt;br /&gt;bakımından çok zengindir. Mutluluk için kalori miktarları hesaplanarak yenilirse fazla&lt;br /&gt;kilo alınması önlenmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ÇİLEK--------&gt;&lt;/b&gt; C Vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır, çileği çok olan bölgenin halkı uzun yaşar. Yüksek tansiyonu düşürür ,damarları temizler. Kansere karşı korur, Böbrekte kum ve taş&lt;br /&gt;oluşmasını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;MUZ----------&gt;&lt;/b&gt; Kokusuyla bile mutluluk aşılayan muz,tam bir endorphin deposudur. Kendinizi güçsüz ve ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir .Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ÜZÜM--------&gt;&lt;/b&gt; Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar Üzümde %20 oranında direk olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Gıda şekli anne sütüne benzer. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. Sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PORTAKAL----&gt;&lt;/b&gt; C ve B Vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Bacaklardaki varisi geçirir. Vücuttaki direnci arttırır. Grip ve nezlede portakal suyu , şeker , şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ÇİKOLATA -----&gt;&lt;/b&gt; Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir&lt;br /&gt;parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli ,  mutluluk hormonu "serotonin" anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği  "penilatilamin" insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve  sebze-meyvelerde bulunan flavonoid" adlı bol miktarda vardır. Bu&lt;br /&gt;madde kanı sulandırıyor ,kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasındaki ölüm olayı yemeyenlere kıyasla % 30 daha geç gerçekleşiyor.(günde 30 gr)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;DONDURMA-----&gt;&lt;/b&gt; Çok yenirse şişmanlatıyor,az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor.100 gr dondurmada ortalama : *135 mg kalsiyum*115 mg fosfor* 100 mg sodyum*160 mg potasyum,25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika?da kişi başına 25 kg., Türkiye?de kişi başına 6 Külah tüketiliyor. Sütten daha zengin bir besin bir besin maddesidir. A,B,C,D,E vit.içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;MAKARNA-------&gt;&lt;/b&gt; Çok ağır soslarla yenilmediği sürece enerji veren ve mutlu eden besinler arasında yer alıyor. Hazmı kolaydır. Özellikle sadece salata ile birlikte yenirse şişmanlatmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;EKMEK-----------&gt;&lt;/b&gt;  Buğday ekmeği de sıkıntıları unutturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;FISTIK------------&gt; &lt;/b&gt;Yağ oranı yüksek ama yine de insanı mutlu ediyor. Roma İmp.da Tanrı yiyeceği olarak adlandırılan fıstığın kolesterolü düşürdüğü ve kalp krizi riskini azalttığı bildirildi Çocuklar ve sporcular daha fazla yiyebilirler. Demir,bakır,selenyum,magnezyum,çinko,potasyum ve fosfor gibi&lt;br /&gt;minerallerin doğal kaynağı olan bu çerez kalbimizin yanı sıra, beyin-sinir sistemi,kas ve kemiklerimizin dostudur. Tuzsuz olanından her gün 10-15 adet yenilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SUSAM-------&gt;&lt;/b&gt; Dar gelirlerinin baş tacı olan simit, mutluluğa giden yolda önemli bir yere sahiptir. Yağ ve Protein içerir. Susamdan elde edilen tahin bal ile karıştırılıp yenirse boğaz ağrısı ve bronşite iyi gelir. Kışa girerken bağışıklık sistemini güçlendirmek için bolca tüketmeliyiz.(Demir bak.zengindir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RAHİM EGZAMASINI NASIL GEÇİREBİLİRİM?&lt;br /&gt;Bal ve su içilir.2 çorba kaşığı çiğ süt, 2 çorba kaşığı zeytinyağı ve 2 çorba  kaşığı su iyice karıştırılıp vajinaya sürülür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;BEL SOĞUKLUĞU BİTKİSEL NASIL TEDAVİ EDİLİR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sarımsak,limon,ardıç,lavantin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;CİNSEL SOĞUKLUK:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. 4 bardak suya 3 diş kıyılmış sarımsak bir ince dilim kuru soğan ve bir tutam  nane konur yarım saat bekletilip, süzülür. Yatmadan önce bir çay bardağı içilir.&lt;br /&gt;2. 4 bardak suya 2 tutam adaçayı ve bir tatlı kaşığı karanfil koyulur.kaynatılıp  süzülür.&lt;br /&gt;3. 1 çay bardağı suya bir kahve kaşığı kekik konur.kaynatılıp süzülür.Ilık ılık  içilir.&lt;br /&gt;4. 1 bardak sıcak suya bir kahve kaşığı tarçın konur 10 dakika beklenir bir  kahve kaşığı süzme bal ilave edilerek içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ERKEN BOŞALMA:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. Bir tatlı kaşığı kuru nane iyice ufalanır üzerine bir tatlı kaşığı süzme bal  konur ve iyice karıştırılır.Her sabah bir tatlı kaşığı yenir.&lt;br /&gt;2. Bir avuç kuru nar kabuğu ufalanır iyice dövülür bir avuç ezilmiş mazı ilave  edilir iyice karıştırılır.her sabah aç karnına bir tatlı kaşığı yenir.&lt;br /&gt;3. Her sabah aç karnına bir çay kaşığı dörtte biri kadar ufalanmış kafuru az su  ile içilir.&lt;br /&gt;4. Her sabah bir kahve kaşığı çörekotu az su ile içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İKTİDARSIZLIK:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yulaf, kereviz, çam fıstığı, tarçın, karanfil, nane, soğan,kırmızı biber, roka,  biberiye, kahve, vanilya. Anason, zencefil, ufak Hindistan cevizi, kuruyemişler  bol miktarda yenmeli, sigara alkol bırakılmalı ve mümkün olduğunca temiz havada  dolaşılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;AFRODİZYAK BESİNLER (Cinsel Uyarıcılar)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. Bol soğanlı taze fasulye yemeğine tarcın ,zencefil konup yenir&lt;br /&gt;2. Bir çorba kaşığı soğan tohumu önce elenir. Sonra bir çorba kaşığı süzme balın  ,içine bir kahve kaşığı konup yenir.&lt;br /&gt;3. Dört bardak et suyuna 2 tane çırpılmış yumurta yavaşça dökülüp karıştırılır.  Sonra tuzlu suda haşlanmış bir çorba kaşığı şehriye tuz ve karabiber ilavesiyle  yenir&lt;br /&gt;4. Mercimek, soğan,kereviz maydanoz un karabiber,süt su karıştırılarak çorba  yapılır.&lt;br /&gt;5. 2 adet kuru soğanın suyu,suyun iki misli bal,karıştırılır kaynatılıp soğanın  suyu buharlaşıncaya kadar kaynatılır ve soğutulur yatmadan 15 dakika önce bir  çorba kasığı suya bir tatlı kaşığı karıştırılıp içilir.&lt;br /&gt;6. yumurta ,tereyağı ve bal.&lt;br /&gt;7. 3 gün süre ile bir yumurta sarısı ile bir baş kuru soğan yenir&lt;br /&gt;8. Her gün bir su bardağı salebin üstüne bol tarçın ve zencefil ekilerek yenir.&lt;br /&gt;9. Her gün bir kase sütlaç yenir&lt;br /&gt;10. İmkanlar nispetinde, kuru sarımsak, taze fasulye, pırasa, lahana, yeşil  salatalık, kereviz, dana eti ve beyni, balık çorbası, çikolata, fındık fıstık  yenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KUVVET MACUNLARI:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bir kahve fincanı taze kuru soğan suyu 3 çorba kaşığı ufalanmış kedi otu kökü,  yarım çay bardağı yulaf ezmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;VAJİNA KAŞINTISI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;8 su bardağı suya 5 çorba kaşığı börülce konur kaynatılıp süzülür. Günde üç kere  bir çay bardağı içilir. Bir çay bardağı suya bir kahve kaşığı kekik konur. Beş  dakika bekledikten sonra süzülüp içilir. Çiğ maydanoz ve badem de yemek  yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;AĞRILI ADET GÖRME NASIL GİDERİLİR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı, anason, ardıç, kuşdili, lahana, marul, maydanoz, kramp çözücü  civanperçemi, nane, papatya, safra, şerbetçiotu, tarhun otu, yabani kereviz  kullanılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ADET DÜZENSİZLİĞİ NASIL GİDERİLİR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı, hardal, kuşdili, mercanköşk, nane, papatya ve yabani kereviz  kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ADETLERİN FAZLALIĞI NASIL ÖNLENİR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;At kuyruğu veya çobançantası bitkisi denenmelidir. Günde 2-3 bardak çay adet  döneminden 2-3 gün öncesinden başlanarak yemeklerden önce tatlandırılmadan  içilmelidir.Adet öncesinden magnezyum tabletlerinin alınması da iyi olur. At  kuyruğu :1-3 çay kaşığı dolusu ince kıyılmış bitkiye bir bardak su  eklenir.kaynayınca alınıp 15 dakika demlendirilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ADET KANAMASININ YOKLUĞU NASIL TEDAVİ EDİLİR ?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İncir, fesleğen, lavantin, rezene, adaçayı, kekik, kimyon, biberiye, maydanoz,  melisa otu, nane çay olarak veya yemeklere katılarak kullanılabilir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;BEYAZ AKINTI NASIL BİTKİSEL YOLLARDAN NASIL TEDAVİ EDİLİR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Lahana, ayva, ceviz, maydanoz, ardıç, lavantin, kuşdili, adaçayı, kekik,  sarımsak, papatya, limon, karanfil, okaliptüs bitkileri yararlıdır. Birde  civanperçemi oturma banyoları da etkili olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PROSTATTA İLAÇLARIN DIŞINDA NELER YEMEMİ TAVSİYE EDERSİNİZ?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Soğan, mazı, yulaf ezmesi, servi, ısırgan otu yaprağından yapılan çay iyi gelir.  2-4 haftalık kürler olarak uygulanabilir. Günde 2-4 bardak çay tatlandırılmadan  sıcakken içilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PROSTAT BÜYÜMESİ:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Isırgan otunun kökleri yapraklarıyla beraber karıştırılarak kullanılabilir.  İlaçlarla beraber destekleyici olarak iyi sonuç verir. Küçük çiçekli yakı otu  çay olarak içilirse başarılı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PROSTAT İLTİHABI:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tedavi sırasında 10 gün yatak istirahatı gereklidir. Servi yaprağı, su (4 bardak  suya 2 tutam servi yaprağı konur, 20 dakika kaynatılır süzülür. Günde 3 kere  içilir.)ardıç tohumu (4 bardak suya1 çorba kaşığı ardıç tohumu konur 15 dakika  kaynatılıp süzülür.sabah akşam bir kahve fincanı içilir.bol bol kuru soğan  yenmelidir. Maydanoz, su (4 bardak suya 3 tutam maydanoz koyulur 20 dakika  kaynatılır süzülür.günde üç defa birer çay bardağı içilir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;MESANE İLTİHABINA NE İYİ GELİR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Isırgan otu çayı iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İDRAR YOLLAR İLTİHABI NASIL TEDAVİ EDİLİR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Isırgan otu çayı iyi gelir.arpa,su(4 bardak suya 2 çay bardağı arpa konur 15  dakika kaynatılır süzülür.günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.tavuksuyu  çorbası ve kişniş bir çorba kaşığı karıştırılıp içilir.tedaviye yardımcı olmak  için çok miktarda su içilmesi yaralıdır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cocukistiyorum.com/"&gt;http://www.cocukistiyorum.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İktidarsızlık için bitkisel ilaçlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Naneden kerevize 'Viagra'&lt;br /&gt;Nane: Cinsel isteği artırır. Erkekte psikolojik iktidarsızlığı giderir.&lt;br /&gt;Kuşdili: Tüm salgı bezlerini dengeli bir şekilde çalıştırır. Erkeklerde  iktidarsızlığı giderir.&lt;br /&gt;Kekik: Vücudun savunma gücünü ve erkekte cinsel arzuyu artırır.&lt;br /&gt;Tarçın: Cinsel isteği artırır.&lt;br /&gt;Zencefil: Tüm vücudu uyararak bedenin ve zihnin çalışma gücünü artırır. Erkekte  cinsel gücü artırır.&lt;br /&gt;Maydanoz: Bedenin yorgunluğunu ve ruhi bunalımını giderir. Libidoyu yükseltir.&lt;br /&gt;Kişniş: Erkeklerde cinsel arzuyu artırır. Günde bir kahve kaşığı kullanılır.  Sinir sistemine de çok yararlıdır.&lt;br /&gt;Kırmızı biber: Cinsel isteği artırır. Ancak damar sertliği, üre ve tansiyonu  olanlar yememelidir.&lt;br /&gt;Vanilya: Çeşitli nedenlere bağlı iktidarsızlığa karşı etkili. Erkeklere cinsel  güç kazandırır.&lt;br /&gt;Sivribiber: Bol miktarda C, P, K vitamini içerir. Erkeklerde cinsel isteği  artırır.&lt;br /&gt;Hardal: Cinsel arzuyu artırmanın yanı sıra sinirleri kuvvetlendirir. Midesi  hassas olanlar, karaciğer, damar sertliği ve tansiyon rahatsızlığı bulunanlar  kullanmamalı.&lt;br /&gt;Kereviz: Çeşitli iç salgı bezlerine tesir eder ve onların faaliyetlerini  artırır. Bu yüzden erkeklerde cinsel faaliyeti artırır.&lt;br /&gt;Ayçiçeği: Bol protein ihtiva eder, içeriğinde bol miktarda E vitamini vardır.  İktidarsızlığa engel olur. Kalp ve sinir hastalıklarına karşı koruyucu. Cinsel  arzuyu artırır.&lt;br /&gt;Greyfurt: İçerdiği bol C vitaminiyle dinçlik verir. Aynı şekilde cinsel yaşama  da etkisi olur.&lt;br /&gt;Çam fıstığı: Bol E vitamini var. Cinsel tükenme, buna bağlı olarak ruhi çöküntü  ve kalp rahatsızlıklarına karşı etkili.&lt;br /&gt;Antepfıstığı: Protein ve E vitamini içerir. Cinsel arzuyu artırır.&lt;br /&gt;Mesir macunu&lt;br /&gt;Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Hafsa Sultan, Manisa'da hastalanır ve  hastalığına çare bulunamaz. Hafsa Sultan'ın yaptırdığı Sultan Camii  Medresesi'nin başına getirilen Merkez Efendi, bitki ve baharat karışımından  oluşan bir macun hazırlar. 41 çeşit baharat karıştırılarak hazırlanan bu macun  sayesinde sağlığına kavuşan Hafsa Sultan, ilacın bütün hastalara dağıtılmasını  ister. Ağrı, hazımsızlık ve iştahsızlıklara karşı da kullanılan mesir macunu, dünyada  'Türk Viagrası' olarak tanınıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-357603841957341900?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/357603841957341900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=357603841957341900' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/357603841957341900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/357603841957341900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/bitkisel-ilalar-ve-tedavileri.html' title='Bitkisel ilaçlar ve tedavileri'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5045329270019088316</id><published>2008-10-09T06:10:00.000-07:00</published><updated>2008-10-09T06:11:36.190-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penis büyütmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küçük penis sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küçük penis tedavisi'/><title type='text'>Küçük penis sorunu</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Küçük Penis&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan için cinsiyeti kadar, cinsiyetlerine uygun fonksiyonlara sahip olması da önemlidir. Cinsel fonksiyon ve üreme için cinsel organların yeterli olması yanında cinsiyet hormonlarının da normal olması gereklidir. Hormonlar gebeliğin ilk haftalarından başlayarak cinsel farklılaşmayı ve cinsel organların yeterli olmasını sağlarlar. Erkek çocukların cinsel organlarına daha çok dikkat gösterilir, çünkü hep göz önündedirler. Penis büyüklüğü hep bir merak konusudur. Küçük penis de her zaman ailelerde endişe uyandırır. Penis küçüklüğü hem ileride yol açabileceği sorunlar hem de bazı önemli tıbbi sorunların göstergesi olabileceği için dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penis gebeliğin 8–16 haftaları arasında gelişmektedir. Penis gelişmesinde testosteron ve dihidrotestesteron adında iki erkeklik hormonunun rolü vardır. Bu iki hormon gebeliğin son üç ayından bebekliğin ilk altı ayına kadar penis büyümesini sağlarlar. Bu nedenle penisin normal büyüklüğe erişmesi için anne karnında bebeğin salgıladığı hormonların yeterli olması gereklidir. Genel olarak 6. ay ile ergenliğin başlangıcı arasında penis büyümesi yavaştır ve ergenlikle birlikte artan erkeklik hormonlarının etkisiyle erişkin boyutlarına erişir. Penis büyümesi için hormonlar kadar bu hormonlara cevap veren dokuların da normal olmasına ihtiyacı vardır. Erkeklik hormonları penis büyümesi yanında cinsel istek ve penisin sertleşmesi için de gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penis boyu gerdirilmek suretiyle ve kökü ile ucu arasındaki mesafe ölçülerek değerlendirilir. Bazen penis genital bölgedeki yağ dokusu içine gömülüdür. Buna gömülü penis denir. Bu durumda penis uzunluğunun daha dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Yeni doğan bir bebekte penis boyu 1,9 cm. küçükse önemli bir sorun var demektir. Bir çocuğun penis boyu kendi yaşına uyan en küçük penis boyundan kısa ise penis küçüklüğü var demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne ve babalar yeni doğan döneminden itibaren bebeklerin genital yapılarıyla ilgilenmelidirler. Aile bebeğinin penisinin küçük olduğunu düşünüyorsa mutlaka çocuk endokrinolojisi bulunan bir merkeze götürmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tablo: Normal erkek çocuklarda gerdirilmiş ortalama ve normalin alt sınırındaki penis boyları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Yaş             ortalama (alt sınır)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0–5 ay               3.9        1.9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6–12 ay            4.3        2.3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1–2 yaş            4.7        2.6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2–3 yaş            5.1        2.9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3–4 yaş            5.5        3.3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4–5 yaş            5.7        3.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5–6 yaş            6.0        3.8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6–7 yaş            6.1        3.9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7–8 yaş            6.2        3.7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8–9 yaş            6.3        3.8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9–10 yaş          6           3.8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10–11 yaş        6.4        3.7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erişkin             13.3      9.3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penis küçüklüğü ya tek başına ya da dış genital yapılarda genel bir bozukluk ile birlikte meydana gelir. Her iki durumda cinsel gelişmeyi sağlayan hormonlarda veya penisi meydana getiren dokularda bir yetersizlik söz konusudur. Penis küçüklüğü ile birlikte testislerin yerinde olmaması anne karnında bebeğe ait hormonlarda bir yetersizlik olduğunu akla getirmelidir. Penis küçüklüğü ile birlikte bebeğin cinsel görünümünün belirsiz olması acil değerlendirmeyi gerektiren bir sorundur. Penis küçüklüğü bazı sendromların veya büyüme hormonu eksikliğinin bir sonucu da olabilir. Penis küçüklüğü vakalarının bir kısmında ise bir neden bulunamamaktadır. Penis küçüklüğü olan çocuklarda en önemli konu penis boyunun erişkin yaşta cinsel ilişki için yeterli olup olmayacağıdır. Bu nedenle yeni doğan döneminden itibaren hem testislerinin fonksiyonunun hem de penis dokusunun hormonlara cevabının ne durumda olduğunu göstermek için bir dizi inceleme yapılmalıdır. Penisi çok küçük ve erkeklik hormonuna cevap vermeyen çocukların cinsel kimliklerinin yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Düşük doz erkeklik hormonu ile penis büyümesi sağlanan ve başka sorunu olmayan çocukları ergenlik dönemi sonuna kadar izlemek ve nedene göre tedavi planlamak gereklidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-5045329270019088316?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/5045329270019088316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=5045329270019088316' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5045329270019088316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5045329270019088316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/kk-penis-sorunu.html' title='Küçük penis sorunu'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-551404993408454807</id><published>2008-10-07T07:27:00.000-07:00</published><updated>2008-10-07T07:28:32.054-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hemorit tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hemorit Nedir tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hemorit Nedir'/><title type='text'>Hemorit Nedir,Tedavisi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="HEMOROİD:"&gt;Hemorit Nedir,Tedavisi&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Hemoroidal doku damar yumağı (anjiyo kavernöz)  yapısında olan ve anüsün çıkışında yastıkçık görevi gören bir dokudur. İç ve dış  hemoroid olarak ikiye ayrılır. Anüsün ciltten kalınbarsak hücrelerine geçiş  bölgesinde dişli çizgi olarak adlandırılan çizginin üst kısmında olanlara iç  hemoroid, alt kısmında olanlara dış hemoroid Hemoroidal dokuda atardamar ve  toplardamarlar (arteriyovenöz) arası direkt bağlantılar mevcuttur. Bu yapı  sayesinde kalınbarsağın en son kısmındaki sensörlerin uyarısıyla hemoroidal doku  içindeki kan miktarı hızlı bir şekilde ayarlanıp istemsiz olarak anüsten sıvı ve  gaz çıkışını engelleyen bir yastık mekanizması şeklinde çalışır. Hemoroidal doku  bu yönüyle insan yaşamının günlük yaşam kalitesini sağlamakta önemli yere  sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Hemoroidal doku kalınbarsak duvarına Park ligamanı olarak adlandırılan  bağlarla bağlıdır. Kronik kabızlık, ıkınma, gebelik ve uzun süreli ayakta  durarak çalışmak gibi nedenler bağların (Park Ligamanı) zarar görmesine, bu  dokunun aşağıya doğru sarkmasına, içindeki kan dolaşımının bozulmasına ve doku  içinde kan göllenmesine neden olur. Hemoroidal dokunun sarkması, çoğu kez  kalınbarsak dokusunun (mukoza) anüs dışına sarkması olarak tarif edilen mukozal  prolapsus ile birliktedir. Anatomik yapısı bozulan, aşağıya doğru sarkma ile kan  göllenmesi olan ve büyüyen bu doku hemoroidal hastalığa neden olur. Hemoroidal  hastalıkta özellikle kabızlık döneminde sert dışkının çıkışında aşağıya sarkma,  kanama ve ağrı sıklıkla görülen yakınmalardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Hemoroidal hastalık 4 derecede  incelenir.&lt;br /&gt;1. derecede hemoroidal doku büyümüştür. Özellikle sert dışkı  sonrasında kanama görülür, fakat sarkma yoktur.&lt;br /&gt;2. derecede büyümüş olan hemoroidal doku kanama ile birlikte özellikle tuvalet sırasında şişer, aşağıya  sarkar, tuvalet sonrası kendiliğinden normale döner.&lt;br /&gt;3. evreye gelmiş hemoroidal  hastalıkta sarkan hemoroidlerin normal pozisyona gelmesi için elle itilmesi  gerekir.&lt;br /&gt;4. evrede ise sarkmış olan hemoroidler elle de normal pozisyona  getirilemez ve acil operasyon gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların dışında herhangi bir evrede  akut tromboz denilen hemoroid dokusu içinde kan göllenmesi sonucu pıhtılaşma  meydana gelebilir. Sıklıkla çok ağrılı bir durumdur ve çoğu kez acil operasyon  gerekir. Batı toplumlarındaki insanların yaklaşık %50'si hayatlarının herhangi  bir döneminde hemoroidal hastalıkla ilgili yakınma yaşarlar. Hastalığın görülme  sıklığı yaşla birlikte artmakta, yakınması olan bu kişilerin yaklaşık %20'sinde  girişimsel tedavi gerekmektedir. Girişimsel tedavi yapılan ya da ilaç tedavisi  yapılan hastaların toplamı göz önüne alındığında tedavi maliyeti ve işgücü kaybı  ile günümüz modern toplumlarının en önemli sağlık sorunlarından biridir. ...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hemoroit tedavi yöntemleri &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLAÇ TEDAVİSİ 1. Kortikosteroid İçeren Pomadlar Kortikosteroid (kortizon) içeren  kremler hemoroidal dokudaki ödemi ve tahrişi baskılarlar. Böylece ağrı ve çoğu  kez de kanama kontrol altına alınabilir. Kortiko steroidli kremlerin;  oluşabilecek yan etkiler nedeniyle, uzun süreli ve sık kullanımı  önerilmemektedir. 2. Aneljezik (ağrı kesici ) Kremler Ağrı kesici madde içeren  kremler hemoroidal hastalığın yarattığı ağrıyı ciltten emilme yoluyla bölgesel  olarak azaltır. Tedavi edici özellikleri yoktur. 3. Dışkıyı Yumuşatan İlaçlar Bu  ilaçların hemen tamamı şurup şeklindedir. Şekerli ve/veya hipertonik yapıları  nedeniyle bağırsak içine sıvı çekerler ve dışkının yumuşamasını sağlarlar. Uzun  süreli kullanım genelde ilaç etkisinin giderek azalmasına neden olur. 4. Kan  Dolaşımı Düzenleyicileri Bu grup ilaçlar yalnız hemoroidal dokunun değil,  toplardamar sisteminin diğer hastalıklarında da (örn: varis) kullanılmaktadır.  Toplardamar sisteminin basıncını düşüren ve dolaşımı kolaylaştıran etkiye  sahiptirler. Kullanıldıkları sürece etkilidirler. Fakat tedavi edici özellikleri  yoktur. 5. Oturma Banyosu Sıcak suya oturma sıcak su buharının üzerinde oturma  ya da çeşitli dezenfektanlar katılmış sıcak suya oturma şeklindedir. Özellikle  dışkılama sonrası hemoroidle birlikte fissürü (yırtık) olan hastalarda rahatlama  sağlamaktadır. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-551404993408454807?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/551404993408454807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=551404993408454807' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/551404993408454807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/551404993408454807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/hemorit-nedirtedavisi.html' title='Hemorit Nedir,Tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-2578782333354971218</id><published>2008-10-07T07:26:00.000-07:00</published><updated>2008-10-07T07:27:31.539-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böbrek taşı tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Böbrek taşı oluşması nedenleri'/><title type='text'>Böbrek taşı oluşması nedenleri ve tedavisi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="BÖBREK_TAŞI"&gt;BÖBREK TAŞI&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayati öneme sahip olan bu kıymetli organımızın iç havuzcuk denilen  kısımlarında, bazı etkenlerden dolayı KUM ve TAŞ oluşabilir. Bu konuda biraz  bilgi edinen kişi, mevcut taşın büyümesi durdurabilir, eritilmesi ve atılması  sağlanabilir, yeniden taş oluşması önlenebilir. Böbrekleri taş ve kum  yapanların, bilmeleri gereken hususlar aşağıda izah edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAŞIN OLUŞMASININ NEDENLERİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbreklerin taş yapmasının nedeni aşağıda izah edildiği gibi çeşitli nedenlerle  bünyede bazı eksikliklerin doğması, taşların oluşmasına neden olmaktadır. Bu  eksiklikler giderilince bünye normalleşir ve taş yapmaz olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli tip taşların oluş nedenleri başka başkadır.Bazı genel ve özel nedenler  vardır. Herkes bu genel ve özel nedenleri bilmeli, böylece çok acı veren böbrek  taşını önlemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az su içilmesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal olarak yaz, kış orta yaşlı bir kimse, günde 1,5 , 2,5 litre su içmelidir.  Böbrekler bu su ile yıkanır ve kandan süzdükleri artık maddeleri bu su ile idrar  şeklinde dışarı atarlar. Canımız istesin veya istemesin, özellikle böbrekleri  kum ve taş yapanlar her gün bu miktar suyu içmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırsaklardaki faydalı mikropların zarar görmesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yediğimiz gıdalardan yararlanmamız bağırsaklardaki faydalı mikroplar vasıtası  ile olmaktadır. Uzun süre ishal olmak, Antibiyotik veya Sülfamitli ilaç  kullanmak bu faydalı mikropların büyük kısmının yok olmasına neden olur. Bunun  sonucu yediğimiz gıdalardan "B" vitamini ve bazı proteinlerin bünyemizce  alınması azalır."B" vitaminini yeterince alamayan kimselerin, sinirleri  zayıflar, saçlarında dökülmeler başlar ve "B6" vitaminin eksikliği OKZALAT,  "B13" vitamini eksikliği ise ÜRAT tipi taşın oluşmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;idrarın tadının değişmesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı kişilerde idrarın tadı hafif ekşidir. İdrarın tadı, eczanelerden  alınacak TURNUSOL kağıtları ile kolayca tespit edilebilir. İdrarın ekşiliğine pH  derecesi denir. Sağlıklı bir kişide idrarın pH derecesi 5,8 � 6,2 arası oynar.  Bazı hasatlıklar nedeniyle veya bazı gıda maddelerinin sürekli ve çok  yenmesinden idrarın pH derecesi 5,8 aşağı veya 6,2�den yukarı olabilir. Bu iki  sınır dışındaki idrar içersinde ayrı, ayrı çeşitli mikroplar üreme imkanı bulur  ve böbreklerde ayrı tiplerde taşların oluşmasına neden olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAŞIN TİPLERİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okzalat tipi taş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En fazla rastlanan taş tiplerinden biridir. Okzalik asit yediğimiz  karbonhidratlı (şekere dönüşen) gıdaların hazım kademeleri sırasında meydana  gelir ve idrar içersinde okzalik asit hemen herkeste bulunur. Bu asit idrarda  bulunan kalsiyum ile birleşerek kalsiyum okzalat tipi kum ve taşı oluşturur. Bu  taşın oluşmasının nedeni pH derecesinin 5,2�den aşağıya düşmesi sonucu olur.  Düşük olmasının sebebi ise; Beslenme bozukluğundan, "B6" vitamini eksikliğinden,  bu vitaminin eksikliği ise, fazla antibiyotikli ilaç kullanmak, şeker hastalığı,  karaciğer yetersizliği, kolesterol yüksekliği, sürekli ishal gibi rahatsızlığı  olanlarda görülür. Okzalat tipi taş; sarımsı renkte, cam görünüşlü ve sivri  çıkıntılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürat tipi taş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinli gıdalar, hazımları sırasında çeşitli kademelerde parçalanırlar ve  sonunda üre ve üre asidi halinde idrarla dışarı atılır. İdrarda bulunan bu  protein artıkları böbrekte ÜRAT TAŞI haline gelir. Beslenmelerde ihtiyaçtan  fazla proteinli gıda yenmesi, proteinlerin parçalanmasını sağlayan "B13"  vitamini eksikliği, aşırı antibiyotikli ve sülfamitli ilaçların kullanılması,  şeker hastalığı, karaciğer yetersizliği gibi rahatsızlıklardan böbrekler süzme  işini tam yapamaması sonucu ürat tipi taş oluşur. Ürat tipi taş; kırmızımsı  renkte, cam görünüşlü ve sivri çıkıntılı uçludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolestrol tipi taş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tip taş ürat tipi taşa benzer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosfat tipi taş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefrit, piyelonefrit, kanser, cilt hastalıkları, deri yanması gibi  rahatsızlıklarda pH derecesi yükselir. Bundan dolayı idrar içersinde çeşitli  mikroplar ürer ve böbreklerde fosfat tipi taş oluşur. Bu taş tipi daha çok  böbrek rahatsızlığı olanlarda görülür. Fosfat tipi taş; mat, açık kahve renkte,  köşesiz, üst üste yapışmış yuvarlakçıklardan oluşmuştur sivri çıkıntıları  yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖNERİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbrekleri taş yapanların "A, E, B, B6 ve B13" vitaminlerini bol almalıdırlar  veya bu vitamini içeren gıdaları bol yemelidirler. Fazla antibiyotikli ve  sülfamitli ilaçlar ile "D" vitamini kullanmamalıdırlar. İdrarın pH'nı ölçerek  düşük ise yükselten, yüksek ise düşüren gıdalarla beslenilmeli ve idrarın  ekşiliği normal değerlere gelmesi sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdrar pH'ını yükselten gıdalar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lahana, patates, karnabahar, pırasa, domates, zeytin, salatalık, incir, turp,  nar, muz, çilek, erik, kiraz, kaysı, şeftali, elma, armut, ıspanak, kereviz,  marul, süt, havuç, limon, portakal ve üzüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdrar pH'ını düşüren gıdalar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Margarin, pirinç, ekmek, bisküvi, badem, soğan, tere yağ, unlu besinler,  enginar, bezelye, mantar, mercimek, kuru fasulye, peynirler, fıstık, ceviz,  yumurta, etler, av etleri, beyaz etler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUHARA ŞİFALI BİTKİLER: Taş eritme tozundan, sabah ve akşam tok karnına bir çay  bardağı suya bir çay kaşığı dolusu karıştırıp içiniz. Böbreklerdeki kum ve  taşları eritir. Böbreklerde taşın tekrar etmemesi için, yılda bir, 15 gün süre  ile kullanmanızı tavsiye ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: Fosfat tipi taş genelde az görülür ve zor erir. Bu tip taşın erimesi için  taş tozu şu şekilde kullanılmalı; sabah, öğle, akşam birer çay kaşığı taş tozu,  bir çay bardağı suya karıştırıp içilmeli. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-2578782333354971218?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/2578782333354971218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=2578782333354971218' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/2578782333354971218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/2578782333354971218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/bbrek-ta-olumas-nedenleri-ve-tedavisi.html' title='Böbrek taşı oluşması nedenleri ve tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-424823211730093</id><published>2008-10-07T07:24:00.000-07:00</published><updated>2008-10-07T07:26:00.514-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Su içmenin faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='suyun faydaları'/><title type='text'>Su içmenin faydaları</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; &lt;a name="Su_İçmenin_Faydaları"&gt;Su İçmenin Faydaları&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:130%;"  &gt; &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/selale2.jpg" width="142" align="left" border="0" height="106" /&gt;Terleme  yoluyla su kaybı böbrek ve idrar yollarında taş oluşmasına sebep oluyor Hava  sıcaklığının yüksek olması sonucu vücuttaki suyun daha çok terleme yoluyla  dışarı atılmasının idrarın azalmasına, bu durumun da böbrek ve idrar yollarında  taş oluşmasına zemin hazırladığı bildirildi. Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Tıp  Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Zeren, yaptığı  açıklamada, çok farklı sebeplerle oluşabilen böbrek ve idrar yolu taşlarının  büyüklüğü ve yoğunluğuna göre şiddetli ağrılara yol açabildiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SU KAYBI TEHLİKELİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Zeren, sıcak havanın özellikle yaz dönemlerinde böbrek taşı hastaları için risk  oluşturduğu gibi, yeni hastalıklara da zemin hazırladığını belirtti. Zeren,  "Sıcak havada terleme ile su kaybedilmesi, idrarı azaltarak böbrek taşı  oluşmasına yol açıyor. Orta yaş üzerindeki erkeklerde ise risk daha fazla  oluyor" dedi. Bazı idrar yolu taşlarının ise oldukça iri olmalarına rağmen  hiçbir şikayete yol açmadıklarının da görüldüğünü, bunların ancak başka  nedenlerle yapılan incelemeler sırasında tesadüfen saptandığını ifade eden Zeren,  şöyle konuştu: "Yaz aylarında, riski azaltabilmek için günün büyük bölümünü  kapalı ve klimalı ortamlarda geçirenler günde 3 litre, güneşli ortamlarda  bulunanlar ise 4-5 litreden fazla su içmeli. Özellikle, nem oranı oldukça yüksek  olan kentlerde böbrek taşı hastaları daha dikkatli olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;TAŞIN BELİRTİLERİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, limon suyunun bazı taşların oluşumuna engel olduğu da bilimsel  araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu nedenle, günlük sıvı ihtiyacının bir kısmının  limonata olarak alınması yararlıdır. Gazlı içeceklerden ise kaçınmak gerekir."  Gece çok sık idrara kalkmanın, bulantı, kusma ve idrarın hafif kanlı olmasının  böbrek taşı belirtisi olabileceğine dikkati çeken Zeren, "Eğer ağrı birkaç  günden uzun sürerse, idrar yaparken şiddetli yanma, yüksek ateş gibi belirtiler  olursa hemen bir uzmana başvurulması gerekir" dedi. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-424823211730093?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/424823211730093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=424823211730093' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/424823211730093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/424823211730093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/su-imenin-faydalar.html' title='Su içmenin faydaları'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-4455154747022151370</id><published>2008-10-04T14:04:00.000-07:00</published><updated>2008-10-04T14:05:26.887-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erken boşalma tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkeklerde Erken Boşalma Sorunu'/><title type='text'>Erkeklerde Erken Boşalma Sorunu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;   &lt;a name="ERKEN_BOŞALMA"&gt;Erkeklerde Erken Boşalma Sorunu&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Erken boşalma her ne kadar bir cinsel problem veya yetersizlik gibi    görülse de bir problem olmayıp bir cinsel uyumsuzluktur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Cinsel ilişkide en önemli şey uyumdur. Bu yüzden de gerçek anlamda    ortada bir erken boşalma sorunu olmayıp erkeğin kadının orgazmından önce    veya ona ruhen yetecek kadar beraber olamadan boşalması bir cinsel    uyumsuzluk ortaya çıkaracaktır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  O halde erken boşalma diye adlandırılan sıkıntı bir cinsel yetersizlik    değil, sadece çözülmesi gereken bir sorundur,ve çözümü de basittir.&lt;br /&gt;  Bir partneriniz sizinle kurduğu ilişkide siz boşalmadan orgazma    ulaşabilir,diğeri ise daha geç orgazm oluyordur ve siz ondan önce    boşalabilirsiniz. Bu durumda kime veya neye göre erken boşalıyorsunuz .    Böyle olunca bu tamamen karşı tarafla uyum sorunu olup bir yetersizlik    değildir, ama var olan uyumsuzluğu da ortadan kaldırmak gerekir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Tabi ki bu konuda yapılan çalışmalar ve istatistikler vardır ve    ortalamalar alınarak çıkarılan sonuçlar genel değerler olarak kabul    edilebilinir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Buna göre;&lt;br /&gt;  Dr. Kiper Sınıflandırması © (2000)&lt;br /&gt;  1 -penis vajina ya girmeden önce boşalma olursa ileri derecede erken    boşalma&lt;br /&gt;  2 -penis vajina da iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma orta    derece erken boşalma&lt;br /&gt;  3-penis vajinada iken 1 ila beş dakika arası boşalma erken boşalma    olarak kabul edilir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Bu koşullar altında normal ilişki süresini penis vajinada iken en az 5    dakika ve üstü olarak kabul ediyoruz, ideali 5 ila 15 dakika arasıdır    ama bu dediğimiz gibi çiftlere bağlı, siz erken boşalabilirsiniz veya    partneriniz geç boşalabilir bu bir uyum sorunudur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Erken boşalmanın nedenleri ne olabilir;&lt;br /&gt;  Erken boşalma sorunlu vakaların yüzde birinden az kısmı bedensel bir    takım sorunlara dayanmakta geri kalan ve neredeyse bütünü oluşturan    büyük çoğunluğu bedensel değil psikolojiktir,kontrol etmeyi bilmemekten    oluşur ve kısa sürede düzeltilir,nedir bu nedenler?&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - yaptığımız çalışmalar sonucu en yaygın olarak rastlanılan konu gençlik    çağlarında yapılan mastürbasyonlardır, yakalanma korkusu ve aşırı    heyecan ile yapılan bu mastürbasyonlar da en önemli şey bir an önce    boşalıp o hazzı yakalamak ve yakalanmamaktı.&lt;br /&gt;  - ve erken boşalmanın önemli olduğunun kabul edildiği bazı gençlik    yılları da vardır,bu yıllarda tıpkı uzağa işemek, organ büyüklüğü    yarışması yada ilk orgazma ulaşan kişiyi bulmak için mastürbasyon    yarışmaları yapılırdı, ve bu yarışmayı kazanan kişi kahraman, imrenilen    kişi olurdu.&lt;br /&gt;  - gençlik yıllarında, sık sık, birden fazla orgazm olup sertleşme    sağlanıldığından boşalmanın geciktirilmesi akla bile gelmemiştir,ve amaç    sadece en erken şekilde boşalıp rahatlamaktır.&lt;br /&gt;  - cinsel açıdan ailevi baskı altında yetişmiş veya diğer faktörler    neticesi evlilik öncesi ilişki yaşayamamış veya mastürbasyon yapamamış    kişilerdeki aşırı duygu birikimine bağlı erken boşalma görülebilir.&lt;br /&gt;  - partnere aşırı ilgi ,bağlılık ve sevgi heyecanı arttırıp erken    boşalmaya neden olabilir.&lt;br /&gt;  - uzun süren cinsel perhizler sonrası kurulan ilişkilerde de erken    boşalma görülebilir.&lt;br /&gt;  - para karşılığı kurulan ilişkilerde tıpkı mastürbasyon gibi yalnız    olarak tek taraflı hazza yönelik duygular içerdiğinden orgazm    zamanlaması gibi bir sorun ortada yoktur, gene amaç boşalıp    rahatlamaktır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Uyumsuzluk ;olaya seksüel paylaşım gerektiren,önem verilen başka bir    kişi katılınca ortaya çıkmakta ve o zaman anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Erken boşalma cinsel sıkıntılar içinde en kolay çözüme ulaştırılan ve    başarı olduğumuz konu olup gerekli olan kişinin önerileri düzenli    uygulaması ve terapi aldığı hekimi ile uyumlu çalışmasıdır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Çözümde verdiğimiz cinsel eğitim ve öneriler bir çok kişinin aslında    bilebildiği veya bilinçsizce yaptığı şeyler olup burada önemli olan    belirli bir düzen ve sürede uygulanmasıdır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Bir saatin çarklardan oluştuğunu hepimiz biliriz ama sökülen bir saatin    çarklarını uygun olarak yerleştirmeyi ancak bilen birisi yapabilir,bunu    içinde profesyonel destek almaktan çekinmeyiniz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Boşalmayı kontrol etmek tıpkı bisiklete binmek gibidir , öğrenene kadar    sıkıntı çekebilirsiniz ama bir kez öğrendiniz mi bir daha unutmazsınız,    çok uzun ara verip tekrar bindiğiniz zaman başlangıçta belki kısa bir    süre yalpalar ama tekrar eski halinize dönersiniz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Boşalma bir ateşleme mekanizması olup başladığı zaman hiç kimse hiçbir    yolla onu bastıramaz, geciktiremez, denetim altında tutamaz.&lt;br /&gt;  Yapmamız gereken şey ateşlenme noktasına gelmeden sistemi yavaşlatmak,    durdurmak veya kontrol altına almaktır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Cinsellikte en önemli şeyin uyum olduğunu söylemiştik, orgazm    zamanlaması da (gerek erkeğin erken orgazmı, gerekse kadının geç    orgazmı) temelde çiftlerin karşılıklı olarak düzeltmeleriyle ilgili bir    konudur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Nasıl ki erkeğin yaklaşımı ve sevecenliği ve de tavrı ile kadın orgazmı    öne alınabilinirse, kadının yardımıyla,eşlerin her ikisi de    isterse,pratik olarak her erkeğin orgazmının geciktirilebilineceği    bilinmelidir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Kadın ve erkeğin ilişki sürelerini uzatmak için bir çok yol ve yöntem    mevcuttur.&lt;br /&gt;  Erkeğin erken boşalmasını engellemek için çeşitli yöntemler    uygulanmaktadır. Genelde kişiler önce bunları kendileri denemekte    başarılı olamayınca hayal kırıklığına uğramakta ,panik olmaktadırlar,bu    sorunun çözümü bir uzmandan destek almaktır. Hatta bu hayal kırıklıkları    giderek bir sertleşme sorunu halini almaktadır.Erken boşalan kişi,    partnerine yeterli olamamanın sıkıntısı ile seksten uzaklaşmakta ve    sertleşmede sorun yaşayabilmektedir. Evlilikler yıkılmakta ,ciddi    psikiyatrik sıkıntılar yaşanmaktadır. Çözümü çok çok basit olan böyle    bir olay için tedaviye gitmemek , ertelemek veya utanıp sıkılmak, cinsel    hayata küsüp hayatımızı ,yaşam kalitemizi düşürmenin hiç bir anlamı    yoktur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Sistemli bir uygulama, eşler arası ve doktorunuz veya seks terapistiniz    ile uyumlu çalışma gereklidir ve eğer düzenli uygulanırsa çok kısa    sürede bu sorun ortadan kalmaktadır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Biz bu konuda profesyonel destek almanızı ,bir seks terapi merkezine    kendiniz veya eşinizle beraber baş vurarak bu sorunu daha kısa sürede    çözmenizi öneririz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  İlaçlarla veya geciktirici spreylerle bu sorunlar çözülmez sadece    büyür.İlaçlar yan etkileri olarak da cinsel isteksizlik yapacaklar ve    ruhsal durumunuz daha da bozulacaktır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Bu konu bir gerçektir ve bundan utanılmaz.Ve her gün bu konu ile ilgili    bir çok kişi doktorlara başvurmaktadır. Hepside sorunun çözümünü    sağlayıp huzur güven ve mutlulukla sağlıklı bir cinsel yaşantıya    kavuşmaktadırlar.&lt;br /&gt;  Bu sorun kesinlikle çözülmektedir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Hayat çok güzel ve önümüzde, ve sizin bulunduğunuz yer olmak istediğiniz    yer, eğer bundan mutlu değilseniz çaba gösterin ve değiştirin.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Bedel (maddi-manevi) ödenmeden hiç bir şeye sahip olunmaz.Bu yüzden    böyle bir sorununuz varsa en yakın doktora başvurunuz.&lt;br /&gt;  Sizde kendinize saygı duyun, hayatınızı dolu dolu yaşayın.&lt;br /&gt;  Cinsellik hayatın temelidir ve de gereklidir, öyleyse doya doya ve    gururla yaşayın, çözümü çok basit olan bir erken boşalma için kendinizi    üzmeyin.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Karar verin , çözüme ve mutluluğa ulaşın.&lt;br /&gt;  Hayat kalitenizi yükseltin!!&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Not: Bazı hastalarımız daha evvel erken boşalma sorunları olmadığını ama    yaşları ilerledikten sonra bu sorunun ortaya çıktığını söyleyip bunun    nasıl olduğunu sormaktadırlar,onların erken boşalma sorunu her zaman    vardı,farkında değildiler,gençken ilk ilişkide erken boşalıp hemen kısa    sürede ikinci ilişkiye hazır hale geldiklerinden ve de doğal olarak    ikinci ilişkide doygunluk fazla olduğundan boşalma daha geç oluyordu ve    dolayısıyla bunu telafi edebiliyorlar ve de partnerleri tatmin oluyordu    ve ortada sorun olmuyordu,yaş ilerledikçe cinsel güç azaldığından artık    gün içinde daha az sayıda veya tek sefer ilişki kurabiliyorlar ve de    dolayısıyla ilişkinin kalitesi ve süresi önemli hale geliyor.Böylece de    erken boşalma sorunu ortaya çıkıyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-4455154747022151370?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/4455154747022151370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=4455154747022151370' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4455154747022151370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4455154747022151370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/erkeklerde-erken-boalma-sorunu.html' title='Erkeklerde Erken Boşalma Sorunu'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-3760963243154737419</id><published>2008-10-04T14:01:00.000-07:00</published><updated>2008-10-04T14:02:31.300-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küçük penisi büyütmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penisi büyütmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küçük penis sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkeklerde Küçük Penis Sorunu'/><title type='text'>Erkeklerde Küçük Penis Sorunu</title><content type='html'>&lt;b style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;&lt;a name="KÜÇÜK_PENİS"&gt;Küçük Penis Sorunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;   Penis Latincede kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına    süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin(sperm-ersuyu)    geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır. Cinsel heyecan ile beyin    bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis    sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir. Penis sertleşme halindeyken    boyuna ve enine büyür.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5    ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 16 cm boyunda olur.    Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık    gösterebilir. Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri    rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu    birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük    olabilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm arası    penisler normal boyutlardadır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar    olabilir. Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleştiğinde daha    büyük bir hal almayabilir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Bütün erkekler penislerinin büyüklüğü ile yakından ilgilidirler. Bu bir    erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir. Erkekler    cinsel organlarıyla gurur duyar , övünürler. Erkeğin cinsel organına    verilen güç soyunmayla beraber korkunç bir yarışa girer. Boyut, gücü    simgeleyen bu organın yegane güvencesidir. Gören kadının kıyaslama    imkanına kavuşması cinsel organı iri boyutlarda olmayan bir erkek için    sonun başlangıcıdır. Erkekler arasında da penis boyutunda odaklanan    rekabetin bir trajediye dönüşmesi cinsel kimliğin yalnızca bu organa    indirgenmesinden kaynaklanır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Ama peniste veya sexte önemli olan penisin boyu değil, işlevidir. Yani,    sizin penisinizle yapabildikleriniz bunu da duygularınızla    birleştirmeniz en önemli olanıdır.İri bir penise sahip olacağınıza (ki    18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında kadına zevk yerine acı    vermektedir) sertliğini uzun süre tutabilen daha küçük bir penise sahip    olmak daha avantajlıdır. Her ikisi de bir arada olursa hiçbir zararı    yoktur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt; Tabiî ki ebat olarak normalin altındaki penislerde hem cinsel ilişki    sırasında sorun yaratabilecek hem de psikolojik yönden erkekte sorun    yaratacaktır.Normalin altındaki penislere ne yapılabilir; bugün yeni    ameliyat teknikleri sayesinde penis boyları uzatılabilmekte, ince    penisler çeşitli yöntemlerle kalınlaştırılabilmektedir. Çok başarılı    sonuçların yanı sıra pek sonuç alınamayan ameliyatlarda olmaktadır. Bu    hastadan hastaya göre değişmektedir. Ülkemizde de bu tip ameliyatlar    yapılmaktadır. Ama bu tip ameliyatların her isteyene yapılamayacağı    sadece ve sadece çok gerekli vakalara yapılması gerektiğini bildirmek    isterim.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Bu arada en çok sorulan sorulardan olan piyasada satılan penis büyüttüğü    iddia edilen vakum pompaları veya şu ve bu gibi metotlar gerçek    dışıdır,kandırmacadır,hiç bir faydaları yoktur. Bu penis büyüttüğü ileri    sürülen vakum pompaları büyütmek bir yana penis sertleştiğinde içindeki    kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme    problemleri yaratmaktadır.Bu yüzden kullanılması zararlıdır.Normal    standartlardaki boylar için Penis boyunuz ne ise odur,yapabileceğiniz    tek şey performansınızı geliştirmek veya boşalma sürenizi uzatmaya    çalışmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/"&gt;üroloji&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-3760963243154737419?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/3760963243154737419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=3760963243154737419' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/3760963243154737419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/3760963243154737419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/erkeklerde-kk-penis-sorunu.html' title='Erkeklerde Küçük Penis Sorunu'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-7810109233549556278</id><published>2008-10-04T13:59:00.000-07:00</published><updated>2008-10-04T14:00:20.680-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsellikteki doğru bilinen yanlışlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsellik yapılması gerekenler'/><title type='text'>Cinsellikteki doğru bilinen yanlışlar</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt; &lt;a name="CİNSELLİKTE_DOĞRU_BİLİNEN_YANLIŞLAR:"&gt;Cinsellikteki doğru bilinen yanlışlar&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Balığın yanında yoğurt yenmez” gibi aslında hiçbir doğruluğu olmayıp ama  günümüzde de efsane gibi süregelen yanlış inançlar vardır.Belki balığın yanında  yoğurt yenmese çok bir kayıp olmaz,ancak yenirse de zehirlemez.Ama cinsellikteki  batıl inançlar ya da mitler maalesef yıkıcı etki yaparlar ve cinsel hayatı zehir  edebilirler.Cinsel sorunların oluşmasında ya da sürmesinde bariz olumsuz  etkileri vardır.Örneğin şöyle bir senaryo kuralım.Bir takım günlük  sıkıntılarından dolayı aslında o akşam cinselliğe hazır hissetmeyen bir erkek  eşinde cinsel istek sezmiştir.Her ikisi de kadının cinselliği başlatmasının  doğru olmadığına inandığı için karısının sevişmek istese de bunu  söyleyemeyeceğini bilmektedir. Kendisini yorgun ve kafası karışık hissettiği  halde çok hoşlandığı eşini kırmamak ve erkeklik imajını korumak için cinsel  ilişkiyi başlatmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İlişki sırasında geç sertleşmiş hatta sık olarak  sertliğini kaybetmiştir. Kendisi erkeğin her an sekse hazır olduğuna, bunun bir  başarı olduğuna, sevişme sırasında mutlaka penisin sertleşmesi gerektiğine, bir  kere sertleşen penisin ilişki boyunca sürekli sert kalması gerektiğine  inanmaktadır. Bunları fark etmesi erkeklik imajını yaralamış ve artık cinselliğe  kendini vermek bir yana adeta kendisini adeta sevişirken izlemekte ve aklından  neden olmuyor ben zayıf mıyım soruları geçmektedir.Kadın da erkeğin penisinin  sertleşmesindeki zorlukları fark edip artık erkeğinin kendisinden hoşlanmadığını  düşünmektedir. Kadının yüzü asılmıştır. Hatta erkeğinin dalgın olduğunu görüp  aklından başka bir kadını geçirdiğini düşünmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Çünkü kadın da erkeğin her  an sekse hazır olması gerektiğine,sertleşmenin ancak erkeğin eşine olan  ilgisinin kaybolmasıyla kaybolacağına inanmaktadır.Kadının yüzündeki ifadeyi  fark eden erkeğin karısını mutlu edemediğini görmesiyle başarısızlığı  kanıtlanmış gibi hisseder. Artık erkek yetersiz başarısız, kadında erkeğini  kendisine bağlayamayan başarısız ve yetersiz bir kadındır. Erkek kadına  duygularını açamaz çünkü erkek güçlüdür ve duygularını açmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kadın da  henüz emin olamadığı için susmaktadır. Bu sevişme cinsel birleşmesiz  bitmiştir.Oysa her fiziksel temas cinsel birleşmeyle, boşalmayla ve orgazmla  bitmelidir. Bir sonraki cinsel birleşme deneyimi ise tam bir fiyaskodur.Çünkü  artık bedenler çıplak olsa da ruhlar bunu algılayamamakta, çift keyif almaya  değil sınava hazırlanmaktadır.Çıplak bedenler çok yakın olsa da cinsellik ve haz  çok uzaklardadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;SIK GÖRÜLEN YANLIŞ İNANIŞLAR: &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek her zaman seks ister ve her zaman sekse hazırdır.&lt;br /&gt;Cinsel ilişkiyi daima erkek başlatmalıdır.&lt;br /&gt;Cinsel ilişkiyi kadın başlatıyorsa bu kadının azgın ve tehlikeli olduğunu  gösterir.&lt;br /&gt;Sevişme cinsel birleşmeye eşittir;bunun dışındaki aktivitelerin pek önemi  yoktur.&lt;br /&gt;Erkeğin penisi sertleştiğinde en yakın zamanda boşalmalıdır (tercihan vajina  içine).&lt;br /&gt;Sevişme her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır,sevişme hakkında konuşmak  veya düşünmek onu bozar.&lt;br /&gt;Tüm fiziksel temaslar cinsel birleşmeyle tamamlanmalıdır.&lt;br /&gt;Erkekler duygularını belirtmemelidir.&lt;br /&gt;Her erkek her kadına nasıl zevk vereceğini bilmelidir.&lt;br /&gt;Seks ancak her iki eşin birlikte orgazm olmasıyla güzel olur.&lt;br /&gt;Eğer eşler birbirlerini seviyorsa, birlikte seks yapmaktan nasıl zevk  alacaklarını da bilirler.&lt;br /&gt;Cinsel ilişki içinde olan eşler içgüdüsel olarak diğerinin ne düşündüğünü ve  istediğini bilirler.&lt;br /&gt;Mastürbasyon kötü ve zararlıdır.&lt;br /&gt;Cinsel ilişki sırasında mastürbasyon yanlıştır.&lt;br /&gt;Cinsel ilişki sırasında erkeğin penisinde sertleşme kaybı eşini çekici bulmadığı  anlamına gelir.&lt;br /&gt;Cinsel birleşme sırasında fantezi kurma yanlıştır.&lt;br /&gt;Erkek veya kadın sekse hayır diyemez.&lt;br /&gt;Seks sırasında neyin normal olduğuna ilişkin belirgin ve kesin kurallar vardır.&lt;br /&gt;Cinsel ilişki sırasında kontrol daima erkekte olmalıdır.&lt;br /&gt;Erkek cinsellikte mutlaka deneyimli olmalıdır.&lt;br /&gt;Sevişme ve cinsel birleşme sırasında erkek aktif kadın ise pasif bir rol  almalıdır.&lt;br /&gt;Erkekler daima kadınlardan daha çabuk orgazma ulaşırlar.&lt;br /&gt;Erkeğin eşi masum ve kutsaldır, daha doyurucu ve tatmin edici seks daha çok  ?????? lerle yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Cinsel birleşme sırasında fantezi kuran kadınlar genel olarak cinsel  yaşantılarında doyumsuzdurlar.&lt;br /&gt;Eşlerden birinin mastürbasyon yapması evlilik ilişkisinin iyi gitmediğine işaret  eder.&lt;br /&gt;Çiftlerin karşılıklı mastürbasyon yapması cinsel ilişkinin yerini asla tutamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;MODERNLİK MİTLERİ &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern bir kadın olmak için orgazm olabilmek gereklidir.&lt;br /&gt;Modern kadın cinselliği başlatandır.&lt;br /&gt;Modern kadın cinselliği evlilik öncesi yaşamış olandır.&lt;br /&gt;Modern kadın olabilmek için cinsel ilişki sırasında kadının eşine bol miktarda  bilgi vermesi, yani nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığını belirtmesi  gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;CİNSEL BİLGİ EKSİLİĞİ VE YANLIŞ İNANÇ KARIŞIMI OLANLAR: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menopoz (adetten kesilme)kadının cinsel isteklerinde ani bir azalmaya neden  olur.&lt;br /&gt;Gebelikte kadınların cinsel isteği azalır.&lt;br /&gt;Gebelikte cinsel birleşme doğacak çocuğa zarar verir.&lt;br /&gt;Adet döneminde kadınlar kendilerine yaklaşılmasından rahatsız olurlar.&lt;br /&gt;Boşalma olabilmesi için penisin sertleşmiş olması gerekir.&lt;br /&gt;Erkekler ve kadınlar 60 yaşından sonra cinselliğe ilgilerini kaybederler.&lt;br /&gt;Erkeklerle kadınların aynı anda orgazm olmaması, erkeğin erken boşaldığını  gösterir.&lt;br /&gt;Erkek her cinsel birleşme sırasında eşini orgazm edebilmelidir.&lt;br /&gt;Cinsel birleşmenin sık olması eşler arasındaki ilişkinin başarılı olduğunu  gösterir.&lt;br /&gt;Erkekler cinsel ilişkiyi daima kadınlardan daha sık arzular.&lt;br /&gt;Penis ne kadar büyükse cinsel birleşme kadın için o kadar doyum verici olur.&lt;br /&gt;Ameliyatla rahmi alınmış bir kadın artık orgazma ulaşamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;VAJİNİSMUSLA İLGİLİ YANLIŞ İNANIŞLAR &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklik organı (penis) ,kadın cinsel organı (vajina ) nın içine alamayacağı  kadar büyüktür.&lt;br /&gt;Penisin vajinaya ilk girişinde mutlaka çok ağrı olur.&lt;br /&gt;Penisin vajinaya ilk girişinde aşırı kanama olur.&lt;br /&gt;Eğer erkek uyarılırsa mutlaka cinsel birleşme ister, bu yüzden cinsel ilişkiye  girilemeyecekse ona yaklaşmamak gerekir.&lt;br /&gt;Cinsel ilişkiye girememe süreci uzarsa evlilik boşanmayla sonuçlanır.&lt;br /&gt;Cinsel organların görünümü tiksindiricidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/"&gt;üroloji&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-7810109233549556278?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/7810109233549556278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=7810109233549556278' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7810109233549556278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7810109233549556278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/cinsellikteki-doru-bilinen-yanllar.html' title='Cinsellikteki doğru bilinen yanlışlar'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-7514594205640974705</id><published>2008-10-04T13:58:00.000-07:00</published><updated>2008-10-04T13:59:15.363-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel aktivite ve kalori'/><title type='text'>Cinsel aktivite ve kalori</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;color:#ff0000;" &gt;&lt;a name="CİNSEL_AKTİVİTE_VE_KALORİ"&gt;Cinsel aktivite ve kalori&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapığımız her hareket ,düşünme bile bir enerji harcayarak gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal hareketli bir erkeğin günde 2000-2500 kaloriye,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal hareketli bir kadının ise günde 1500-2000 kaloriye ihtiyacı vardır  kabaca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif bir yürüyüşte dakikada 3 Kcal,&lt;br /&gt;fazla tempolu olmayan normal bir koşuda 5 Kcal kadar enerji harcarız,&lt;br /&gt;Daha aktif sporlarda ise dakika da 9-10 Kcal kadar enerji harcanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel aktiviteler sırasında harcanan kalori miktarı yaşanan olaydan olaya ve  kişiden kişiye göre değişmekle beraber yapılan araştırmalarda ortalama olarak  dakikada 6.4 Kcal enerji harcandığı tespit edilmiş.&lt;br /&gt;Cinsel aktivite sırasında vücuttaki bütün kaslar çalışmaktadır ve beynimizde  ciddi miktarlarda glikoz tüketmektedir(beyin glikoz-bir şeker türüdür-kullanarak  enerjisini sağlar)&lt;br /&gt;45 dakikalık bir cinsel aktivitede ortalama 250 kalori harcanır.&lt;br /&gt;Bu miktar eğer günlük alınması gereken ortalama 2000 Kcal ile  karşılaştırıldığında önemi daha iyi anlaşılır. En ağır sporlar kadar enerji  harcanmasına neden olan cinsellik, düzenli yaşandığında anlamlı bir kalori  harcama yolu olarak kendisini gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir cinsel yaşam için iyi beslenme önemlidir.&lt;br /&gt;İyi beslenmedeki amaç dengeli beslenme ve düşük yağ alınımıdır.&lt;br /&gt;Kolestrol denilen yağ damar duvarlarında birikerek(tabii ki fazlası) damarlardan  organlara giden kan miktarını yaş ilerledikçe düşürür,dengeli ve az yağlı  beslenme ile vücuttaki tüm damarlar ile birlikte, cinsel organlara giden  damarlarda en yüksek kan akımını sağlayacaktır.&lt;br /&gt;Düzenli bir cinsel yaşamı olan ve de dengeli beslenen kişiler sağlıklıdır .&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-7514594205640974705?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/7514594205640974705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=7514594205640974705' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7514594205640974705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7514594205640974705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/cinsel-aktivite-ve-kalori.html' title='Cinsel aktivite ve kalori'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-6169423581446595951</id><published>2008-10-03T13:41:00.001-07:00</published><updated>2008-10-03T13:41:43.715-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser ve cinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanser tedavisinde cinsel ilişki bozukluğu'/><title type='text'>Kanser tedavisinde cinsel ilişki bozukluğu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;   &lt;a name="KANSER_TEDAVİSİNDE_CİNSEL_İŞLEV_BOZUKLUĞU"&gt;Kanser tedavisinde cinsel ilişki bozukluğu&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser hastalığında erken teşhis oranındaki artış, tedavide daha başarılı  sonuçlar elde edilmesinden ötürü çok daha fazla insan kanser tanısı sonrasında  da yaşıyor. Bu durum cinsel işlev bozukluğu, infertilite gibi olumsuz sonuçların  yaşam kalitesini daha negatif olarak etkilemesine yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel işlev bozukluğu kanser tedavisinin yol açtığı sık görülen yan etkilerden.  Erkeklerde sıklıkla OSS zedelenmesi veya penis kan dolaşımının azalması sonucu  erektil disfonksiyon ortaya çıkabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanserden sonra cinsel rehabilitasyona dönük geçerli ve ekonomik bir girişimin  olmaması ciddi bir sorundur. Çocukluk ya da genç erişkinlik döneminde kanser  tedavisi almış kişilerde, onkoloji ekibinin gelecekte çocuk sahibi olma  potansiyeli ile ilişkin bilgi verilmediği için fertilite işle ilgili sorunlarda  önemli bir sıkıntı kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem erkek hem kadınlarda fertilitenin korunması ile ilgili şanslar giderek daha  sık arttığı için hastalara ya da sağlık personeline dönük eğitim materyalinin  geliştirilmesi ya da uygulama kılavuzlarının oluşturulması onkoloji için önemli  konular arasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanserle ilişkili cinsel işlev ve fertilite sorunları yalnızca sık değil,aynı  zamanda tedavinin diğer yan etkilerine göre zamanla düzelme olasılığı en az  olanlardandır. Kanser olup da yaşayan herkesin cinsel olarak aktif kalmayı  bulmamakla birlikte meme, kolorektal,prostat ve jinekolojik kanserler nedeni ile  tedavi almış olanların en az yüzde 50’ sinde,uzun süreli cinsel işlev bozukluğu  görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle solid tümör tedavisi görmüş olan hastalardaki cinsel işlev bozukluğu  ve fertilite ile ilişkili bilgiler vardır. Kanserle ilişkili infertilite ile  ilişkili sıkıntı ya da endişe tipik olarak üreme çağında tanı konmuş hastalarda  en sıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser tedavisinden sonra en sık rastlanan cinsel sorunlar;&lt;br /&gt;? Her iki cinste cinsel istek azlığı/kaybı&lt;br /&gt;? Erkeklerde erektil dinfonksiyon&lt;br /&gt;? Kadınlarda cinsel aktivite sırasında ağrı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orgazma ulaşma güçlüğü olmakla birlikte, bu duyusal sinirlerin zedelenmesinin  bir sonucu olmaktan çok cinsel aktivite sırasında, cinsel aktivite ile ilişkili  istek ve arzu kaybına bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser tedavisi sağlıklı cinsel işlev için gerekli olan hormonal,vasküler,nörolojik  ya da psikolojik bir ya da birden çok fizyolojik sistemi etkileyebilir.&lt;br /&gt;Tedavi üreme organlarının çıkarılması ya da doğrudan zedelenmeye maruz kalması  gibi bir durumda gerektirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pelvik cerrahi ile cinsel aktivite sırasında genital bölgeye kan akımını  yönlendiren otonom sinirler etkilenebilir,ama bunun cinsel işlevler üzerinde  etkisi çok açık değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser Tedavisinden Sonra Cinsellik Rehabilitasyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser tedavisinden sonraki cinsel sorunların nedeni tipik olarak organik  nedenler olmakla birlikte,başarılı cinsel rehabilitasyon davranış  değişikliklerini ve eşlerin de katıldığı daha geniş bir yaklaşım gerektirir  .Kanser sonrası cinsel rehabilitasyon basitçe hormon replasmanı ya da bir  mekanik cihaz kullanılarak düzeltilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel istek azlığının tedavisinde testesteron flasterleri kullanımı ümit verici  olduğu görülmekle birlikte bu tür tedavilerin meme kanseri riskini arttırdığını  göz önüne almak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.500 kişi arasında yapılan dünya çalışmasında(40-80 yaş arasındaki),cinsel  sorunların çok sık olduğunu ancak sadece yüzde 20’den az kişinin tıbbi yardım  aradığı görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli taramalarda da kanser tedavisi görmüş kişilerde cinsel işlev  bozukluğunun önemli bir stres kaynağı olduğu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanserle ilişkili cinsel işlev bozukluğunun nedenlerine ve sıklığına odaklanmak  yerine,pratik ve ekonomik cinsel rehabilitasyon programlarını geliştirmek ve  yaygınlaştırmanın zamanı gelmiştir. Halen bu alanda randonize çalışmaların  olmaması psiko sosyal onkolojini önemli sorunlarından biridir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-6169423581446595951?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/6169423581446595951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=6169423581446595951' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6169423581446595951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6169423581446595951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/kanser-tedavisinde-cinsel-iliki.html' title='Kanser tedavisinde cinsel ilişki bozukluğu'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-8173168806400410835</id><published>2008-10-03T13:40:00.001-07:00</published><updated>2008-10-03T13:40:53.829-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlk Gece'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilk gece korkusu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilk gecede yapılması gerekenler'/><title type='text'>İlk Gece,ilk gecede yapılması gerekenler,ilk gece korkusu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="İLK_GECE:"&gt;İlk Gece &lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Evlilik, kadının ve erkeğin beraber yaşamak üzere karşılıklı anlaşma ile  oluşturdukları sosyal bir kurumdur. Bu kurum sevgiyi, saygıyı, cinselliği,  mutluluğu ve üzüntüyü dahi paylaşmayı içerir. Evlilik kadının ve erkeğin sahip  olduğu temel haklardan bir tanesidir. Evliliğin toplum tarafından kabul görmesi  içinde yasalar çerçevesinde onaylanması gerekir. Gelenek ve göreneklerde  evliliğin oluşmasını ve yapısını etkilemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kadının ve erkeğin sosyal  yaşamdaki rolleri daha doğar doğmaz yetiştirilme tarzları ile başlar. Bu roller  toplumsal ve kültürel farklara göre bazı değişikliklere uğrasalar da temelde  aynı esaslardadırlar. Kadının yapısı itibarı ile daha duygusal olması kolay  incinip kolay sevinmesi hormonları ile ilgili olup bu onun annelik yapabilmesi  için gereklidir. Kadın adet gördüğü zaman veya gebe kaldığı zaman veya doğum  yaptıktan sonra fiziksel olarak eskisine nazaran daha güçsüz düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bunun  sonucunda da erkek koruyucu ve kollayıcı olmak zorundadır. Kadın ve erkek  ilişkisindeki en önemli şey kadını kadın ,erkeği erkek olarak kabul etmek ve  karşı tarafın istek ve arzularına saygı duymaktır. Çünkü daha evvelde  söylediğimiz gibi daha bebeklikten itibaren farklı yetiştirilir ve farklı  hissetmeye başlarız. Bir kadının bir erkeğin nasıl düşündüğünü veya bir erkeğin  bir kadının niçin farklı davrandığını anlamasına imkan yoktur. Çünkü farklı  hormonlar etkisi altında olunca karşı cinsin bilemediği ve anlayamadığı duygular  gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Mesela kadınlar erkeklerin niçin seks isteklerini kontrol  edemediklerini ve devamlı seks istediklerini (daha doğrusu duygusuzca seks  yapabilmelerini)pek anlayamazlar. Kısaca açıklayacak olursak erkeklerde devamlı  sperm ( meni ) üretimi vardır ve bunun depolandığı kesenin kapasitesi eğer hiç  boşalma olmazsa yaklaşık dördüncü günden sonra dolar ve sanki idrar torbanız  dolduğunda nasıl işeme arzusu duyuyorsanız ve bu ilerledikçe rahatsızlık  yaratıyorsa, erkekte eğer boşalmadığı süre dört gün veya daha fazla olursa  devamlı kontrolsüzce seks arzusu duyacak sonuçta belki de saldırganlaşacak ve  hatta istenmeyen olaylarla karşılaşılacaktır. Bazen ise doğanın bir savunma  sistemi olarak ilişki kuramayan veya masturbasyon yapamayan erkek uykusunda  boşalacaktır. Bu gerçeği göz önüne alarak hanımlarımızın eşlerine olan  yaklaşımlarına daha iyi değerlendirmelerini istiyoruz ve aralarında olabilecek  bazı problemleri cinsellikten uzak durarak onları istedikleri şekilde  yönlendirebileceklerini düşünürlerse en yanlış şeyi yapmış olacaklardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Erkeklerde kadınları oldukları gibi kabul etmeli ,onların yaşam tarzlarına ve  duygusallıklarına saygı göstermelidirler, çünkü bu kadının doğasının bir  gereğidir ve duygusal olmayan bir kadın ne erkeğini mutlu edebilir ne de iyi bir  anne olabilir. O zaman karşılıklı sevgi ve saygı ,birbirinin isteklerini anlama  ve destekleme evliliğin temel şartlarındadır. Farklı iki cinsin arasındaki diğer  insanlardan farklı olan iletişim cinselliktir ve özel olmalıdır. Evlilikte iki  farklı cins arasında geliştiği için en önemli iletişim aracı, paylaşım  cinselliktir. Uyumlu bir cinsellik her iki tarafında olaylara bakış açısını  yumuşatacak ve toleransın artmasına sebep olacaktır. Cinsellik eşler arasında  bir iletişim biçimi olup birbirlerine karşı olan duygularının sözle ve bedenle  ifadesidir. Birçok kişi için özellikle kadınlar için evlilik cinselliğin  başlangıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kişiler o güne kadar toplumdaki cinsiyet rollerini  öğrenmişlerdir. Ama bu konuda konuşmak değer yargıları ve ön yargılar tarafından  zorlaştırılmıştır. Birbirleri ile konuşmaktan kaygı ve isteklerini dile  getirmekte güçlük çekerler. Bunu yok etmek içinde sevgi ,saygı ve anlayışla  birbirlerini anlamaya çalışmalıdırlar. Evlilikte sağlıklı bir cinsel yaşantı  için kadının ve erkeğin kendi vücudunu ve eşinin vücudunu tanımaya çalışması  gerekir. Karşı tarafın nelerden çekindiğini ve ya nelerden hoşlandığını dikkate  almak,rahatsız olduğu şeyleri yapmamak veya bunun kötü bir şey olmadığını izah  etmek çok önemlidir. Kadın için cinsellikte en önemli şey kendini güvende  hissetmektir hele hele yıllarca bir tabu olarak büyütülmüş olan ilk gece,ilk  cinsel ilişki korkusu ve o gece yaşayacakları kadının ilerdeki bütün cinsel  hayatını etkileyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Kadın kendini güvende hissederse, sevildiğini ve  sayıldığını hissederse ancak cinsel istek duymaya başlar . İlk ilişki sırasında  her iki tarafta birbirlerinin bedenlerini yeni tanıyacaklarından ve nasıl tepki  vereceklerini bilmediklerinden yumuşak ve anlayış ile yaklaşılmalıdır. Özellikle  bekaretini kaybedecek olan hanımlarımız için eşlerinin çok anlayışla  yaklaşmaları önemlidir, çünkü kadın o güne kadar hiç bilmediği bir duyguyu  yaşayacaktır ve belki de canının çok yanacağını düşünmektedir ama biz erkekler  olarak eşimize gerekli güveni verebilirsek, yavaş hareket edeceğimize onun  canını acıtmayacağımıza rahatsız olduğu yerde veya acı duyduğu yerde  duracağımıza inandırırsak, kadında şüphe ve tereddütlerini atacak ,ilişkiye  hazır hale gelecektir. Kadın sevgiyle ve güvenle cinselliği hissedeceği için  cinsel ilişkiye girmeden önce ne kadar uzun süre bir yaklaşım yaşanırsa yani ön  sevişme yaşanırsa bu kadını o kadar rahat hale getirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İlk ilişkide  yaşayabileceklerinizi anlatmadan önce isterseniz bekaret – kızlık zarı ( hymen )  nedir kısaca açıklayalım. Kızlık zarı, vajina ( hazne ) girişinde kadınlarımızın  adet görünceye kadar ve de cinsel hayatları başlayıncaya kadar vajeni dışardan  gelebilecek mikroplardan ve hastalıklardan korumak üzere doğal olarak oluşmuş  bir yapıdır. Çok çeşitli tipleri vardır. Bazı kadınlarımızda hiç olmayabilir,  bazılarında yarım olabilir , bazılarında ise halk arasında elastik zar olarak  isimlendirilen ve ancak doğumda yırtılabilen türdendir. Elastik zar esasında  ortasındaki deliği cinsel ilişkiye mani olmayacak büyüklükte olan bu nedenle de  kanamaya neden olmayan zardır. Zarın kalınlığı da çok değişken olup, bazı  hanımlarımızda çok ince yapıda ve erkeğin en ufak hareketi ile yırtılabilen  yapıdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bazıları ise daha kalındır ve zor yırtılır. Zor yırtılan zarlarda  kanama miktarı fazlaca olabilir ,eğer panik yaratacak veya bedensel rahatsızlık  yaratacak boyuttaysalar hemen bir kadın doğum uzmanına başvurularak , kanama  durdurulmalıdır. Bazıları ise ilişkide yırtılmayacak kadar kalın olup bunlar  ancak bir hekim tarafından uyuşturularak,acı vermeden açılmaktadır. İlk Gece  Hissedilenler ve Yaşanan Sorunlar Kadın hiç yaşamadığı bir duyguyu yaşayacağı  için heyecan duymakta ve aynı zamanda korkmaktadır .Erkek ise belki ilk  beraberliğini yaşayacak veya hayatını birleştireceği kadınla ilk deneyimi  olacaktır. Bu yüzden onda da başarılı olma duygusu ve korkusu hakimdir. Kızlık  zarının yırtılması abartıldığı gibi acı veren bir olay değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İlk ilişki  sırasında kadın belki bir iğne batması ve ya sinek ısırığı tarzında bir acı  duyabilir ve ya duymayabilir ve az miktarda pembemsi bir kanaması olabilir,daha  sonra ise daha evvel bilmediği bir dolgunluk ve bası hissi duyacak zaman  ilerledikçe ve güven arttıkça bu dolgunluk hissi zevke dönüşecektir. İlişkinin  ilk ayında her ilişkide belki başlangıçta çok hafif bir sızlama veya rahatsızlık  duyulacak ama bu kısa sürede kaybolacaktır. Cinsel hayatınızı daha  kolaylaştırmak ve vajendeki dolgunluk hissine alışabilmek için ilk hafta belirli  aralıklarla beş - on dakika vajeninize bir tampon koyabilirsiniz. Bu hem kızlık  zarındaki hem de vajen deki genişlemeye alışmanızı sağlayacak, rahatsızlık  duymanızı engelleyecektir. Kızlık zarının bozulmasından sonra kadınlarımızın ilk  gece yaşadığı sıkıntıların ikincisi de vajinismus dediğimiz vajen çevresini saran  kasların spazmı sonucu cinsel ilişkinin imkansız yada çok ağrılı hale  gelmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu sıklıkla baskılayıcı cinsel yetiştirme sonucu yani aile ve sosyal  çevre olarak cinselliğin kötü, yanlış bir şey olduğuna inanılarak yetiştirilen  veya çok acı duyacaklarına inanan kadınların cinsel ilişki yaşayacakları sırada  bilinçaltının koruma dürtüsü ile vajen girişindeki kasları kasması sonucu  oluşur. Yapılması gereken sakinleşmek, belki belli bir süre ilişki denemesine  ara vermek veya birkaç gün ertelemektir. Bu arada kadını rahatlatmak ona  yaşanacakların evli çiftler arasında hak olduğunu, ayıp olmadığını ve ona zarar  vermeyeceğini anlatmaktır. Eğer tekrar denememizde gene aynı sorunla  karşılaşıyorsak yapmamız gereken şey profesyonel yardım almak yani bir hekime  başvurmaktır. Hekiminiz sizin hem bedensel hem psikolojik olarak rahatlamanızı  sağlayacaktır. Cinsel ilişki sırasında kadını tedirgin eden olaylardan bir  tanesi de gebe kalma korkusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Çocuk sahibi olmak istenmediği bir sırada gebe  kalmak, bunun sorumluluğu veya kürtaj olmanın korku ve baskısı kadını  cinsellikten uzaklaştıracak ve soğutacaktır. Evlenmek üzere olan çiftler hemen  çocuk sahibi olmak istemiyorlarsa ilk cinsel ilişkiden itibaren gebelikten  korunmalıdırlar. Korunmak için bazı yöntemlere evlenmeden önce başlanılmalıdır.  Gebeliği önleyici haplar doktor kontrolünde alınmalıdır. Uygun zamanda  başlandığında ilk cinsel ilişkiden itibaren gebelikten korurlar . İlk cinsel  ilişkide gebelikten korunmak için kondom –prezervatif kullanılması da  önerilebilirse de uygulamada pek rahat olmadığı görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Sağlıklı Cinsel  Yaşam İçin Neler Yapmalıyız ? İdeal olanı cinsel hayatınız başlamadan önce bir  hekime muayene olmak ,cinsel ilişkiye engel bir halinizin bulunup bulunmadığı  veya cinsel ilişkide size rahatsızlık yaratabilecek bir sorununuz olup  olmadığını öğrenmektir . Ayrıca ilk cinsel deneyiminiz için hekiminizden uyarı  ve öneriler almak hem sağlık bir cinsel başlangıç yapmanızı hem de bundan  sonraki cinsel hayatınızı mutlu sürdürmenizi sağlayacaktır. Hekiminizden size  uygun gebelikten korunma yöntemini istemeniz ve uygulamanızda gebe kalma  korkunuzu ortadan kaldıracaktır. Düzenli hekim kontrolünde olmak yaşam  kalitenizi arttıracak ve sağlıklı bir cinsel hayat sürmenizi sağlayacaktır.  Bundan dolayı şikayetiniz olsun olmasın her altı ayda bir doktor kontrolünden  geçmeyi ihmal etmeyiniz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-8173168806400410835?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/8173168806400410835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=8173168806400410835' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/8173168806400410835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/8173168806400410835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/ilk-geceilk-gecede-yaplmas.html' title='İlk Gece,ilk gecede yapılması gerekenler,ilk gece korkusu'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-1198106682618540972</id><published>2008-10-03T13:38:00.000-07:00</published><updated>2008-10-03T13:39:48.486-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evlilik ve cinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlenmeden önce neler yapılmalıdır?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sex filmleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='porno filmler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evlelilikte cinsel ilişki'/><title type='text'>Evlenmeden önce neler yapılmalıdır?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="EVLENMEDEN_ÖNCE_YAPILACAK_ŞEYLER_"&gt;Evlenmeden önce neler yapılmalıdır?&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Niçin evleniriz ;Temelde hepimiz başka insanlarla iletişim kurmayı arzu ederiz.  Olgunlaştıkça da bu his bizi yakından ve derinden sevecek bir kişiyi özleyip,  aramaya iter. Almakta vermekte sevginin olmazsa olmaz bölümleridir. Biri olmadan  öteki pek uzun ömürlü olmaz. Evlenmenin temel nedenlerinden bir tanesi  beraberlik,birine sahip olmak ve birine ait olmak duygusu, bundan doğan  yakınlık, can yoldaşlığı, istenmek, anlaşılmak, çocuk sahibi olmak, kendi  düzenini kurmaktır. Bunlar vazgeçilmez duygusal öğelerdir. Yine bunlar  cinselliği yalnızca fiziksel yönden değil, ruhsal yönden de tamamlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Özellikle kadınlar yıllar yılı evlenmeyi ve cinsel ilişkide bulunmayı dört gözle  beklerler. Daha çocukluklarından beri her türlü yaşam sorununun evlenince  çözümleneceğine inanırlar, ama beraberlik güzel duyguların yanı sıra birçok  sorumluluğu ve sıkıntıyı da beraberinde getirir. Evlilik kişilerin bundan  sonraki yaşamlarında beraberce kullanacakları sınırlı bir kredidir. Bunu ilk  günden tüketebilir ve ya mantık, saygı ve sevgi doğrultusunda bir ömür boyu  mutlu olarak kullanabilirsiniz. Cinsellikte bu beraberliğin vazgeçilmez bir  parçası ve tamamlayıcısıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Beraberlikte ilk cinsel ilişkinin kusursuz geçmesi gerektiğine inanmışızdır.  Oysa bu inancın tam tersine ilk gece gerginlik ve korku içinde geçer. Yeni  beraber olan çiftlerin ilk gecelerini birtakım olumsuz duygular içinde  olduklarını ve korkularını gizlemek istemeleri de gerginlik ve baskıları daha da  arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yetersiz cinsel eğitim, daha önceden bilinmeyen ama evlilik süresinde ortaya  çıkan çeşitli sağlık sorunları zaten var olan ekonomik sorunlara, toplumsal  baskılara ve olumsuzluklara eklenirse cinselliği yok etmeye başlar. Bu yüzden  evlilik öncesi bazı hazırlıkları yapmak kişilerin bu olabilecek negatifliklerden  uzaklaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;  Bunlar nelerdir ? ;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  En önemlisi her iki tarafın evlilik öncesi muayeneye gitmeleridir Erkeğin ve  kadının cinsel bir anormalliği yani sağlıklı bir cinsel yaşantıyı engelliyecek  problemleri var mı, varsa ve mümkünse bunun düzeltilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir bulaşıcı hastalık var mı ( sarılık, cinsel yolla geçen bir  hastalık, aids ve bu gibi ) varsa gerekli önlemleri alınıp, tedavi edilmesi .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İleride sorun olabilecek herhangi bir sağlık problemi var mı. ( Gizli şeker,  kalp hastalığı, hormonal bozukluk gibi )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek sahibi olmayı engelliyecek bir sebep var mı ? Erkeklerde evlenmeden önce  sperm sayımı yaptırılması, kadında yumurtalıkların ve hormonal düzenin kontrol  edilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelik esnasında sorun yaratabilecek kan uyuşmazlığı, kadında toksoplasma( çiğ  etten geçip kırsal alanlarda yaygın bir enfeksiyondur ) gibi gebeliğin ileri ki  aylarında bebeğin ölümüne sebep verebilecek bir enfeksiyonun var olup  olmadığının araştırılması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızda ki Rh faktörü ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca kadının Rh negatif, erkeğin ise Rh pozitif olduğu durumlarda  oluşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın Rh pozitif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok&lt;br /&gt;Kadın Rh negatif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok&lt;br /&gt;Kadın Rh pozitif , erkek Rh pozitif uyuşmazlık yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan uyuşmazlığının varlığının bilinmesi gebelik öncesinde veya gebeliğin  başlangıcında gerekli tedbirlerin alınarak ortaya çıkabilecek rahatsız edici  durumları engeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Çiftlerin ailelerinde ve ya kendilerinde kalıtsal ( doğumla geçen ) bir  hastalık ve ya anormallik var mı varsa bunların derecelerinin araştırılması ,  değerlendirilmesi eğer riziko payı varsa oluşacak gebeliklerin titizlikle takip  edilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle akraba evliliklerinde genetik danışmanın alınması ( bunu hekiminizin  tavsiye ettiği bir yerde ve ya hastanelerin genetik bölümlerinde  yaptırabilirsiniz )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akraba evliliklerinde sakat çocuk olmasının nedeni basit olarak şöyle izah  edilebilir ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insanın yapısında var olan ama bulunduğu şekli ile kişide ciddi  rahatsızlıklar yaratmayan birtakım anormallikler vardır ( teknik olarak herkesin  genetik şifresinde ki bazı yerlerde zararsız bozukluklar vardır ) aynı sülaleden  gelen kişilerde bu bozuklukların aynı yerlerde olma olasılığı fazladır. Doğacak  bebeğin yapısını oluşturacak formülün yarısını anneden yarısını da babadan  alacağı için aynı kökenden gelen kişilerin her ikisinin de vereceği formülde  aynı yerde bozukluk olma olasılığı yüksektir. Ve böyle bir bozukluk olursa  verilen şifrede aynı yerde bozukluk olacağı için ciddi sakatlıklar görülecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik olarak her iki taraftan gelecek genetik şifre bozukluklarının aynı yerde  ise çocukta o basamaktaki gen tamamen bozuk olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik öncesi cinsel eğitim ve danışma almak oluşabilecek korku ve  yanlışlıkları ve bunların getirebileceği cinsel isteksizlikleri ve problemleri  ortadan kaldıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayınız ki yaşanan her şey iz bırakır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evli çiftlere bir önerimizde birbirlerini iyice tanıyana kadar çocuk sahibi  olmamaları. Bunun içinde bir hekime danışarak en uygun doğum kontrol yöntemini  cinsel hayatlarına başlamadan önce uygulamalarıdır. Gebe kalma korkusu altında  kadın rahat bir cinsellik yaşayamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak yukarıda saydığımız olumsuzlukların var olması birbirini seven iki  insanın bir araya gelmesi için engel teşkil etmeyebilir. Bunların önceden  bilinmesi eğer mümkünse gerekli tedavilerin yapılması ve tedbirlerin alınması  faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinmeden evlilik sırasında ortaya çıkması ve ya getirebileceği tamiri mümkün  olmayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuçlar büyük hayal kırıklıkları, olumsuzluklara hatta ilişkinin bitmesine  neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi rahatsız edici olaylarla karşılaşmamak için önerilerimize uymanızı ve  hekim kontrolünde sağlıklı bir cinselliğe adım atmanızı öneririz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-1198106682618540972?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/1198106682618540972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=1198106682618540972' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1198106682618540972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1198106682618540972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/evlenmeden-nce-neler-yaplmaldr.html' title='Evlenmeden önce neler yapılmalıdır?'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5151535217908665186</id><published>2008-10-03T13:32:00.000-07:00</published><updated>2008-10-03T13:37:11.648-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vaginusmus nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vaginusmus tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vaginusmusu engellemek'/><title type='text'>Vaginusmus tedavisi,Vaginusmus nedir</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="VAGİNUSMUS"&gt;Vaginusmus tedavisi&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadında cinsel ilişkinin olduğu anatomik bölgeye “vajen (vajina)” adı  verilmektedir. Vajinismus (veya Vaginismus) ise cinsel birleşme sırasında  kadının vajen kaslarını (özellikle de "Pubococcygeus (PC) kaslarını") , istemsiz  bir şekilde kasması sonucunda cinsel birleşmenin olmaması veya çok zor olması  durumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu durum tüm dünyada kadın doğumcular ve psikiyatrlarca sıkça  karşılaşılan bir sorundur. Vajinismus hastalarında, kasılmaların sadece vajinal  girişde değil, aynı anda vücudun başka bölgelerindeki kaslarda (karın, bel,  sırt, bacak gibi) da görülmesi sonucunda vücutta yaygın olarak kas ağrıları  görülebilmektedir . Bu kasılmaların özelliği tamamen kadının kontrolünün dışında  olmasıdır. Vajinanın girişindeki kaslar yanısıra tüm vücutta bu kasılmalar;  endişe, korku ve adeta bir panik hali yaratır. Sonunda kadın ilişkiyi reddederek  bacaklarını sıkıca kapatır ve eşini iter. Ayrıca; kasılma şeklinde kendini  gösteren bu istemsiz vajinal refleks -sadece cinsel ilişki esnasında değil-  kadının jinekolojik muayenesi sırasında, tampon kullanımı durumunda ya da  parmağın vajene sokulması gibi vajene herhangi bir girişim içeren her türlü  durumda da tetiklenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu durumda vajene herhangi bir şeyin girmesi mümkün  değildir ve her türlü girişim çabası son derece rahatsızlık verici veya  imkansızdır. Vajinismus problemi sonlandığı anda, tüm bu kasılmalar çok kısa  zamanda kendiliğinden kesilecek ve beden normal durumuna dönecektir.Cinsel  ilişki; çok sayıda koşullu tepkiyi içeren bir aktivitedir. Eşinizle her şeyin  çok iyi bir uyum içinde olduğu durumlarda, vücudunuz otomatik pilota bağlanmış  gibi davranabilir ve çok keyifli yaşantılar edinebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ancak; çiftler ilk  beraberliklerinde bu uyum ve doyumu yakalayamayabilirler; çünkü bu uyum  öğrenilebilen bir özelliktir. Sinir ve kas sistemi bu uyumu öğrenecek ve ilgili  davranışlarda da kolayca hatırlayacaktır. Normalde ilk birkaç cinsel deneyimden  sonra cinsel ilişki çok daha tatminkar ve keyifli olmaktadır. Vücut ve zihin  penis girişine izin verir ve cinsel ilişkiyi olumlu bir beklenti olarak öğrenir.  Bu sağlıklı mesajların sonunda cinsel ilişkiye yönelik davranımlar da cinsel  heyecanlanmaya neden olur. Vajinismus problemi olan kadınlarda, vücut ve zihin  asla cinsel ilişkiye yönelik ortak ve pozitif bir deneyime sahip değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu  kadınlardaki olumsuz cinsel mesajlar çok çeşitlidir ve bu mesajlar vajen  kaslarının ("PC kasının") istemsiz refleks bir tepki gibi kasılması için  tetikleyicidir. Böylece; cinsel ilişki imkansız hale gelir ve her türlü vajen  girişimi ağrılıdır. İşte bu ağrı, vajen kasının hafızasına yerleşerek her türlü  girişimde kasılmasına neden olmakta ve olayı ağrılı ya da imkansız hale  getirmektedir. (Üstteki Resim- Pubokoksigeus(PC) kasının anatomik görünümüdür.)  Ayrıca, her türlü ağrılı girişim de bu hafızanın güçlenmesine neden olmaktadır.  Bu durum oluştuğunda da, her ne kadar kadın “eşimle cinsel ilişkiyi istiyorum”  dese de, her denenen ilişkide erkek "kendini bir duvara çarpmış", kadın da  "kendi bedeni üstünde kontrolü tamamen kaybetmiş" gibi hissetmektedir. Vajina  çevresindeki güçlü PC kası, hem üreme sisteminin hem de üriner sistemin  çalışmasında bir anahtar rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu kaslar, idrar yapmaktan doğuma kadar bir  çok işlevlerde fonksiyon görmekte ve idrar çıkışının olduğu üretradan, kalın  bağırsak çıkışı olan anüse kadar bir hat çizerek geçerek iskelete  bağlanmaktadır. Vajınısmus probleminde cinsel ilişki sırasında PC kası, bilinçli  bir düşünce olmaksızın istemsiz olarak çalışarak vajen girişini kapatmaktadır.  Böylece de ilişki başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Başarılı bir vajinismus  tedavisinde; bu kasların yeniden çalıştırılması ve kasılmaların ortadan  kaldırılması hedeflenir. Tedavideki temel unsura bir yerde “kas belleğinin  yeniden oluşturulması” da diyebiliriz.Vajinusmusun en sık nedenleri psikolojik  kaygılardan kaygılardır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Psikolojik nedenler arasında çocukluktan kalma  korkular, aşırı katı bir toplum düzeni içinde yaşama, katı ahlak kuralları ve  tabular, suçluluk, ayıp, günah gibi kavramların bilinç altına yerleşmesi,  cinsellik ve ilk cinsel deneyim konusunda yerleşmiş yanlış bilgi ve ön yargılar,  bilinç altında penisin vücuda girişine karşı bir korkunun olması gibi psikolojik  nedenler vardır. Özellikle bizim gibi toplumlarda genç kızlara küçüklüklerinden  beri öğretilen “kızlık zarının çok değerli ve korunması gereken bir yapı olduğu”  düşünceleri ile bu konuda takınılan katı tutumlara maruz kalan kadınlar risk  altındadırlar. Ayrıca çocukluk döneminde yaşanan kötü tecrübe ve anılar da  (taciz veya tecavüzler, ev içi şiddet, katı ebeveyn tutumları) de vajinismusa  yol açabilir. Daha önce hiç vajinismus problemi olmayanlarda yaşanmış kötü  tecrübeler sonucunda (doğum, düşük, kürtaj, hoyratça yapılan bir jinekolojik  muayene gibi) da vajinismus gelişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bazan de çiftlerin cinsellikle ilgili  bilgi eksiklikleri, ilk ilişki ile ilgili yanlış inanış ve önyargılar da  beraberinde korku ve paniği getirerek vajinismusa yol açabilir. Yine bazen,  önceden tedavi olmuş olan kişilerde nüksler (problemin tekrarlaması) de  oluşabilir. Daha önce belirtildiği üzere çoğu zaman derinlerde(bilinçaltında)  cinselliğe ve cinsel ilişkiye yönelik kaygı-korkular yatmaktadır ve PC  kaslarının kasılması, kadını bu korktuğu durumdan koruyan bir savunma sistemi  gibi gibidir. Bazı kadınlarda bu yukarıda sayılan nedenlerin hiçbirisi de  olmayabilir. (Nedeni bilinmeyen veya belirlenemeyen vajinismus) Neyse ki,  vajinismus sorununu çözmek için altında yatan neden veya nedenleri bulmak şart  değildir. Önemli olan "kas hafızasının yeniden oluşturulmasını" başarmaktır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-5151535217908665186?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/5151535217908665186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=5151535217908665186' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5151535217908665186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5151535217908665186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/vaginusmus-tedavisivaginusmus-nedir.html' title='Vaginusmus tedavisi,Vaginusmus nedir'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-7429145048623636910</id><published>2008-10-02T12:02:00.000-07:00</published><updated>2008-10-02T12:04:05.849-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Disperoni teşhisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadınlarda ağrılı cinsel ilişki tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Disperoni tedavisi'/><title type='text'>Kadınlarda ağrılı cinsel ilişki tedavisi</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;Kadınlarda ağrılı cinsel ilişki&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="KADINDA_AĞRILI_CİNSEL_İLİŞKİ_(ağrılı_cinsel_ilişki)_(Disperoni)_"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında acı duyulması ağrılı cinsel ilişki  olarak adlandırılır. Erkekleri de etkileyebilmekle birlikte genellikle  kadınlarda görülür. Ağrılı cinsel ilişkisi olan kadınlar sıklıkla vajina,  klitoris ve labialarda (iç ve dış dudaklar) ağrı duyabilirler. ağrılı cinsel  ilişki nedenleri çok olmakla beraber hemen hepsi tedavi edilebilir niteliktedir.  Yaygın sebepler şunlardır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lubrikantların yokluğuna bağlı olarak gelişen vajinal kuruluk&lt;br /&gt;Atrofik vajinit (sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülen vajinal mukozanın  incelmesi durumu)&lt;br /&gt;Bazı ilaçların yan etkileri (örneğin antihistaminikler ya da tamoksifen )&lt;br /&gt;Sentetik iç çamaşırları, spermisitler (gebeliği önleyici maddeler) ve vajinal  yıkama materyallerine karşı oluşan alerjik durumlar&lt;br /&gt;Endometriozis: uterusun en iç tabakası olan endometriumun normal yeri dışında  pelvis içinde, farklı yerlerde de bulunması ve büyümesi nedeniyle, başta  kısırlık olmak üzere pelvik ağrı ve ağrılı cinsel ilişki ile seyredebilen  hastalık&lt;br /&gt;Vulvo - vajinal bezlerin iltihabı&lt;br /&gt;Vajinal bölgeyi etkileyen cilt hastalıkları&lt;br /&gt;Üriner sistem hastalıkları,vajinal mantar hastalıkları,cinsel yolla geçen  hastalıklar&lt;br /&gt;Psikolojik travma (özellikle çocukluk yaşlarında olmakla birlikte ergenlikte de  yaşanmış olan cinsel taciz veya benzeri ruhsal travmatik olaylar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Belirtiler.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağrılı cinsel ilişkisi olan kadınlar vajina girişinde yüzeysel bir acı duymakla  birlikte, penisin daha ileri girişlerinde daha derin acı duyabilirler. Bazı  kadınlar genellikle bu acının verdiği korku ile ilişki sırasında, vajinal  kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı şekilde kasılmasıyla  seyreden ve vajinismus denen klinik tabloya maruz kalabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Teşhis.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağrılı cinsel ilişkinin teşhisi tipik olarak sizdeki belirtilere bağlıdır. Tıbbi  ve seksüel hikayenizle birlikte jinekolojik muayenenin de yardımıyla doktorunuz  bu şikayetlerinizin nedenini bulmaya çalışacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acının, genital organlara dokunmakla mı yoksa erken ya da derin penetrasyonla  (girişle) mı oluştuğunu ayırt etmek, nedeni bulmak için önemli bir anahtardır.  Doktorunuz acının yeri, süresi ve ilişki sonrasında ne kadar sürdüğünü de  soracaktır. Ayrıca şu sorular da doktorunuz tarafından sorulabilir ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceleri, seksüel hayatınızda hiç ağrılı bir cinsel ilişki deneyiminiz oldu  mu ? veya en başından beri tüm cinsel ilişki deneyimleriniz ağrılı mı idi ?&lt;br /&gt;Hiç uygun bir kayganlaştırıcı kullandınız mı ve eğer kullandıysanız ağrıda  azalma oldu mu ?&lt;br /&gt;Seksüel hayatınızla ilgili bilgiler (özellikle cinsel yolla geçen hastalıklar  konusunda riskli deneyimleriniz oldu mu ?)&lt;br /&gt;Daha önce hiç cinsel tacize uğradınız mı ? ya da bir şekilde cinsel organlarınız  travmaya maruz kaldı mı ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer orta yaşlarda iseniz ve düzensiz adet sikluslarınız(dönemleriniz), sıcak  basmaları veya vajinal kuruluk şikayetleriniz de varsa muhtemelen atrofik  vajinit hastalığı olabilir (menopoz sırasında östrojen hormonunun azalmasına  bağlı olarak vajinal mukozanın incelmesi).&lt;br /&gt;Eğer yeni anne olmuşsanız ve bebeğinizi emziriyorsanız, emzirme olayı da vajinal  kuruluk ve buna bağlı olarak ağrılı cinsel ilişkiye neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fizik muayene sırasında doktorunuz vajinanızı kuruluk, yangı ve özellikle  mantar ve herpes başta olmak üzere enfeksiyonlar, genital siğiller ve varsa yara  izleri açısından değerlendirecektir. Ayrıca doktorunuz endometriozise ait  olabilecek pelvik bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını anlamak için  bimanuel (iki elle) muayene ile iç genital (üreme organlarıyla ilgili) organları  da değerlendirecektir. Ve eğer gerek görürse bu şikayetlerinizin artmasına neden  olabilecek, cinsel taciz, travma ya da anksiyete gibi konular için başka bir  uzmanla konsültasyona gidebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ne kadar beklenmeli&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şikayetlerinizin süresi tamamen altta yatan nedene bağlıdır. Eğer uygun olmayan  bir lubrikant kullanımı nedeniyle oluşan bir vajinal kuruluk sözkonusu ise daha  uygun birini kullanmakla belirtiler hızla gerileyecektir. Eğer vajinal kuruluğun  nedeni atrofik vajinit ise bir ya da iki haftalık lokal-vajinal bir östrojenli  krem kullanımı ile düzelecektir. Eğer bir üriner enfeksiyon ya da vajinal mantar  hastalığı mevcutsa, bir haftalık bir antibiyotik tedavisi ile enfeksiyonla  birlikte ağrılı cinsel ilişki de yok olacaktır. Eğer cinsel yolla geçen bir  hastalığa maruz kalmış olmanız nedeniyle ağrılı cinsel ilişki varsa bunun  tedavisi de antibiyotik ile olacak ama muhtemelen biraz daha uzun sürecektir.  ağrılı cinsel ilişkinin nedeni liken planus veya liken skleroz gibi bir cilt  hastalığı ise steroidli kremlerle tedavi uygulanacaktır ancak bu da uzun bir  süre alabilir. Eğer ağrılı cinsel ilişki aylar hatta yıllar gibi uzun bir  süreden beri varsa muhtemelen olaya psikolojik faktörler de eklenmiştir ve bu  durumda belirtiler daha da artmadan uzun süreli bir terapiye ihtiyacınız  olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Korunma.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel taciz ya da travma gibi bazı ağrılı cinsel ilişki nedenleri elde olmasa  da diğer ağrılı cinsel ilişki nedenlerinden önlemler almak yoluyla korunmak  mümkündür;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkı giysiler giymeyerek, pamuklu iç çamaşırı kullanarak, hijyenik faktörlere  daha dikkat ederek (sık iç çamaşırı değişmek ve genital bölgeyi mümkün olduğunca  terden ve nemden uzak tutmak gibi) ve yüzme sonrasında ıslak mayonuzu  değiştirerek vajinal mantardan büyük oranda korunabilirsiniz&lt;br /&gt;Üriner enfeksiyonlardan korunmak için ve cinsel ilişki sonrasında mümkünse  işeyiniz ve tuvalet sonrası cinsel organınızı önden arkaya doğru siliniz.&lt;br /&gt;Cinsel yolla geçebilen hastalıklardan sakınmak için öncelikle tek eşliliği  tercih ediniz veya mutlaka prezervatif kullanınız.&lt;br /&gt;Vajinal kuruluk varsa uygun bir lubrikant kullanınız ve eğer kuruluk atrofik  vajinit gibi bir duruma bağlıysa tedavisi yoluna gidiniz.&lt;br /&gt;Eğer endometriozis varsa ilişki sırasında derin penetrasyondan (girişlerden)  kaçınınız ya da nispeten daha az ağrılı olan adet sonrası ilk ya da ikinci  haftalarda cinsel ilişkiye giriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tedavi&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi, ağrılı cinsel ilişki yapan nedene bağlıdır ;&lt;br /&gt;Rahat ve sorunsuz bir cinsel ilişki için klitoral uyarının yeterince fazla  olmasına dikkat edin ve uygun bir lubrikant kullanın&lt;br /&gt;Vajinal mantar enfeksiyonları için antifungal(mantara karşı) ilaçlar kullanın&lt;br /&gt;Üriner sistem hastalıkları ve cinsel yolla geçen hastalıklar için uygun  antibiyotik kullanın&lt;br /&gt;Ağrılı yangılardan kurtulmak için uygun oturma banyoları tatbik edin&lt;br /&gt;Vajinal bölgedeki cilt hastalıklarının tedavisi hastalığa göre çeşitlilik  gösterir (örneğin likenlerde steroidli pomat kullanılır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ne zaman doktora başvurmalısınız..?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk birkaç cinsel ilişki deneyimi bazen pek de rahat olamamakla birlikte asla  acı verici olmamalıdır. Eğer ilişki sırasında ya da sonrasında ani bir ağrı  olmuşsa mutlaka doktorunuza görünün. Cinsel ilişkide duyduğunuz ilk ağrı  sonrasında hemen doktora başvurmanız, cinsel ilişkinin ağrılı bir iş olduğu  şeklindeki yanlış bir fikrin, saplantı olarak bilinç altında yer etmesine izin  vermemek açısından önem taşımaktadır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-7429145048623636910?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/7429145048623636910/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=7429145048623636910' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7429145048623636910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7429145048623636910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/kadnlarda-arl-cinsel-iliki-tedavisi.html' title='Kadınlarda ağrılı cinsel ilişki tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-1390216918257847567</id><published>2008-10-02T12:01:00.000-07:00</published><updated>2008-10-02T12:02:32.894-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Boşalma Güçlüğü Sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Boşalma Güçlüğü tedavisi'/><title type='text'>Boşalma Güçlüğü Sorunu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="BOŞALMA_GÜÇLÜĞÜ"&gt;Boşalma Güçlüğü Sorunu&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Erkeklerin çoğu, sevişme sırasında, daha eşleri doyuma ulaşmadan, hatta  yeterince heyecanlanmadan, kendilerinin hızla orgazm oldukları durumları  yaşamışlardır. Sevişmenin daha başlangıcında meydana gelen böyle bir erkek  orgazmına, erken boşalma denir. Erkeklerin cinsel sorunları arasında en yaygın  olanı budur. Bazılarında boşalma, penis daha dölyoluna girmeden bile olabilir.  Çoğundaysa, bir iki sürtünmenin ardından hemen orgazm gelir. Teknik anlamda,  cinsel birleşme gerçekleşmiştir. Eğer erkeğin orgazmı, penis vajinanın  içindeyken olmuşsa, erken boşalmaya rağmen kadın gebe kalacaktır.&lt;br /&gt;Cinsel eylemin hangi aşamasında olursa olsun, boşalma erkeğe belli bir haz  verir, zevkli bir gevşeme, rahatlama sağlar. Ama sevişme, heyecanlanma ve cinsel  gerilim süresi ne kadar uzunsa, boşalma ve rahatlamayla gelen haz da o kadar  büyük olur. Dolayısıyla, erken boşalmanın getireceği fiziksel ve duyusal haz,  uzun süreli bir sevişmenin ardından gene orgazmın vereceği hazdan daha az  olacaktır. Bunun da ötesinde, bir şeyin daha başlamadan bitmesi anlamına gelen  böyle bir durum, boşalmadan duyulan hazza mutlaka yetersizlik, başarısızlık ve  kaygı duyguları karıştıracaktır. Eşini doyuramamış olmak da erkeğin bu  başarısızlık ve kaygı duygularını şiddetlendirecektir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  Erken boşalma, genellikle, ilk cinsel deneylerini hep "aceleyle" yaşamış  kişilerde görülür. Bu deneylerin esas amacı, erkeğin cinsel geriliminin fazla  gecikmeden giderilmesidir ve kadın da, eğer varsa, sadece bu amaca ulaşmak için  kullanılan bir araç durumundadır. İlk gençlik yıllarında erkeklerin  genelevlerdeki ilişkileri ya da genel olarak, hiçbir mahremiyet koşulunun  bulunmadığı durumlarda aceleyle tamamlanan cinsel birleşme deneyleri, erkeklerde  erken boşalmayı bir alışkanlık haline getirebilir. Aynı şekilde, yakalanma  korkusu içinde yapılan masturbasyon da, eğer çok sık denenen bir doyum yolu  haline gelmişse, cinsel birleşme sırasında erken boşalmanın nedeni olabilir.  Erkek yaşantısında çok sık görülen bütün bu deneylerin ortak yanı, yakalanma  korkusundan veya herhangi bir başka nedenden ötürü orgazmını aceleye  getirmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Cinsel arzunun ilk uyanışıyla boşalma arasındaki süre, kadın erkek  arasındaki bedensel ve ruhsal temasın verdiği haz duygusuyla değil, gerginlik,  kaygı ve sabırsızlıkla doludur. Erkek bu süreyi kısaltmaya çalışmaktadır; öyle  ki, bunun yarattığı koşullanma, onun en küçük uyarılara karşı aşırı ölçüde  duyarlılaşmasına neden olduğu için, daha sonra kadınlarla girişeceği cinsel  birleşme deneylerinde de erken boşalma kaçınılmaz olacaktır. Erken boşalmadan  yakınan erkeklerin çoğu, merkezi sinir sistemleri aşırı ölçüde duyarlı  kişilerdir. Bu durum, çocukluklarında sık sık yataklarını ıslatmalarına neden  olmuştur; bundan ötürü cezayla ya da alayla karşılaşmaları, onları ergenlik  çağına doğru daha da duyarlı ve kaygılı kişilere dönüştürmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   İngiltere ve  Amerika'da kliniklerde yapılan gözlemler, erken boşalma sorunundan yakınan  erkeklerin genellikle çevrelerinden kopuk kişiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu  kopukluk ya çok ürkek ve ezik bir kişilikte ya da aşırı ölçüde saldırgan ve  iddialı davranışlarda kendini belli etmektedir. Bu tür kişiler, başkalarının  kendileri hakkındaki düşünce ve yargılarına hastalık derecesine varan bir önem  vermekte ve bu yüzden insanlara karşı sürekli tetikte durmakta, kimseye  güvenmemektedir. Çoğu zaman ilk cinsel deneylerini büyük bir gizlilik içinde  yürütmüşlerdir. Çünkü çevrenin kendilerini ayıplamasından korkmaktadırlar.  Kadınlarla ilk ilişkilerinde de, özellikle fazla değer vermedikleri,  bağlanmayacakları kadınları seçmişler ve gerçek doyuma ulaşmaktan çok erkeklik  güçlerini kanıtlamayı amaçlamışlardır. Daha sonraları, uzun süreli bir ilişkiye  girdiklerinde de, erken boşalmanın ve doyumsuzluğun ilk belirtileriyle  karşılaşmışlardır.&lt;br /&gt;  Kuşkusuz, bu türden komplekslerden uzak, rahat kişiler de erken boşalma  sorunuyla karşılaşabilir. Sırf başka bir eş bulamamaktan ötürü edinilen bir  genelev alışkanlığı, oldukça sık görülen bir nedendir. Erkek cinselliği ile  kadın cinselliği arasındaki fark da bir etken olabilir: erkekler görsel  uyarılardan şiddetle etkilenirler, eşlerinin çıplak bir görüntüsü onlara ilk  heyecanı vermeye yeter, bundan sonra gelen bir fiziksel temas, bir sürtünme,  onları kolayca orgazma sürebilir. Oysa kadınların heyecanı, çoğu zaman ancak  dokunsal uyarıların, bedensel temasın belli bir aşamasında başlar; ve orgazma  ulaşmaları için de oldukça uzun bir süre gerekir. Erkeklerin çoğu,  küçüklüklerinde çişlerini tutmayı öğrendikleri gibi, yetişkinliklerinde de  orgazmlarını geciktirmeyi öğrenirler, ama aşırı heyecanlı, duyarlı ya da düpedüz  bilgisiz olanlar bunu başaramayabilir ya da gerek duymayabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Eğer çok  köklü psikolojik nedenlerden kaynaklanmıyorsa, erken boşalma basit cinsel terapi  teknikleriyle giderilebilecek bir sorundur. Bu sorunla karşılaşmış çoğu erkek,  dikkatlerini başka bir şeye çevirerek, örneğin işlerini düşünerek ya da birden  yüze kadar sayarak boşalmayı geciktirmeye çalışırlar. Ama bu , çok etkin bir  çözüm değildir; hatta erkekteki kaygıyı arttıracağı için tam ters sonuç verdiği  de olur. Daha da önemlisi, bu yöntem, erkeğin kendini bütün varlığıyla cinsel  coşkuya teslim etmesini önler; oysa gerçek doyumun temel şartı da budur. Bir  başka denenmiş yol da, erkeğin kadına hiç acele etmeden, yumuşakça girmesi ve  bir süre hareket etmeden bu durumda kadının üzerinde yatmasıdır. Bu durumda  penis, vajina içinde hiç hareketsiz dururken, erkek karnını kadının klitoris  bölgesine ağır ağır ama bastırarak sürtebilir. Bu kendi boşalmasını  geciktirirken, kadının orgazmını hızlandıracaktır. Bu tür teknikler, boşalmayı  geciktirmekle birlikte, erkeğin kendini unutmasını önledikleri ve hep kontrollü  davranmasını gerektirdikleri için, cinsel birleşmeden alınan zevki azaltırlar.  Bunların hepsinde, erkek, doyurucu bir cinselliğin ana koşulu olan kadınla  iletişim ve bütünleşme yerine kendi hareketlerini aşırı ölçüde kontrol edecek,  kendisiyle baş başa kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Buna karşılık, kadın eşin de cinsel terapide  aktif bir rol alması, terapiyi de sevişmenin bir parçası haline getireceği için  alınan sonuçlar daha başarılı olmaktadır. Masters ve Johnson tarafından  geliştirilen ve iki eş arasında uygulanan bir yöntem şudur: her şeyden önce  kadınla erkek mutlaka orgazma ulaşma düşüncesini bir yana atarlar. Kadın yatakta  sırtını bir yastığa dayayarak oturur. Erkek, başı kadının göğsüne yaslanacak  şekilde, kadının bacakları arasına uzanır ve bacaklarını açar. Bundan sonra  kadın, dikleşene kadar erkeğin penisiyle oynar. Erkek, boşalmanın yaklaştığını  hissettiği an kadına işaret eder. Bunun üzerine kadın, penisin başını kuvvetlice  sıkar; bu sıkma dört saniye kadar devam etmelidir. Bu, boşalma dürtüsünün  zayıflamasına neden olacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eşinin  penisini uyarmaya başlar. Erkek boşalmak üzere olduğunu haber verince kadın yine  sıkma yöntemini uygular. Bu, erkek boşalana kadar 10-15 kez uygulanmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Erkeğin bundan önce orgazma ulaşmasında bir sakınca yoktur. Çift, bu yöntemle, orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktan sonra, sıra penisin dölyoluna girişine gelir. Bunun için 7-15 günlük bir "sıkma" uygulamasının geçmesi gerekir. Artık kadınla erkek cinsel birleşmeye geçebileceklerdir. Bu, erkeğin sırtüstü yatması ve kadının üste çıkarak penisi içine alması şeklinde olur. Ama bu noktada hiçbir zorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir, çünkü amaç erkeğin dölyoluna girme duygusuna yavaş yavaş alışmasıdır. Boşalmanın yaklaştığını anlayınca kadına işaret edecek ve o da gövdesini erkeğin üstünden biraz kaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadan sonra penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aşamasına geçilebilir. Masters ve Johnson, on yıllık araştırma dönemi içinde, bu yöntemi uygulayan 186 hastadan 182'sinin olumlu sonuç aldığını bildirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Birleşmenin uzatılması&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sevişme çoğu zaman erkeğin orgazmıyla sonuçlanan kısa ve mekanik bir edimdir.  Oysa erkeğin sevişme sırasında heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birleşmeyi  uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardır. Hindu  dininde, meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı olduğu düşünülür. Bu nedenle  erkeğin mümkün olduğu kadar az meni harcamasına dikkat edilir. Hindu dininin  bazı kollarında da, erkeğin cinsel perhizden çok, birleşmede kendini kontrol  etmesine ve boşalmadan kaçınmasına dikkat edilir. Bu dinin yetenekli  sahiplerinin, birleşme sırasında meni akışını tersine çevirdiği ve vücutlarına  geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir.&lt;br /&gt;Bununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda  meninin aslında idrar torbasına aktığını ve bunun da esas olarak idrar borusu  üzerinde basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir. Ne olursa  olsun, bu "iç boşalmanın" erkekte orgazmın uzamasına yardım ettiği  bilinmektedir. Ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi ortalama yirmi yıl  almakta ve insan ustalaştığında artık cinsel yaşamdan asıl zevk alacağı gençlik  ve orta yaşlılık yılları geride kalmış olmaktadır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Batı toplumlarında da cinsel birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir.  Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında ABD'de New York eyaletindeki Oneida komününün  üyeleri, Carezza adıyla bilinen bir yöntem oluşturmuşlardır. Oneida topluluğunda  her erkek topluluktaki bütün kadınlarla evli sayıldığından ve bu da topluluğun  nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem bir doğum  kontrol yöntemi hem de bir haz tekniği olarak carezza'yı ortaya atmışlardır.  Carezza, İtalyanca "okşamak" sözcüğünden gelmektedir. Bu tekniğin yardımıyla  erkekler, orgazma ulaşmaksızın bir saat süreyle sevişirken, kadınlar da rahatça  birkaç kere orgazm yaşayabilmektedir. Komünün ilkelerine göre, belli bir süre  içinde yeterli kontrolü sağlayamayan erkekler, topluluktan uzaklaştırılmaktadır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  Ünlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danışmanı Xaviera Hollander, boşalmayı  geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadının , Hollander'in  kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı kurallara dikkat etmeleri gerektiğini  söylemektedir. Penis bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmı  geciktirmek güçleşmektedir. Hollander, erken ya da hızlı boşalmanın yalnızca  erkeklere özgü bir sorun olduğunu, bu yüzden bundan kaçınmak isteyen erkeğin  sevişmede "erkeksi" rolden sıyrılması gerektiğini belirtmektedir. Bunun için,  erkeğin tek bir "hedefe" orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk koşuldur:  erkek, tıpkı henüz cinsel birleşmede bulunmaya cesaret edemeyen ama "necking" ve  "petting" yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki elde etmeye çalışan  16 yaşındaki bir çocuk gibi davranmalıdır. Penisi dölyoluna sokmak yerine,  klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin kalçalarına ve göğüslerine sürtmelidir.  Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece başını dölyoluna sokmalıdır. Bunun bir kaç  kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanması  zorunludur:&lt;br /&gt;bu, kadını coşkulandırırken erkekte tam tersine "serinkanlı ve kendini tutabilen  bir aşık" olduğu duygusunu uyandıracaktır. Kadın penisin bütününü içine çekmek  istediğinde de erkek buna izin vermemeli, penisini dölyolundan çekmelidir. Böyle  uzun bir uyarılma süresinden sonra, erkek penisini bütünüyle dölyoluna  sokabilecektir ama, bu aşamada da sert bir giriş yapmaması ve dölyolu içinde  ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde  hareketsiz kalmalı ve eşler el, ağız, ayak yoluyla sevişmelidir. Bundan sonra  penis yine yavaşça dışarı çekilmeli ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu  süreç, kadını daha da coşkulandırdıkça, erkeğin kendi sabır ve kontrolüne olan  güveni de aynı oranda artacaktır. Ancak Hollander'e göre, bu tür tekniklerden de  önemlisi, kişilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir:  "ön-oyunlara başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun.  Bu, hareketlerinizdeki erkeksi aceleciliğin ortadan kalkmasına yardım edecektir"  Hollander, kadının da penis içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden mümkün  olduğu kadar kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok kadının hem de büyük  bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri bir yana  bırakılmalıdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  Cinsel haz süresini uzatmasına rağmen Carezza tekniği de bir çok yönden  eleştiriye uğramaktadır. Erkeğin menisini tutmasının ruhsal ve bedensel  sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Carezza; sinirliliğe,  prostat rahatsızlığına, idrar yolları hastalıklarına yol açabilecektir. Carezza  yandaşları ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir  uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir. Üstelik, her erkek de carezza'yı  sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu olarak boşalma yaşayacak ve bu da  birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli olacaktır. Bunun dışında daha  fazla boşalma zaten fiziksel olarak gerekli değildir. Günümüzde cinsel eşitlik  savunucuları da carezza 'nın yararlarına giderek inanmaktadır, bu teknik,  erkeğin cinsel duygu ve deneylerinin kadınınkine daha çok yaklaşmasına,  benzemesine olanak vermektedir, çünkü Carezza tekniğini geliştiren erkekler,  cinselliği sadece üreme organlarında yaşamak yerine, tıpkı kadınlar gibi tüm  vücutlarında duyacaklardır. Erkeğin cinsel tepkisinin "lokal" niteliğinin bu  şekilde aşılması, onun her seferinde orgazm olmasını önleyeceği gibi, duyacağı  hazzın da saldırgan öğelerden arınmasını sağlayacaktır.&lt;br /&gt;Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi  uzatmak için carezza uygulayan erkek bazen aşırı dikkatli, aşırı kontrollü  davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı bilinçli  teknik yüzünden tamamıyla kaybolur. Bunu fark eden, eşinin zevk almak yerine  kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle birlikte cinsel coşkuya katılmak  yerine bir "laboratuar deneyini" dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören kadının da heyecan  düzeyi düşer. İşte bu durumda, elinden gelen herşeyi yaptığına, en "çıldırtıcı  teknikleri" uyguladığına inanmış olan erkek, eşinin tepkisiz kaldığını görünce  onu "soğuklukla" suçlamaya başlar. Sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı  heyecansızlık ve soğukluğa kendisi yol açmış olur. Öyleyse, cinsel doyumun  ikinci kuralının uzatma tekniklerinde de geçerli olduğunu unutmamak gerekir:  insan, sevişme sırasında kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün  olduğu kadar kaçınmalıdır.&lt;br /&gt;  Wilhelm Reich'a göre, cinsel birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci aşama,  heyecanın ve uyarılmanın irade olarak kontrol edilebildiği aşamadır.  İkincisiyse, cinsel coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği, bütün  vücudun iradesiz kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadır. Sevişmenin  uzatılması birinci aşamada hem olanaklıdır hem de uyarımı ve hazzın artmasını  sağlayacaktır. Buna karşılık, ikincisinde cinsel edimin yarıda kesilmesi ya da  durdurulması insana son derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta ve  özellikle kasıkta, cinsel organlar bölgesinde ağrılara da yol açacaktır.&lt;br /&gt;Reich, iradi kontrol aşamasında, penisin dölyolu içinde hafif, yavaş ve  kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek için en uygun yol olduğunu  söylemektedir. Kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde değil  oldukça kendiliğinden ve herkesin daha önceki deneylerine göre değişen bir  tarzda yapılmalıdır. Bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da zevkli bir duygu  uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır. Hareketsiz kalındığında  uyarılma ve heyecan biraz azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktır. Penisin  dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz kalındıktan  sonra yapılması doğru olur. Bundan sonra sürtünmeye yeniden başlandığında,  heyecan ve uyanma, daha önce bırakılan noktanın da üzerine çıkacak ve üreme  organlarından tüm vücuda yayılacaktır. Bunu, kişilerin tercihine göre uzun ya da  kısa tutmak olanağı vardır. Ancak, sürtünme sürdürülürse, artık kontrolün mümkün  olmadığı bir noktaya gelinecektir.&lt;br /&gt;  Gerçekte, kadınla erkeğin orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük bir  fark yoktur. Mastürbasyon yapan kadınlar ortalama 4   dakikada orgazma ulaşırlar;  bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadır. Aralarındaki fark, uyarıldıktan ve  heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde değil, uyarılma hızlarında  yatmaktadır. Erkek, kadından daha çabuk heyecanlanır, her an uyarılmaya hazır  gibidir. Kadının uyarılmasıysa biraz daha vakit alır. İşte erkek de bu noktada  sabırlı, düşünceli ve&lt;br /&gt;yaratıcı olmak zorundadır. Kuşkusuz burada erkeğin dayanacağı başlıca "esin  kaynağı" kendi deneyleri ve özellikle eşiyle birlikte yaşadığı cinsel coşku  anlarıdır. Hiç bir kadının ve hiç bir erkeğin cinsel tepkileri birbirinin aynı  değildir. Bu nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen bir erkeğin, kendi cinsel  tepkilerini tahlil etmiş olmanın yanı sıra, eşini de iyi tanıması gerekir.  Bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı genel kurallar da vardır,.  Bunlardan en basiti, "duruşlarla ilgilidir: erkeğin üstte kadının altta  bulunduğu duruş erkeğin çok hızla uyarılmasına ve boşalmasına neden olur.  Kadının üstte olduğu duruşlar, ya da daha iyisi, yan yana duruşlar erkekte  orgazmı biraz daha geciktirebilmektedir.&lt;br /&gt;  Yine Hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama'dır. Bu,  soluk almanın kontrol edilmesi demektir. Zamanla geliştirilebilecek olan bu  teknik, yürek atışlarının kontrol edilmesini de&lt;br /&gt;beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de kişinin  cinsel uyarılma ve heyecan düzeyi ile yakından bağıntılıdır. Erkek, yavaş ve  hafif soluk almaya çalışmalıdır. Bu bütün vücudun rahatlamasını ve gevşemesini  sağlayacak ve doğruca cinsel organlara ve orgazma yönelik bir sevişmenin  "acilliğini" kısmen giderecektir.&lt;br /&gt;Çiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir zorunluluk  olarak değil, tadılması gereken bir zevk, bir çeşni olarak bakmak gerekir. Başlı  başına bir amaç olarak alınan cinsel atletizm de giderek heyecansızlaşır,  kısırlaşır. Böyle bir durum, erkeğin zevk almaktan çok, eşine zevk vermeyi  amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı bir doyum biçimidir. Bu tür  erkekler için kadının her orgazmı, kendi başarı hanelerine kaydedilen bir  puandır. Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten çok cinsel kaygı ve  güvensizliğin belirtisidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-1390216918257847567?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/1390216918257847567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=1390216918257847567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1390216918257847567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1390216918257847567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/boalma-gl-sorunu.html' title='Boşalma Güçlüğü Sorunu'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5574614720934040788</id><published>2008-10-02T11:56:00.000-07:00</published><updated>2008-10-02T12:01:16.500-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erken boşalma tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkekler Cinsel Sorunlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ereksiyon sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ağrılı boşalma: tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel isteksizlik nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sertleşme tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Geç boşalma tedavisi'/><title type='text'>Erkekler Cinsel Sorunlar</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="ERKEK_CİNSEL_SORUNLARI:"&gt;Erkekler Cinsel Sorunlar&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1-Cinsel isteksizlik &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Erkekler cinsel isteksizlikleri için nadiren yardım ararlar. Ancak cinsel  isteksizliğe ikincil olarak ortaya çıkan performans (becerememe) sıkıntısı ve  sonucunda ortaya çıkan sertleşme sorunu için başvurmaları daha sık görülür. Bu  sorun için başvurma nedeninin azlığının diğer bir nedeni, erkekler arasında  yaygın olarak inanılan ve “gerçek bir erkeğin sekse her zaman hazır olması ve  her koşulda seksi yapabilmesi” ile ilgili olan yanlış bir inanıştır. Fiziksel  nedenlerin dışında bu sorun çoğunlukla eşle yaşanan evlilik sorunlarından ya da  depresyondan kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2-Sertleşme sorunu-Ereksiyon sorunu: (Empotans) &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cinsel ilişki için gerekli ve yeterli sertleşmeyi sağlayamama ve/veya  sürdürememe olarak tanımlanır.&lt;br /&gt;Yaşla bu sorun artar ancak yaşlanmanın mutlak sonucu değildir. Sosyal,  psikolojik ve bedensel yaşama ciddi olumsuz etkileri olabilir. Türkiye de 40 yaş  üzeri erkeklerin %69’u bu sorunu kısmen ya da tamamen yaşamaktadır. Genel  nüfusta bu oran %10-20 civarındadır.&lt;br /&gt;Risk faktörlerinin en önemli ve sık olanları:&lt;br /&gt;Yaşlanma, Damar sertliği, Şeker hastalığı, Kalp, böbrek, Karaciğer hastalıkları,  Bazı ameliyatlar, Omurilik yaralanmaları&lt;br /&gt;Uyuşturucu, alkol, sigara ve bazı tıbbi ilaçlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Psikolojik Sorunlar:&lt;/b&gt; aşırı stress (özellikle işe bağlı), depresyon, kötü bir  çocukluk dönemi, cinsel bilgisizlik, geçmişte yaşanmış cinsel taciz, genelev  yada benzeri deneyimdeki başarısızlık, eş ile yaşanan uyumsuzluk olarak  sıralanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sertleşme sorunum fiziksel mi yoksa psikolojik mi?&lt;br /&gt;Sertleşme sorunu olan ve sorunun psikolojik olduğunu düşünen kişiler doktora  başvurduğunda sorunun gerçekten psikolojik çıkma olasılığı yüksek.&lt;br /&gt;Uzun süreli bir hastalığınız, ilaç kullanım öykünüz yoksa sorununuz aniden  başladıysa, sabah sertlikleriniz varsa sorununuz büyük olasılıkla psikolojik!!!!&lt;br /&gt;Ancak çoğu durumlarda ayırım yapmak oldukça güç&lt;br /&gt;Örnek: Toplumuzda ki yaygın kanının aksine şeker hastalığında cinsel sorunlar  çoğunlukla hastalığın çok ileri dönemlerinde ortaya çıkar. Ama bazı erkeklerin  bu olasılığı duymaları bile onlarda cinsel sorun yaratabilir. Bu şartlarda sorun  psikolojik kabul edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkek her ortamda ilişkiye girmeli (havada, karada denizde), tanımadığı bir  kadınla her ortamda bu işi yapmalı, seksi erkek adam başlatır. Erkek seksi  hiçbir ortamda reddetmemeli. Bu gibi erkeğin beynine işlenmiş yanlış inanışlar,  aslında erkek cinselliğinin en büyük düşmanıdır. Örneğin aşırı alkollüyken bir  kez başarısız olmuş bir erkek için yukarıdaki yanlış inanışlar geçerli ise artık  her ilişki erkekliğini sınamak için bir sınav haline dönüşür. Kişi artık  cinselliğin çekiciliğinden çok bu işi nasıl yaptığına odaklanır ve sorunu devam  eder gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer şekilde yaşlılığa yada fiziksel sorunlarına bağlı olarak sertliği biraz  azalan erkek eğer kadını ancak çok sert (taş gibi) bir penisle tatmin  edebileceğine inanıyorsa, bu inancın doğuracağı sıkıntı onun elindekini de  kaybetmesine ve cinsellikten kaçmasına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3-Erken Boşalma:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun tam tatmin edici bir tanımı yoktur; bazı yazarlar erkeğin eşini  tatmin edemeden boşalmasını erken boşalma olarak kabul etmişken, çoğunluğu erken  boşalmayı penisin henüz ilişkiye girmeden ya da girdikten hemen sonra  boşalmasını erken boşalmanın tanımı olarak kabul etmektedir. Erkeklerin üçte  biri erken boşalmaktadır ancak anlaşıldığı kadarıyla bunu sorun edenlerin sayısı  oldukça azdır, çünkü toplumda daha az görülmesine rağmen bizlere başvuran  erkeklerin çoğunluğu ereksiyon yani sertleşme sorunları yaşayanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunu yaşayanların öykülerinde çoğunlukla hızla ve suçlulukla yapılan  mastürbasyon vardır.&lt;br /&gt;Eşin haklı olarak erken boşalmadan şikayetçi olması erkeğin stresini daha da  arttırır ve sorun daha fazla sürer ve kısırlık, eşler arası evlilik sorunları  gibi sorunlar yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken boşalma yaşayanlar çoğunlukla dikkatini başka yere verme, geciktirici krem  kullanma gibi yöntemlere başvururlar ancak bu sorunu çoğunlukla çözmediği gibi,  alınan zevki de büsbütün azaltmaktan başka bir işe yaramaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön sevişme yapmak bu grup için durumu daha da ümitsiz hale getirir. Bu  gruptakilerin eşleri çoğunlukla azalmış cinsel istek, orgazm sorunu gibi  sorunlar yaşarlar.&lt;br /&gt;Boşalma Yetmezliği ile ilgili detaylı bilgi&lt;br /&gt;Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel  uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi  ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku  ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel  partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya  cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir.  Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların  kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd  ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat  çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu  ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet,  nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur.  Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda  değerli bir bulgudur. ...&lt;br /&gt;Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel  uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi  ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku  ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel  partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya  cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir.  Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların  kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd  ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat  çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu  ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet,  nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur.  Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda  değerli bir bulgudur.&lt;br /&gt;Boşalma Yetmezliği tedavi yöntemleri&lt;br /&gt;Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel  uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi  ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku  ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel  partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya  cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir.  Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların  kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd  ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat  çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu  ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet,  nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur.  Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda  değerli bir bulgudur. ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel  uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi  ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku  ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel  partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya  cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir.  Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların  kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd  ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat  çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu  ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet,  nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur.  Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda  değerli bir bulgudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4-Geç boşalma:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Nadir görülen bir sorundur. Bunun birkaç biçimi mevcuttur. Bir grup hasta her  koşulda (mastürbasyon ve uyku dahil ) geç boşalır, diğer bir grup ilişkiye girer  ancak mastürbasyonla boşalır. Üçüncü grup ise oldukça uzun bir ilişki süreci  sonucu boşalır. Bu gruptaki erkeklerin çoğunluğu genel hayatlarında oldukça  kontrollü yaşamaya çalışan özelliktedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;5-Ağrılı boşalma:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çok nadir görülür fiziksel nedenlerin dışında sıkıntı ile bağlantılı olarak, o  bölgenin kaslarının spazmından kaynaklanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;6-Cinsel fobi:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Daha karmaşık ve çoğunlukla çocukluk dönemlerinden kaynaklanan sorunlara bağlı  olabilir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-5574614720934040788?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/5574614720934040788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=5574614720934040788' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5574614720934040788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5574614720934040788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/erkekler-cinsel-sorunlar.html' title='Erkekler Cinsel Sorunlar'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-1580527644243990892</id><published>2008-10-02T11:50:00.000-07:00</published><updated>2008-10-02T11:56:53.350-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel yönden gücü artırmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğal Afrodisyaklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel isteği artırmak'/><title type='text'>CİNSEL GÜCÜ ARTIRMAK: DOĞAL AFRODİSYAKLAR:</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="CİNSEL_GÜCÜ_ARTIRMAK:_DOĞAL_AFRODİSYAKLAR:"&gt;Cinsel yönden gücü artırmak:Doğal Afrodisyaklar&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini çeken afrodizyaklar, özellikle  Uzakdoğu kökenli öğretilerde geniş biçimde yer alıyor. Sözgelimi, seks sanatı  olarak bilinen Taoculuk’ ta besinler "yin" ve “yang" olarak ikiye ayrılıyor.  Kadınlar için yin, erkeklere için yang türü besinler öneriliyor.&lt;br /&gt;Yin besinler; yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve  baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise; tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile  kök bitkiler, hayvansal besinler ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede,  insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel  bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılması  istenirken, Çinliler polen içeren gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.&lt;br /&gt;Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne  karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili  olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri  veriyor: "Besinleri; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve  mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük  hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı  maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı  taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne  karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü  beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden  olabiliyor.”&lt;br /&gt;Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak  adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:&lt;br /&gt;"Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları  görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar  cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir  erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor  ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri  gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya  çıkabiliyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense,  düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını  savunuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dometes ve kaysı cinsel isteği artırıyor&lt;br /&gt;Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı araştırmalarda domates ve kayısıda  bulunan PP vitaminin cinsel performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu  durum, hem C vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi  sofraların baş tacı ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı, iyot ve B vitamini çekiyor. B  vitamini en çok buğdayda bulunuyor. Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor.  C vitamini almanın en ideal yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden  birinde bir kase çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal,  mandalina ve greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;Özellikle erkekler günlük çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin  sperm üretimini artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa,  lahana türü sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-1580527644243990892?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/1580527644243990892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=1580527644243990892' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1580527644243990892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1580527644243990892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/cinsel-gc-artirmak-doal-afrodisyaklar.html' title='CİNSEL GÜCÜ ARTIRMAK: DOĞAL AFRODİSYAKLAR:'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-73415741182146471</id><published>2008-10-01T15:27:00.000-07:00</published><updated>2008-10-02T03:30:21.353-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel ilişki sırasında prezarvatif kullanma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prezarvatif nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prezarvatif  kullanmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prezarvatif aıds onlemek'/><title type='text'>Cinsel ilişki sırasında prezarvatif kullanma</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="CİNSEL_İLİŞKİDE_PREZERVATİF:"&gt;Cinsel İlişkide Prezarvatif&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AIDS: HIV her türlü cinsel ilişki ile bulaşır. Güvenli cinsel yaşam kurallarına  uyularak cinsel yolla bulaşmadan korunulur. Cinsel ilişkide KORUYUCU KILIF  (prezervatif, kondom, kaput) kullanın. Kurduğunuz ilişkinin tehlikeli  olmayacağını düşünseniz bile prezervatif kullanımını ihmal etmeyin. Koruyucu  kılıf en büyük dostunuzdur. Çoğumuz HIV'in fahişelerde, uyuşturucu  kullananlarda, eşcinsellerde bulunduğunu ve kendimize HIV'in geçmeyeceğini  sanırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak AIDS belirli bir sosyal grubun hastalığı değildir. Hastalığın  mikrobu olan HIV, cins, ırk, renk, din, yaş farkı gözetmeksizin herkese  bulaşabilir. HIV, kontrolsüz kan verilmesi, HIV ile kirlenmiş alet kullanılması  gibi kişinin elinde olmayan nedenlerle ya da kişinin kendisinin ya da cinsel  eşinin HIV pozitif kişilerle prezervatif kullanmadan ilişki kurması durumunda  kişiye ve eşine bulaşabilir. HIV pozitif olan kendisini ve cinsel eşini korumak  için her türlü cinsel ilişkisinde prezervatif kullanmalıdır. Prezervatif doğru  takılmalı ve kayganlaştırıcı kullanılmalı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Prezervatifi paketinden çıkarırken  zedelenmemesine dikkat edin. Kesici aletler kullanmak ya da uzun tırnaklar  prezervatife zarar verebilir. Prezervatifi penis sertleştikten sonra takın.  Ucundaki (meninin akması için ayrılan bölümü) sıkarak havasını boşalttıktan  sonra prezervatifi penisin başına yerleştirin. Prezervatifi alt kısmından  aşağıya doğru açın. Son olarak, üzerine kayganlaştırıcı sürün. Kayganlaştırıcı  hem alacağınız hazzı artırır hem de riski azaltır. Kayganlaştırıcı (lubricant)  cinsel birleşmenin daha rahat gerçekleşmesini sağlayarak prezervatifin  yırtılmasını engelleyen bir sıvıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Prezervatifi taktıktan sonra üzerine kayganlaştırıcı sürmek güvenli seks için gereklidir. İstenirse, parmak ile anüs deliğine de kayganlaştırıcı sürülebilir. Vazelin, el kremi, masaj yağı gibi maddeleri kullanmayın. Bunlar, kimyasal özellikleri yüzünden prezervatifin zarar görmesine neden olurlar. Doğru kayganlaştırıcı yağ içermemeli, su bazlı olmalıdır. Boşaldıktan sonra, prezervatifi alt kısmından tutarak çıkarın. Hiçbir zaman aynı prezervatifi ikinci kez kullanmayın. Son olarak penisinizi yıkayın. Bu, penisin üzerinde meni kalmamasını sağlar ve boşalmanın ardından olası sevişmelerde güvenli olursunuz. Açılmamış prezervatifi ısıdan, güneşten, floresan ışığından ve nemden koruyun. Bunlar, prezervatifin ana maddesi olan lateks'i zayıflatarak ilişki sırasında prezervatifin zedelenmesine, yırtılmasına neden olabilirler. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-73415741182146471?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/73415741182146471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=73415741182146471' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/73415741182146471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/73415741182146471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/cinsel-iliki-srasnda-prezarvatif.html' title='Cinsel ilişki sırasında prezarvatif kullanma'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-791701035071804795</id><published>2008-10-01T15:26:00.002-07:00</published><updated>2008-10-01T15:27:32.142-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gece rüya görürken boşalma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rüyada boşalma'/><title type='text'>Gece rüya görürken boşalma</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gece rüya görürken boşalma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik dönemine gelmiş bir erkekte sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır  ve hiç durmaz. Bu üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır  beklerler,arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır ,bu kesenin  bir kapasitesi, bir hacmi vardır bu kapasite dolunca kasıklarda dolgunluk hissi  artar ve tabiî ki cinsel istekte artar ve yoğunlaşır eğer boşalma ilişki veya  masturbasyonla gerçekleşmezse kasıklarda ağrı ,aşırı cinsel istek başlar. Bu  sürecin devam etmesine rağmen boşalma olmazsa bazen kese o kadar dolmuştur ki  büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada  penisten sperm akar (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Eğer  kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden  kişiye değişir (ortalama4 ila 10 gün),vücut arkadan gelen spermlere yer açmak  için uykudayken boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar.  Bu boşalma genelde erotik rüyalar eşliğinde olur.Bazen bu rüyalar hatırlanır, bazen de hatırlanmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Genelde rüyada tam bir ilişki kurulamaz. Hamamcı olduk  veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden isim  almıştır. Bu cinsel yönden aktif olan erkeklerde yaşlılığa ,cinsel gücün kaybına  kadar sürmektedir. Gece boşalmalarının sıklığı boşalma (masturbasyon veya cinsel  ilişki ile ) sıklığı ile orantılıdır.Aynı zamanda yaşa, yaşanan cinsel  uyarılırın yoğunluğuna vede cinsel yapıya (hormon düzeyine) bağlı olarak kişiden  kişiye göre farklılıkta gösterir. Gece rüyada boşalmalar tamamen normal bir  fiziksel olaydır, bir hastalık değildir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-791701035071804795?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/791701035071804795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=791701035071804795' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/791701035071804795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/791701035071804795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/gece-rya-grrken-boalma.html' title='Gece rüya görürken boşalma'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-2436010270498769956</id><published>2008-10-01T15:26:00.001-07:00</published><updated>2008-10-01T15:26:37.985-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkeklerde kısırlık teşhisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kısırlık nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkeklerde Kısırlık Tedavisi'/><title type='text'>Erkeklerde Kısırlık Tedavisi,Kısırlık nedenleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style="font-style: italic; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;a name="ERKEKTE_KISIRLIK"&gt;Erkeklerde Kısırlık&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Erkekte kısırlık nedenleri çok fazladır. Genellikle evlenmiş çiftlerin hiç bir  doğum kontrol yöntemi uygulamazsalar 2 sene içerisinde çocukları olur. 2 sene  geçtiği halde kadın hamile kalmamışsa bir kısırlıktan bahsedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kadının  kısırlık nedenleri Ürolojinin mevzusunun dışıdır. Üroloji erkeğin kısırlık  nedenlerini araştırı ve tedavi etmeye çalışır. Son zamanlarda kısırlık bölümü  ürolojinin bir alt bölümü olmuş ve kendi başına müstakil bir bilim dalı haline  gelmiştir. Bu bölüm (İnfertilite Anabilim) çiftlerden sadece erkek veya kadını  incelemeyip her ikisini beraberce incelemeye alıp teşhis ve tedavi uygulamasını  birlikte yürütmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sebepleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Hormonsal Sebepler: Kısırlığın % 5 sebebi  hormanaldır. Bu durumda meni sayısı 5 milyondan aşağıdır. Testisler hormon yapma  bakımından beyindeki hipofiz iç salgı bezinin kontrolü altındadır. Bu bezde gene  beyinin hipotalamus denen kısmından salgılanan hormonların etkisi altındadır.  Testis ve bu son iki bezin faaliyetlerindeki bir bozukluk ve aksaklık hormonsal  kısırlık nedenidir. Hipotalamus ve hipofiz arızalarındaki kısırlıkta aynı  zamanda bu arızaya bağlı olarak çeşitli belirtiler meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Testise  bağlı nedenler: Burada testisin hormonu olan testestron düşüktür. Olay tamamen  testisten kaynaklanmaktadır. Bu hormonu salgılayan hücrelerde arza vardır.  Kromozom bozukluklarında, doğuştan testisin olmaması veya vücudun erkeklik  hormonsal dirençli olmasından meydana gelir.&lt;br /&gt;a-Bir çok vakada hiç bir sebep  olmaksızın menide tohum hücreleri sayısı azdır. Bunun sebebi bilinmemektedir. &lt;br /&gt;b-Testisin gelişme bozuklukları: Testisin normal yerinde olmaması halinde testis  gelişemeyeceği için kısırlık meydana gelir. Normalde testis doğumdan sonra  torbaların içerisinde bulunur. Herhangi bir sebepten dolayı testisler torbaya  inmeyip yukarıda ve kasıkta kalırsa testis gelişemez,kıvamı azalır boyutu  küçülür.&lt;br /&gt;c-İlaçlar: Bir çok tümör ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar,  alkol, bazı tansiyon ilaçları testise toksik etki yaparak spermaların  gelişmesini önler.&lt;br /&gt;d-Radyasyon: Film çekmek için kullanılan X ışınları ve kanser  tedavisinde kullanılan radyasyon ışınları direk testise etki ederek kısırlık  nedeni olabilir.&lt;br /&gt;e-Çevre Ekenleri: Endüstriyel bazı kimyasal maddeler&lt;br /&gt;f-Sperma  oluşumunu engelleyen nedenler: Aşırı yükseklik, sıcak iklimler, ateşli  hastalıklar, 60 yaşından sonra ve stres&lt;br /&gt;g-Testis iltihapları: Testisin adi  iltihabı çok ağır seyrederse testisin yapısını ve tohum üreten hücrelerini  bozacağı için kısırlık yapar. Erişkinlerin kabakulaktan sonra iki taraflı testis  iltihapları başlı başına kısırlık sebebidir. Erişkinlerin kabakulağından sonra %  15- 25 oranında testis iltihabı gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu iltihabı kabakulaktan 4-6 gün sonra  başlar 1-6 ay sonrada testis harap olur. h-Varikosel: (Torbanın toplar  damarlarının varisi) Kısırlıkta önemli olmakla beraber her varikosel vakasında  kısırlık görülmez. Varikoselin kısırlık yapmasının nedeni testis ve torbanın ısı  değişimine engel olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Testis Harici nedenler:&lt;br /&gt;a-Meninin boşalma  bozuklukları: Meninin boşalmasını engelleyen sebepler kısırlığa neden olur.  Meninin azlığı buna bir örnektir. Prostat ve bazı karın ameliyatlarından sonra  meninin geriye boşalması yani mesane içerisine dökülmesi bir örnektir.&lt;br /&gt;b-Meni  yollarında tıkanıklık: Bu nedenin oranı % 10 - 20 dir. Meni yollarında meni  kordonunu her hangi bir yerinde tıkanıklık vardır. İltihaplardan sonra  olabileceği gibi dıştan bir baskı ile de oluşabilir. Darbeler, fıtık gibi  ameliyatlar veya buraya cerrahi müdahaleler kordonu tıkar. Bazen de doğmalık  olabilir. Çift taraflı olunca kısırlık kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;c-Penis yapı  bozukluklarında bir etkendir. İdrar deliğinin aşağıda olması gelen meniyi ileri  doğru fırlatamaz. Böylece tohum hücreleri kadının haznesine ulaşamaz. &lt;br /&gt;d-Bağışıklık nedenleri : Şayet tohum hücreleri kanal dışına herhangi bir sebeple  kaçacak olursa vücut bu hücrelere karşı antikor geliştirir ve kendi hücresini  yabancı hücre sayarak bu hücreleri öldürmeye başlar. Bazense eşinde sperma  hücrelerine karşı bir hassasiyet vardır. Bu hücrelere karşı duyarlı olup onları  hareketsiz bırakabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Teşhis:&lt;/b&gt; Evli çiftlerin % 15 i kısırdır. Sebep olarak 1/3  oranında erkekte 1/3 kadında ve 1/3 oranında ise her ikisinde birliktedir.  Kısırlık nedeni çok olduğundan ve bir çok etkene bağlı olduğundan dolayı bu  sebepler teker teker araştırılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Labaratuar Muayeneleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Meni muayenesi:  Kısırlıkta en önemli tetkik meni muayenesidir. Tahlil muayene materyali 40-72  saatlik bir sexsuel perhizden sonra yapılamalıdır. Meninin toplanması ve  taşınması da sonucu etkiler. Meni masturbasyon ile geniş cam bir kavanoza  alınmalıdır. Vücut ısısında ve en geç bir saat içerisinde incelenmelidir. Sperma  muayenesinde akıcılığı, kokusu, miktarından ve mikrop olup olmadığını  incelendikten sonra sayısına bakılır. Bugün kabul edilen değere göre tohum  hücresinin sayısı 1 mililitrede 20 milyondur. Tohum hücrelerinin hareketi kadın  yumurtasını dölleyebilmesi için önemlidir. Tohum hücrelerinin hareketi 0 ila 4  arasında değerlendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde % 50 - 60 dır. Şekilleri: Normalde tohum hücrelerinin (Sperm hücresi) oval bir başı boyun ve kuyruğu vardır. Bu şekilde olan tohum hücrelerinin oranı % 60 tır. Geri kalan % 40 oranında sperm hücresi çift kuyruklu çift başlı gibi değişik şekiller gösterebilir. Meni içerisinde fruktoz gibi şekerli maddeler, yağ, enzimler gibi maddelerde araştırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Kan  idrar ve prostat salgısı tetkikleri: Kan grupları araştırmaları yapılmalı. Eski  bir iltihap olup olmadığını anlamak için idrar tahlili ve prostat sıvısı  tahlilleri yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Hormon tetkikleri: Sperm sayısının 5 Milyondan aşağı  olan durumlarda hormon tetkikleri yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Diğer tetkikler: Kromozom,  alerjik testler, Radyolojik incelemeler kısırlığın sebebini araştırmak için  yapılır. 5-Testis Biyopsisi: Testisten parça alıp patoloji laboratuarında  incelemektir. Spermin az olduğu durumlarda testisin faaliyet gösterip  göstermediğini anlamak için yapılır. Şayet menide hiç sperm hücresi yoksa ve  testis biyopsisinde normal sperm hücreleri varsa kanallarda bir tıkanıklık  olduğu düşünülür. Testis biyopsisi iki şekilde yapılır ya doğrudan küçük bir  operasyon ile testis açılır ve parça alınır veya iğne ile girilip testis  dokusundan alınacak parça patolojiye gönderilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-2436010270498769956?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/2436010270498769956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=2436010270498769956' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/2436010270498769956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/2436010270498769956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/erkeklerde-ksrlk-tedavisiksrlk.html' title='Erkeklerde Kısırlık Tedavisi,Kısırlık nedenleri'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5903625497441886951</id><published>2008-10-01T15:24:00.000-07:00</published><updated>2008-10-01T15:25:30.453-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel ilişkide ağrı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel ilişki ağrılı olması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilişkide ağrı'/><title type='text'>Cinsel ilişkide ağrı</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;a name="CİNSEL_İLİŞKİ_SIRASINDA_AĞRI"&gt;Cinsel ilişkide ağrı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Cinsel yaşamda tüm duygu ve coşkular türlü  roller oynarlar. Bunların, sonuçlan kişiden kişiye ve de cinsel faaliyetin  şekline göre değişen etkileri vardır. Acı ve ağrı duyma da bunlardan biridir.  Bir çok hekimler, acı duyma ile cinsel coşku arasında çok yakın bir benzerlik ve  bağ olduğunu öne sürmüşlerdir Özellikle kadının cinsel yaşantısının her  bölümünde acının kesin ve kaçınılmaz bir yeri, bir payı olduğu ileri sürülür.  Erginlik çağına girdiği ve ilk adet görmeğe başladığı dönemlerde kasık  bölgelerinde zaman zaman ağrılar duyar. Hattâ bunlara gelişme ağrıları gibi  adlar verilmiştir. Daha sonra, cinsel ilişkiler kurmaya yeni başladığında,  erdenlik zarının yırtılması az ya da çok acı uyandırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Gebeliğin ve doğumun da ayrı ayrı acılı devreleri vardır. Normal sayılmayan ya da tam bir cinsel doyuru ile sonuçlanmayan birleşmeler de kadına acı çektirebilir. Buna karşılık, bazı kadınlar olağan acıları da, bilgisizlik ya da cinsel eğitimin yetersizliği yüzünden gözlerinde fazla büyütürler. Bu kadınlarda cinsel birleşmeye karşı bir «acı duyma korkusu» yerleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Birçok kadınların cinsel birleşmelerden herhangi  bir tat duymayıp, tam tersine yalnızca acı duymalarının bir nedeni de işte bu  acı duyma korkusudur. Öte yandan, cinsel coşkuya kendilerini tüm derinliği ile  salıveren kadın ve erkeklerde de acı duygusuna çok benzeyen birtakım belirtiler  görülür. Cinsel birleşmenin en yüksek coşku noktasında, kadın ve erkeğin  yüzleri, büyük acı çekmekte olan kişilerin yüzündeki ifadeleri taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Can acıtan  bir takım sevişme hareketleri bu cinsel coşku içerisinde hoşa bile gidebilir.  Kişinin cinsel yaşantısını ilk olarak bilimsel açıdan ele alan ve bu nedenle de  modern cinsellik biliminin babası sayılan Havelock Ellis, bir kitabının «aşk ve  ağrı» başlığını taşıyan bölümünde şöyle demektedir: «Erkeğin kadına karşı gücünü  göstermek için onun canını acıtmaktan zevk alışı, onun cinsel içgüdüsünün olağan  unsurlarından biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Normal bir erkek, sevdiği kadını biraz hırpalar ve ona  bir dereceye kadar bedenî acı verirse, bunu o kadına zulüm ya da işkence yapmak  isteği ile yaptığı söylenemez. O yalnızca, hattâ belki de bilinçsiz olarak,  sevdiği kadını hırpalamanın ona karsı duyduğu sevginin bir sonucu olduğunu kabul  eder. Zaten bu gibi durumlarda ters tepki gösteren kadınların sayısı çok azdır.  Cinsel coşkunun baskısı altında bedenî gücünü böylece açığa vuran ve sevdiği  kadını hırpalayan erkek, bu hırpalamadan kadının hoşlanacağına inanır. Bundan  başka, unutulmaması gereken, dikkate değer bir nokta daha vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Cinsel coşku-  içinde bulunan bir kadında görülen belirtiler ve davranışlar, can acısı duymakta  olan bir kişide görülen belirtilere son derece benzer. Bir kadın yazarın da pek  doğru olarak belirttiği gibi «bir zulüm ya da işkencenin meydana getirdiği acı  ve ağrıların dış belirtileri, gözyaşları, çığlıklar, inlemeler, vb., cinsel zevk  ve coşku içinde kendini yitirmiş ve erkeğe artık yapmamasını yalvardığı halde,  aslında gerçek istediğine kavuşmuş olan bir kadının gösterdiği belirtilerden pek  değişik değildir.» Ancak, acı duyma ya da acı vermenin bu olağan sayılan biçim,  ve sınırları dışına çıkıldığı zaman yalnızca ezilmekten tat duyma Algolagni,  yalnızca can acısından tat duyma Dulolagni, işkence etme sadizm ya da işkenceye  uğramayı mazoşizm tek cinsel haz kaynağı haline getirme gibi sapıklıklar meydana  çıkar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-5903625497441886951?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/5903625497441886951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=5903625497441886951' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5903625497441886951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5903625497441886951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/cinsel-ilikide-ar.html' title='Cinsel ilişkide ağrı'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5528437922454760785</id><published>2008-10-01T15:23:00.000-07:00</published><updated>2008-10-01T15:24:43.643-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='orgazm videoları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadınlarda Orgazm video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadınlarda orgazm'/><title type='text'>Kadınlarda Orgazm</title><content type='html'>&lt;b style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;&lt;a name="KADIN_ORGAZMI:_"&gt;Kadınlarda Orgazm&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  Cinsel uyarılma ve takip eden orgazm, Masters  ve Johnson’un 1966′da gönüllü bireylerde yaptıkları orijinal çalışmada hem  erkekler, hem de kadınlarda ayrıntılı olarak incelenmiştir ve dahası, bu  orijinal çalışmayı günümüze kadar daha ayrıntılı olan bir çalışma takip  etmemiştir. Cinsel uyarılma ve orgazm ile ilgili bilgilerimizin tümüne yakınını  bu iki bilim adamının çalışmasından edindiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz.  Orgazm nedir? Orgazm olgusunu tarif etmek zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Orgazm, çeşitli cinsel  uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem  bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir “histir”. Orgazm oluşumu için en  önemli uyaran dokunsal olanlar olmasına karşın (cinsel ilişki ve kendi kendini  tatmin dokunsal uyaran türleridir) sadece görsel veya işitsel uyaranlarla orgazm  olunması da özellikle kadınlarda imkan dahilindedir. Orgazmın işlevi nedir?  Orgazm oluşumu için cinsel uyaranlarla cinsel birleşmeye hazırlanan beden ve ruh  ikilisi, kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını  sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Erkekte orgazm sperm kanallarının açılarak spermin dışarı  boşalmasını sağlar ve bu nedenle orgazm erkeğin üreme işlevlerinin çok önemli  bir parçasını oluşturur. Bilimsel olarak gebelik oluşması için kadının orgazm  olmasının şart olduğu şeklinde bir bilgi yer almamakla beraber son veriler  orgazm esnasında oluşan rahim kasılmalarının spermlerin Fallop tüplerine daha  kolay geçtiğini göstermektedir. Orgazma giden yolda kadın cinselliğinin evreleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda kadında cinsel uyarılmayla başlayan  ve orgazm ile sonuçlanan sürecin dört ayrı evreye bölünebileceğini  saptamışlardır. Gerek normal cinsel işlevlerin anlaşılması, gerekse cinsel işlev  bozukluklarının sınırlarının çizilebilmesi açısından bu evreleşme kendini tanımak  isteyen bir kadının olduğu kadar, konuyla ilgilenen diğer kişilerin de  faydalanabileceği net bilgiler içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu evreleşmeye göre kadın cinsel  ilişki esnasında aşağıdaki evrelerden geçer Uyarılma Evresi Plato Evresi Orgazm  Evresi Çözülme Evresi Bu evreler kadında ve erkekte oldukça benzerdir. Her bir  evrenin devam etme süresi kadından kadına bariz değişiklikler gösterebilir ve  birbirini ardı ardına takip eden bu evrelerden biri yaşanmadan diğerine geçiş  olamayacağı kabul edilir. Bu evre cinsellik dürtüsünün kişide cinselliği yaşama  ihtiyacı ortaya çıkarmasıyla başlar. Kişide hayali veya gerçek uyaranlar  cinsellik arzusunu ortaya çıkarmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kadın fiziksel (partneri veya kendisi tarafından direkt uyarılma) veya psikolojik (görsel, düşsel ve benzeri uyaranlarla uyarılma) olarak uyarıldığında ortaya çıkan cinsellik yaşama arzusuyla başlayan evredir. Cinsellik arzusu ortaya çıktığında eğer bu arzu engellenmezse tüm bedende cinselliğe hazırlık için değişiklikler başlar. Kadının vajinal salgıları cinsel uyaranın başlamasıyla saniyeler içinde belirgin olarak artar, vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçer. Klitoris ve dudaklarda büyüme ve şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir. Vajina uzar ve genişler, dış dudaklar birbirinden uzaklaşır, rahim yükselir. Genital sistemdeki bu değişikliklerin genel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Kadında bu evrede kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Vücuttaki kas grupları kasılmaya başlar. Memeler ve meme uçları da büyüyerek daha belirgin hale gelir. Bazı kadınlarda yüzde, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir. Erkekte uyarılma evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir. Uyarılma evresinin temel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Genital bölgedeki bu değişikliklerin tümü bölgede kan akımının belirgin bir şekilde artması sonucunda ortaya çıkar. Bu evrede cinsel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, memeler ve meme uçları daha fazla dikleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Dudaklar da daha çok şişerek koyu kırmızı bir  renk alırlar. Vajinanın alt 1/3′lük kısmı şişip kalınlaşarak “orgazmik platform”  adlı yapıyı meydana getirir. Rahim tümüyle yukarı çıkmıştır. Vajinanın üst  kısmında genişleme ve uzama meydana gelir Yeterli uyaran olduğunda bu dönem  orgazmla son bulur. Erkekte plato evresinde penisten berrak ve kaygan bir sıvı  gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm bulunabileceğinden kadının erkek  boşalmadan bile (”geri çekme” yönteminde olduğun gibi) gebe kalması imkan  dahilindedir. Plato evresi cinsel ilişkinin en aktif dönemlerinden biridir ve  uyarılmayla başlayan cinsellik dürtüsü ve takip eden cinsellik dışavurumu (kendi  kendini tatmin veya cinsel ilişki) bu evrenin sonunda orgazmla sonuçlanır. Plato  evresinin dıştan gözlenebilen en önemli özelliği orgazm evresine yaklaşıldıkça  bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesidir. Plato  evresinin sonlarına gelindiğinde klitoris orijinal boyutunun yarısına kadar  küçülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu küçülme, orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan  biridir. Bu evrenin süresi kadından kadına, hatta bazen aynı kadında bir cinsel  eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir. Orgazm evresi, önceki  evrelerde “artmış olan gerginliğin boşaltılması” şeklinde tarif edilebilir.  Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platformda yer alan kaslardan  kaslarda istemsiz ve şiddetli kasılmalar ortaya çıkar. Bu kasılmalar ortalama  0.8′er saniyelik aralıklarla ortaya çıkarlar ve toplam dört saniye kadar kısa  sürebilecekleri gibi, 15 saniye kadar uzun da sürebilirler. Kasılmalara  vajinanın daha da genişleyerek boyunun uzaması eşlik eder ve nihayet rahimde de  kasılmalar ortaya çıkar. Rahim kasılmaları bazı kadınlar tarafından belirgin  şekilde hissedilirler. Yukarıda bahsedilen kasılmalar kadının orgazm hissi  yaşamasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Orgazm oluştuğunda cilt kızarıklığı en üst seviyeye ulaşır.  Kadının yüz kasları da kasılır ve acı çekiyormuş gibi bir görünüm arz edebilir.  Orgazm esnasında kadın vücudu adeta “kaskatı kesilir”. Kalp hızı, solunum hızı  ve kan basıncı yüksek seyretmeye devam ederler. Kadınların çoğu bu aşamada bel  bölgesinde, “beyinlerinde” ve genital bölgelerinde değişik bir karıncalanma  hissinden bahsetmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Refrakter peryod Orgazm sonrası erkeklerde oluşan  refrakter periyod (cinsel uyaranlara kayıtsız kalınan, yani yeni bir cinsel  ilişkiye başlamanın mümkün olmadığı dönem) genç erkeklerde bir kaç dakika  sürerken, daha ileri yaşlarda birkaç saate kadar çıkabilir. Bu süre bireyler  arası belirgin farklılıklar gösterebilir. Kadınlarda genellikle refrakter peryod  yoktur veya çok kısadır ve kadınlar ardı ardına defalarca orgazm olabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kadınların yalızca az kısmı vajinal yolla orgazm olabilir. Birçok kadında,  orgazma ulaşmak için direkt klitoris uyarısı gereklidir. Orgazmla birlikte  uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur. Kişi beyinden orgazm  esnasında salgılanan endorfinlerin (”mutluluk hormonları”) etkisiyle gevşer ve  kendini iyi hisseder. Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin  tümü “çözülerek” geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Çözülme  evresinde tüm değişiklikler geri döner. Kadınların çoğunda orgazm sonrası  klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-5528437922454760785?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/5528437922454760785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=5528437922454760785' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5528437922454760785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5528437922454760785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/kadnlarda-orgazm.html' title='Kadınlarda Orgazm'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-981632758758690911</id><published>2008-10-01T15:22:00.001-07:00</published><updated>2008-10-01T15:22:37.047-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkekte cinsellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkekte orgazm'/><title type='text'>Erkekte orgazm</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="ERKEK_ORGAZM"&gt;Erkekte orgazm&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin meni akıtması, daha doğrusu meni akıtma anında ortaya çıkan duygusal  ve gövdesel olaylar. Kadınlarda meni akıtmak diye bir şey söz konusu olmadığı  halde, kadın orgazmı ile erkek orgazmı bir çok noktalarda birleşmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerde meni gelmesi anında oluşan gövdesel değişimler iki bölüme  ayrılabilir. Birinci bölüm prostatın, testislerin ve tohum iletici kanalların  kasılmasıdır. Bu an çok kısa sürer ve o andan sonra erkek artık menisini zapt  etme olanağının ortadan kalktığını hisseder. İkinci ve son bölüm ise, kalça  kaslarının ve idrar borusunu çevreleyen kasların kasılması; bunun sonucu olarak  da meninin idrar borusu yoluyla dışarı fışkırtılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  W.H. Masters’e göre,  duyulan cinsel coşkunun derecesi bu gerilimlerin şiddetine ve sayısına, ayrıca  tohumların idrar borusunun prostat tarafından doldurulan bölümündeki öznel  korunmasına bağlıdır. Burada sperm miktarı önemli bir rol oynamaktadır. Fazla  meni fışkırtmak az miktarda meni fışkırtmaktan çok daha büyük bir zevk verir.  Meni akımının başlangıcında kasılmalar 0,8 saniyelik aralarla iki üç kez  tekrarlanır, daha sonra aralıklar büyür kasılmaların da baştaki şiddeti kalmaz.  Makat kasları (makatın açılıp kapanmasına yarayan esnek kaslar) da öteki  kasların gerilmesine paralel olarak 0,8 saniyelik aralarla gerilmeye başlar. Bu  olay hem erkekler hem de kadınlar için geçerli olan ve orgazmın şiddetini  ölçmeye yarayan bir işarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yalnızca iki üç kasılma ile orgazmları sona eren  erkekler olduğu gibi, makat kapatma kaslarının aralıklarla on beş kez üst üste  gerilip gevşediği görülen erkekler de vardır. Bu fışkırtılan meninin miktarına  ve duyulan cinsel hazzın şiddetine bağlıdır. Kadında, erkekteki meni akımını  gerçekleştiren kasların kasılması yerine döl yolunun üst üçte birinin kasıldığı  görülmektedir. 5 ilâ 8 kez kasılma normal bir orgazma, 3 ilâ 5 kez kasılma zayıf  bir orgazma 8 ilâ 12 kez kasılma ise şiddetli bir orgazma işaret ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Ancak  fizyolojik olarak ölçülebilen ve orgazm şiddetinin saptanmasına yarayan bu  olaylar hiçbir zaman orgazmın tek ölçeği ve değerlendirilmesi olarak ele  alınmamalıdır. Orgazm erkeklerde ve —meni akıtma söz konusu olmadığı halde—  kadınlarda nesnel olarak saptanabilen bir çok önemli gövdesel değişimlere yol  açmaktadır. Nabız atışının hızlanması, kan basıncının yükselmesi, derinden gelen  çabuk çabuk fakat kesikli olarak soluk alma, gözbebeklerinin irileşmesi, kavrama  ve kontrol yeteneğinin yitirilmesi gibi olaylar öncelikle sayılabilecekler  arasındadır. Penis döl yolunun ya da makatın içine girer girmez gövdelerin  sıcaklığı birleşir ve kişisel sınırlar ortadan kalkar. Erkekte penis kadında ise  döl yolu aracılığı ile omuriliğe ulaştırılan uyarımlar tüm gövdeyi kaplar  böylece ruhsal ve gövdesel bir «bir olma duygusu» (tek vücut olmak) ortaya çıkmış  olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orgazm anında erkek, yalnızca penisi ile değil tüm gövdesi ile kadının  gövdesine girmiş gibi hisseder kendisini. Kadın ise eşinin yalnızca penisini ve  tohumlarını değil tüm bedenini içeri aldığını ve emdiğini hissetmeye başlar.  Kadının cinsel organı daha cinsel gerilimi artırmak için yapılan aşk oyunları  sırasında şişmekte ve genişlemekte aynı zamanda dış etkilere karşı duyarlı bir  hâl almaktadır. Klitorisîn ritmik olarak uyarılması bir çok kadınlarda döl  yolunun titreşmesine neden olur. Bu titreşim tıpkı erkeklerdeki kalça kaslarının  kasılmasına benzemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu arada döl yatağı bir değişikliğe uğrar ve serviks  bezi salgı yapmaya başlar. Sözü edilen bezin salgısı erkeklerde çok az  kadınlarda ise oldukça fazladır. Erkeklerde bundan bir fışkırtma olarak  söz edilemez. Orgazm yönünden kadınla erkek arasındaki en belirgin ve en önemli  ayrılık ise, kadınların bir çoğunun bütün bu inceliklere karşın cinsel birleşme  sonucu sık sık orgazma ulaşamamalarıdır. Oysa erkeklerin %99′u aynı koşullar  altında orgazma ulaşabilirler. Henüz bu döneme ulaşmamış ya da bu dönemi geride  bırakmış olan kadınlarda orgazma ulaşma yeteneği oldukça azdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-981632758758690911?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/981632758758690911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=981632758758690911' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/981632758758690911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/981632758758690911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/erkekte-orgazm.html' title='Erkekte orgazm'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-4617810669628897681</id><published>2008-10-01T09:39:00.000-07:00</published><updated>2008-10-01T09:40:13.104-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadında Cinsel İktidarsızlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadınlarda sex'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadında isteksizlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadınlarda orgazm'/><title type='text'>Kadında Cinsel İktidarsızlık</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0000;"&gt; &lt;a name="KADINDA_CİNSEL_İKTİDARSIZLIK"&gt;Kadında Cinsel İktidarsızlık&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;  Canlı doğarken tek bildiği şey ölüm dür ve  yaptığımız her şey hayatta kalmak için,yaşamak için yaptığımız şeylerdir.  Yaşamak, dünyada kalmak bir haz ve zevktir, ölüm ise elem ve kederdir, insan ve  tüm canlılar elemden kaçar hazza yönelirler. Her canlı yaşamda kalmayı ister ve  bunun için çaba gösterir. Yaşamda kalabilmek yani ölmemek için doğuştan var olan  bazı yeteneklerimiz vede hislerimiz vardır,bunlar sonradan  öğrenilmez,değiştirilemez şeylerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Hayvanlarda bunlara iç güdü  diyoruz,insanlardakine ise DÜRTÜ ismini veriyoruz. Dürtüler bilinç altından  gelir.Çok kabaca bir örnek verirsek yeni doğmuş bir bebeğin meme emmeyi bilmesi  veya acıkınca ağlaması bir dürtüdür. Evet cinsellikte bir dürtüdür,hayatın ve de  neslin devamını sağlamak için var olan bir dürtüdür.Ama cinsellik ikincil-ikinci  sırada bir dürtüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Birincil dürtüler kişinin o gün için yaşamda kalmasını  sağlayan dürtülerdir ki;bunlar yemek yemek ,su içmek,uyumak gibi yapılması  gereken yapılmazsa kişinin hayatını kaybetmesine neden olacak dürtülerdir.  Canlıların hayatta kalmaktan haz duyduklarını ve her şeyi bunun için  yaptıklarını biliyoruz.Ama gerçek olan bir şey var,oda her canlının sonunda  öleceği,ama biz yaşamaktan bu dünyada olmaktan mutluyuz ve daha uzun kalmak  istiyoruz,bunun için ne yapabiliriz??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yapabileceğiniz tek şey ama tek şey bir şeyler üretip sizden sonraya bırakmak ,bununda en doğru,basit ve de tatminkar yolu bedeninizden bir parça üretmek ve bunu sizden sonraya bırakmak yani çocuk sahibi olmaktır. Sahip olunan çocukla canlı bedeninden olan bir parçanın kendinden sonrada dünyada kalacağını bilir ve bir huzur,mutluluk duyar vede dürtülerini tatmin eder.Neden torunların şimdi insanın kendi çocuklarından daha fazla sevildiği hakkında bir fikriniz oluşturur, çünkü torun o kişinin kendinden sonra dünyada kalacak ama kendi çocuğundan daha fazla dünyada kalacak parçasıdır ,garantisidir. Bu yüzden insanlar kendi çocuklarını kendileri gibi görüp yapamadıkları şeyleri onların üzerinden yaşamayı isterler ve kendi istediklerinin dışında hareket etmesinden mutlu olmazlar,kabul edemedikleri şey çocuklarının da bir beyni ve de hisleri olduğudur,sorunda buradan yaşanır. O zaman cinsellik nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsellik; bir dürtüdür, ikincil öneme sahip bir dürtüdür,amacı  neslin devamını sağlamaktır. Neden cinsellik yaşarız; -Üremek için; -Zevk  duyduğumuz için; -İletişim ,paylaşım olduğu için; (aynı sinemaya gitmek gibi,el  ele tutuşup yürümek gibi bir paylaşım,insanların bir birini tanımasıdır) -Nosyon  olduğu için;yapılması gerekli olduğuna anladığımız bir şeydir, ne kadar çok  sıklıkta yapılırsa o kadar iyi olduğu öğretilir veya öğrenilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bazen gelen  maillerde veya telefonda sorulur ben haftada şu kadar seks yapıyorum yeterlimi?  Neden bana günde 3 veya 4 öğün yiyorum yeterlimi diye sormuyorsunuz,acıkınca  yiyorsunuz,sekste acıkınca yapılır,sayısı standardı yoktur,bizse bazı tabularda  sıkışıp sekse bazı gereklilikler yüklemişizdir. Cinsel arzu nedir? Cinsel arzu  kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusu olup bedensel (hormonal) problemi  olmayan herkeste mevcuttur. Ne zaman cinsel arzu duyarız sorusunu yukarıda  anlattığımız konuların ışığında şöyle tanımlayalım isterseniz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bedensel olarak  yeterli olgunluğa erişmiş kadın veya erkek o gününü yaşamsal olarak garantiye  aldığında cinsel arzu duyar,bunu açıklayan en güzel ata ''sözü fakirin karnı  doyunca pipisi kalkarmış ''sözüdür. Cinsel arzu kavramı kişiden kişiye ve  toplumdan topluma değişmekle beraber genel anlamda bir eşle seks ilişkisine  girmeyi istemektedir. Ne kadar isteğin yeterli olduğu ,ne kadarının az olduğu  kadından kadına değişir. Bizim toplumumuzda kadınların istek ile ilgili  sıkıntılarını çeşitli gruplarda incelemek gerçekçi ve faydalı olacaktır;  Erkekler ve kadınlar kabaca aynı ölçüde cinsel istek duyarlar ama yetiştirilme  şartları ,içinde bulunulan koşullar,aile baskısı,ahlaki ve de dini etkiler  kadınların bu isteklerini baskılamalarını,başka kanallara yönlendirmelerini,veya  gösterememelerine neden olur. Bu yüzden bu konuda rahat olan erkekler  genelde cinsel ilişki arzusunu kadınlardan daha sık duyarlar; bir bayan olarak  eşinizin seksi sizden daha sık ve de daha fazla arzu etmesi sizin seks isteği  yönünden bir probleminiz olduğu anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Cinsel istek nerelerden doğar;  binlerce uyarı cinsel istek doğurabilir, -görme, -koku, -duyma, -dokunma,  -tatma, -düşünce ve de - duygular Genel olarak neler cinsel isteksizlik yapar;  -en başta gebe kalma korkusu , -ikinci olarak bakire kadınlarda kızlık zarını  kaybetme korkusu özellikle evlilik öncesi ilişkilerde -üçüncü sırada eğer kadın  seks isterse veya bunu gösterirse partnerin kadın hakkında ne düşünebileceği  -canının acıyacağı korkusu veya şüphesi -çevrenin baskısı ve düşünceleri  -ahlaksal  dinsel yasaklamalar -aile baskısı  yetişme tarzı -fiziki  olmayan nedenler arasında, eşle anlaşmazlık (uyumsuzluk) çok görülen bir  nedendir, -depresyon -partnere güvenmeme -erkek partnerin erken boşalması  -ilişki sırasında acı duyma veya kuruluk -cinsel ilişkiye zorlanmak -taciz veya  tecavüz yaşamak -fiziki olarak hormonsal bozukluklar -çeşitli hastalıklar  -ilaçların yan etkileri bulunmaktadır. - hayatın ileri yıllarında (ileri  yaşlarda) bir ölçüde azalır. Cinsel isteği olmayan kadın var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Normal hormon yapısına sahip her kadında cinsel istek vardır,cinsel isteksizlik veya zevk alamama veya orgazm olamama gibi şikayetlerle baş vuran kadınların yapılan tetkiklerinde de görülmüştür ki ancak bunların %1'inin gerçekten bedensel problemi vardır.Geri kalan %99'luk kesimin problemi tamamen psikolojiktir. Cinsel isteksizlik,zevk alamama veya orgazm olamama düzeltilebilinir mi?(eğer bedensel bir neden yoksa) Evet ,gerekli zaman ve maddiyat sağlandıktan sonra problemi düzeltilemeyecek kadın yoktur,her kadına istek duyması,ilişkiden zevk alması veya orgazm olması öğretilebilinir. Ne kadar zamanda düzelir bu sorun? Sorunun düzelmesi kişiden kişiye göre farklılık gösterir,yetiştirilme tarzı,işi,eşi,içinde bulunduğu ortamlara göre bu çok çok değişiklikler gösterir. Bedensel sorun olup olmadığı nasıl anlaşılır? Yapılacak basit bir jinekolojik muayene ve de bir kaç hormon tahlili her zaman fazlasıyla yeterli olmaktadır. Cinsel isteksizliği,zevk alamamayı ve orgazm olamamayı isterseniz farklı sosyal gruplarda inceleyelim; Bekarlarda; en büyük korku kızlık zarının zarar görmesi veya acımasıdır, -aile baskısı da çok çok önemlidir(bununla ilgili açıklama ilerde vardır) gebe kalma korkusu da önemli bir yer teşkil eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Partnerin sizi kötü kadın olarak görüp görmeyeceği düşüncesi de önemlidir  tabiî ki,Vede  toplumsal baskılar vazgeçilemez bir istek yok edicidir. bu yüzden bir çok genç  kız ya cinsel arzularını baskılar yada masturbasyona yönelir.Masturbasyonda zara  zarar vermez,gebe kalamaz,günah işlememiş,ailesini üzmemiş olur ve ailesindeki  erkekleri başka bir erkekle aldatmamış olur,çünkü o yaşlarda sevgi farkı ayırt  edilemez,partnere sevgi duyarsa ailesine vereceği sevgiden çalıyormuş gibi  hissedebilir bazen genç kızlarımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Evli kadınlarda; evli kadınlar uzaydan mı  geliyor hayır onlarda yıllarca bunları yaşayarak yada yaşatılarak büyüyorlar ve  bu hisler bir alışkanlık haline geliyor ,daha sonra evleniyorlar. Evlilikte  sosyal uyumsuzluk,koca ile olan sorunlar ve maddi sıkıntılar isteksizliği  yaratabiliyor veya arttırabiliyor.Sizi döven,sevmeyen veya aşağılayıp kötü  davranan birisiyle sevişmek için istek duyabilir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bir çok kadın aile  evindeki baskıdan sıkıntılı hayattan kurtulmak için evlenir ve koca evinde daha  fazla baskı ile karşılaşır. Korunmayı kabul etmeyen çok çocuk sahibi olmayı  erkeklik gibi gören kocalar yüzünden gebe kalma ve kürtaj olma korkusu yaşayan  bir kadın nasıl cinsellik duyabilir ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Adatılmak ta kadında cinsel soğukluk yaratır. Ayrıca seksi kadının bir vazifesi ,erkeğe vermesi gereken bir hizmet olarak gören bazı erkekler yeterli veya hiç uyarı sağlamadan kadınla ilişkiye girmektedirler buda kadına acı verir ve cinsellikten soğutur. Yukarıda yetiştirme tarzı demiştik;düşünün küçük bir kız çocuğusunuz dünyadaki en önemli varlıklar anneniz ve babanız,onlar olmadan yaşayamazsınız, onların sevgisi ve ilgisi sizin için hayatta en önemli şey;anne ve babanız veya aile çevresi size söyle bir mesaj veriyorlar daha doğrusu pırıl pırıl daha boş sayılabilecek bir hafızaya şöyle bir şifre ,işletim sistemi koyuyorlar; bizim kızımız canımızdır, bizi hiç üzmez,biz ona çok güveniriz,a sla bizi üzecek hiç bir şey yapmaz.İleri yaşlarda ara sıra mesaj tazelenir,yenilenir,ben kızıma güvenirim,başka kızlar gibi değildir,doğruyu bizi neyin üzeceğini bilir. Tamam ana mesaj verildi,yani işletme programı beyne konuldu,anne baba üzülmeyecek,onları üzecek bir şey yapmayacaksınız,onlar üzülürlerse sizi sevmezler sizde onların sevgisi ilgisi olmadan yaşayamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Şimdide işletme  programının alt şifrelerini koyalım; iyi kızlar erkeklerle beraber olmazlar,  aile şerefimiz çok önemlidir, konu komşu ne der? kızımın bakire olmadığını  duyacağıma öleyim daha iyi(bu çok yaygındır ,üniversite düzeyinde yaptığım anket  çalışmalarında genç kızlara sorulan eğer aileniz bakire olmadığınızı bilse ne  olurdu sözüne verilen ilk cevap; ''kalp krizi geçirip ölürlerdi her halde''  ikinci cevap;''beni evden atarlardı'' üçüncü sıklıkta verilen cevap ise ;''beni  öldürürler 'olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Programlama şöyle devam eder; çevreden ve televizyonlardan  verilen haberlerle alt yapı kuvvetlendirilir,mesela şöyle; Ayşe hanımın kızı  şöyle yapmış,ailesi kahroluyormuş,babasına felç gelmiş veya kalp krizi  geçirmiş.Televizyondan ise ,bak aile sözü dinlemeyen kızların sonu budur gibi  mesajlar verilir. Üçüncü aşamadaki programlama:sen iyi bir kızsın(cinsellik  isteyen veya yaşayanlar kötüdür)beyaz gelinlikle evlenecek,çocuk  doğuracaksın.-kadının görevi eşine hizmet ve çocuk doğurmaktır,iyi kadınlar bunu  yapar,kötülerin ise hayatlarını yaşama hakkı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Daha ağır olarak eğer ki  onların istemediği şeyleri yapmaya yönelirseniz size soğuk davranıp sevgilerini  kısarlar ve siz dünya bu şekilde yaşanamaz zannedersiniz,küçükken ben annem ve  babam olmadan hayatta kalamayacağımı -hiç bir zaman için-ve eğer onlar beni  sevmezlerse hayatımın biteceğini zannederdim ki, bu bütün çocuklarda böyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bir de kız çocuklarının babaya olan sevgisinin paylaşılması gibi hissettirilir  karşı cinse olan ilgisi ve kız çocuğu sanki babasından olan sevgisinden  çalıyormuş gibi zanneder eğer bir erkeğe ilgi duyarsa ,halbuki ikisi ayrı ayrı  hisler ve sevgilerdir. Arabamızı aynı yere park etmeyi,aynı yere oturmayı bile  alışkanlık haline getirmişken yıllarca çocukluğundan itibaren şartlanmış olarak  yetiştirilen bir kişinin tamam sen evlendin 25 yıl sana verdiğimiz  mesajları,baskıları ve alışkanlıklarını unut,baskıladığın,ayıp, günah olan  hislerini,yönlendirdiğin hislerini canlandır ve düzelt,cinselliğini  yaşayabilirsin demekle olmuyor bütün bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ya bu hisler düzelmiyor yada geri  gelmiyor veya kadın yıllarca alıştığı dost olduğu zararsız olan masturbasyon  alışkanlığından kurtulamıyor,evliliği bambaşka hayal eden erkeğini prensi  kendini de pamuk prenses olarak gören kadın gerçek hayatla hele birde erkeğin  kaba ve de anlayışsız davranışlarıyla karşılaşınca karşı cinsten iyice soğuyor ve  cinselliği ya hiç yaşamıyor ve hissetmiyor yada masturbasyonla yaşayıp  ilişkiden zevk almıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Masturbasyon hayal gücünün veya fantezinin sonsuz  kullanımı ile gerçekleşir,kişi bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi  düşünür ve sonsuz bir güce sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu  sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşmez. Bu da cinsel eylemlerde bazen hayal  kırıklığı yaratabilir.Kadın alıştığı bu düzenin dışına çıkıp normal cinsellikten  zevk alamaz. Kadında orgazm nedir? Teknik terimleri bırakıp gerçekçi  olalım.Kadın orgazmı erkekten çok çok farklıdır.Erkekteki gibi orgazm ile gelen  bir sıvı görsel bir olay yoktur kadın orgazmında.Ve bu her kadından kadına çok  çok farklılık gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KADIN İÇİN ORGAZM TANIMI: &lt;/b&gt;''Yaşadığınız bir cinsel eylem  veya ilişki bittikten sonra gergin kalmıyorsanız,boğazınızda yutamadığınız bir  lokma varmış gibi hissetmiyorsanız,kendiniz mutlu ve de rahat hissediyorsanız  ve sizin için yeterliyse siz orgazm olmuşsunuz demektir.'' Bırakınız başkaları  ne derlerse desinler,ne yazılırsa yazılsın fark etmez,mühim olan sizin  gerçeğinizdir. Peki bunları yaşayamayan yada hissedemeyenler ne yapacaklar?  Erişkin kişilerde bunu kendi kendine çözümü çok zordur,en basit ve kolay yolu  destek almaktır. Nereye başvurup destek alabilirler? Gerek bize gerekse bir  seksüel terapi merkezine baş vurup destek alıp tedavi olabilirler. Yani tedavisi  vardır ve bu durum düzeltilebilinir mi? Evet tedavisi vardır,gerekli koşullar  sağlandıktan sonra her türlü sıkıntı gibi buda düzeltilir,kişinin cinsel istek  duyması ,veya cinsel ilişkiden zevk alması veya orgazm olması öğretilir. Bu  konuda çok başvuru oluyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Maalesef Türkiye koşullarında bu kadınlarımız  içinde sıkça yaşanan bir durum. Bize de bu konuda sıkça başvuru oluyor ve destek  verip terapiye aldığımız bir çok hastamızın şimdi mutlu ve sağlıklı cinsel  hayatı var. Mühim olan kadın olmaktan utanmamaktır,cinsellikten utanmamaktır.  Hayat güzeldir, kadın olmak ayrıcalıktır. Güzelliği ayrıcalıklı olarak yaşamanın  keyfini çıkarın ! Geliniz size destek olalım,sizde sağlıklı ve mutlu bir cinsel  hayata sahip olunuz!! Biz kadına saygı duyuyor,cinselliğin her kadının hakkı  olduğuna inanıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-4617810669628897681?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/4617810669628897681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=4617810669628897681' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4617810669628897681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4617810669628897681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/kadnda-cinsel-iktidarszlk.html' title='Kadında Cinsel İktidarsızlık'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-4137919022668609262</id><published>2008-10-01T09:36:00.000-07:00</published><updated>2008-10-01T09:38:15.715-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prostat Hastalıkları Tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat iltihabı tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat büyümesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat tanısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prostat  Belirtileri'/><title type='text'>Prostat Hastalıkları Tedavisi,Belirtileri,Tanısı.Prostat büyümesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt; &lt;a name="PROSTAT_HASTALIKLARI:"&gt;Prostat Hastalıkları&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı  bir organdır.&lt;br /&gt; &lt;b&gt; PROSTATIN YERLEŞİMİ:&lt;/b&gt; Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk  kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Yetişkinde  yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm ve enine çapı 40 mm  civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, tepesi,  arka ön ve iki yan yüzü vardır. Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön  ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar  yolunun prostatik parçası geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu  oluk içerisinde Meni yolu borusu yer alır. Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm  öndedir. Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir,  prostatı iki yan parçaya ayırır. Prostatın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez  dokusundan başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı  çevresinde mesane büzücü kası bulunur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; PROSTATIN VAZİFESİ:&lt;/b&gt; Prostat bir dış salgı  bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil seks organıdır. En önemli vazifesi  meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını  çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda  çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz ve dehidrogenez enzimleriyle ilişkisi  vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5  olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin,  asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan  daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol  sitrat bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kollestrol  bulunur. Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet  göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş  düşme görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PROSTAT İLTİHAPLARI:&lt;/b&gt; Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin  olmak üzere ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı: Adi mikropların  meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt olarak gelir.  Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta iltihaba neden  olurlar. Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzluk vardır. İdrarda yanma, sık  idrara çıkma şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda  1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük  ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler  bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar  dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler  hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir. Teşhis: Akıntı varsa bu  akıntının mikroskobik muayenesi yapılır. İdrar ve kan tahlilleri yapılır.  Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat şiş, sıcak olarak  parmağa gelir ve çok hassastır. Tedavi: 1- Yatak istirahatı. 2- Sıvı ihtiyacını  karşılamak için serumlar verilir. 3- Kabızlık varsa o düzeltilir. 4- Ağrı  giderici fitiller kullanılır. 5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile  mikrobun cinsi tespit edilerek uygun antibiyotik verilir. 6- Ön şikayetler  geçtikten sonra prostat mesajı yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  2- Müzmin Prostat iltihabı: Çok defa bir  belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil prostat  iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat iltihabından  sonra ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Belirtileri:&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma,  idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtisi  idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idrardan önce çok  fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır)  Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.&lt;br /&gt;2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları,  konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.&lt;br /&gt;3- Seksüel arzu  azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür. Teşhis: Akıntının  mikroskobik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan idrar  tahlilleri yapılır. Ayrıcı teşhis için filmler çekilir. Ultrasonografi yapılır. &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tedavi:&lt;/b&gt; 1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.&lt;br /&gt;2-  Ağrı giderici fitiller kullanıla bilinir.&lt;br /&gt;3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve  vitaminler verilir.&lt;br /&gt;4- İstirahat sağlanır.&lt;br /&gt;5- Sıcak su banyoları veya torbaların  alt kısmına tatbik edilecek sıcak (Termofor) çok defa faydalıdır.&lt;br /&gt;6- Doktor tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat içerisindeki salgı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PROSTAT BÜYÜMESİ &lt;/b&gt;50  yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Tümör olarak telaki edilse  de Tümör değildir. Kadınların rahim büyümelerine benzer. Hormonal etki ile  meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın selim büyümesini kanser ile  karıştırmamak lazımdır. Her ikisinde oluşum mekanizması değişik olup, biri  meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında  ikisi beraber bulunabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Oluşum Sebebi:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- Çok defa kesin sebep belli  değildir.&lt;br /&gt;2- Müzmin iltihaptan sonra, damar sertliği, aşırı seksüel yaşam,  beslenme faktörleri eskiden beri neden olarak gösterilse de prostatın  büyümesinde bu etkenlerin rolü ispat edilememiştir.&lt;br /&gt;3- Ayakta idrar yapma: Direk  olarak prostat oluşumunda etkisi yoktur. Ancak ayakta idrar yapma sonucu idrarın  bir kısmı idrar kesesinde (mesane) kalacağı için, bu artık idrara bağlı iltihap  v.s gibi şikayetler gelişir. Bu nedenle mesanede idrar bırakmamak ve tam  boşalmayı sağlamak için oturarak idrar yapmak gerekir.&lt;br /&gt;4- Hormonal Sebepler.  Prostatın gelişmesinde testesteron (erkeklik hormonu) gibi bir çok hormonun  etkisi vardır. Bilhassa ergenlik çağındaki hormonal aktivite ile prostat  gelişir. Erkeğin 50 yaşından sonra hormonlarında (testesteron) bir azalma  meydana gelir. İşte bu hormonun eksikliği dolayısıyla prostatın belirli  bölgelerine etki yapamayacağı için prostatın lopları büyür ve içerisinden geçen  idrar dış kanalını sıkıştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Etkisi:&lt;/b&gt; Prostat büyüdükten sonra idrar dış  kanalını dışarıdan tazyik ile sıkıştırır ve hasta idrar yapamaz duruma gelir.  Dış kanalın boyu uzar, yer değiştirir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı  için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür.İleriki safhalarda gevşer  ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur. İdrar atılamadığı için  böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir. Böbreğin havuzcuğu idrar ile  dolar ve bu idrarın basıncı ile böbrek dokusu erir. Daha sonraki safhada böbrek  dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi şişer. Fonksiyonunu kaybettiği  için atması gereken zararlı maddeleri atamaz. Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek  yetmezliği oluşur. &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtiler:&lt;/b&gt; 1- İdrar belirtileri: İdrar yolları tıkanma  derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı  yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını  yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tuvaletten  dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi olur. İdrar  gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma  süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara  çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler  daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara  çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece  idrara kalkma olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu  böbrekler kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar  meydana gelir. Kanda üre yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir:  Bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur. İdrar kesesi çok şişecek olursa  karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar  kaçırması olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Laboratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri  görülür. Kanada üre ve kreatinin artmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek filmi  fazla bir şey göstermezse de ilaçlı film idrar kesesinin doluluğunu prostatın  büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık idrarı gösterir. Film çekildikten sonra  hasta idrar yaptırılır ve tekrar flim çekilir. Bu son filmde ne kadar idrar  kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan  ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Ultrasonografi:  Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi bakımından  önemlidir. Aletin makattan sokularak yapılan bir çeşidi daha vardır ki daha  detaylı bilgi verir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi arasındaki  farkı ortaya koyar ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tedavi: &lt;/b&gt;Selim prostat büyümeleri her ne kadar ilerleyici bir hastalık olsa da yan  etkileri ortaya çıkmadıkça ameliyat gerekmez. Fakat tıkanma fazla ise,  şikayetler varsa, kanama oluyorsa, tıkanma nedeni ile üre yükselmişse ameliyat  uygulanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Koruyucu Tedavi: Bu tedavi şekli aslında geçici bir tedavi olup  hastayı rahatlatmak amacı taşır. İltihap varsa bu giderilir. Alkol gibi tahriş  edici maddeler alınıyorsa bunlar yasaklanır. Sonda takılarak tıkanıklığın önüne  geçilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- İlaç Tedavisi: Hormon tedavileri eskiden beri denenmektedir. Son  zamanlarda çıkan bazı ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile  kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak  hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü,  halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Cerrahi tedavi (Ameliyat) En etkili  tedavi şeklidir. Ameliyat yapılması sebepleri şunlardır. . Tam tıkanıklık:  Prostat çok büyüdüğünden tam tıkanıklık yapar ve yan etkiler başladığından  dolayı ameliyat düşünülür. . Mesanede taş da varsa hem prostat ameliyatı hem de  taş ameliyatı yapılır. . İlaç ile önlenemeyen iltihaplar ve kanamada . Hastanın  şikayetleri çok fazlaysa. . Şayet hastanın üresi çok yüksekse idrar yollarına  bir sonda konur ve 2-3 hafta beklenir, daha sonra ameliyat uygulanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyat  2 şekilde yapılır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Açık ameliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat  düşünülür. Bunu yanında mesane ile ilgili ameliyatlık bir durum varsa açık  ameliyat tercih edilmelidir. Açık ameliyatta genellikle göbek altından kemiklere  kadar olan kısım kesilerek karın içerisine girilip yapılır. Kanama kontrolü daha  kolaydır. Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır. Hastanede yatma süresi  biraz daha fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Kapalı ameliyat: TUR aleti denilen bir alet ile yapılır.  Bu alet ışıklı düz bir borudan meydana gelir. Kesici ve gözleyici kısımları  vardır. İdrar dış deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde  kesilir ve yıkama ile bu parçalar dışarı alınır. 45 gram olan prostatlarda  uygulanmalıdır. Bundan daha fazla olan ameliyatlarda ölüm oranları artmaktadır.  Kanam daha çoktur. Hastanın yatakta yatma süresi daha kısadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Balon ile  genişletme: Balonlu bir sonda dış idrar yolundan geçirilir ve prostatın olduğu  yerde şişirilir. Deneme safhasındadır.&lt;br /&gt;4- Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın  yakılması esasına dayanan bir metottur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;b&gt;PROSTAT KANSERLERİ&lt;/b&gt; Prostat kanserleri  erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak kanserlerinden sonra  3 cü sıradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sebebi: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- Sebebi çok defa belli değildir. Prostat kanserleri  bir yaşlılık hastalığıdır. 50 yaşın altında çok nadirdir. Genellikle 70 yaşından  sonra görülür ve yaş ilerledikçe sıklığı artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Hormonal sebepler: Prostat  kanserli hastalara kadınlık hormonu verilirse kanserin gerilediği görülmüştür.  Bu nedenle oluşumunda da erkeklik hormonu etken olarak düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Hava  kirliliği, fazla yağla beslenme, sebepler olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Müzmin prostat  iltihaplarından sonra kanser vakaları görülmüştür. Yayılımı: Direk olarak çevre  dokulara yayılabilir. Bir diğer yayılma yolu kan yoluyladır. Kanserli hücreler  bu yol ile kısa zamanda Akciğere ve kemiklere yayılır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Beliritler: &lt;/b&gt;Erken devrede  belirti vermediği için şikayetlere yol açmaz. Belirtiler ancak idrar yolunu  tıkadıktan sonra ortaya çıkar. İdrar şikayetleri vardır. Zor idrar yapma, sık  idrara çıkma, gece idrara kalkma şikayetleri daima bulunur. Ağrı kesiciler ile  geçmeyen bel ağrıları olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tetkikler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- Kan ve idrar tahlilleri yapılmakla  beraber özel bir belirti vermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Tümör Belirleyiciler: Bir çok maddenin kanda  aranması ile prostat kanseri teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik  Asitfosfataz (PAP), Prosatat Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu  maddeler hem teşhis koyucu hem de tedavinin seyri hakkında bilgi verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Rotgen İncelemeleri: Düz ve ilaçlı böbrek filmleri bir fikir verebilir. Kanserin  kemiklere veya Akciğerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve akciğer  filmleri çekilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi: Hem prostat kanserini  gösterme hem de yayılma derecesini anlamada önem arz eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Prostattan parça  alma: Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne ile gerekse başka bir  yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenilir. Sonucun negatif çıkması  kanser olmadığı anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tedavi:&lt;/b&gt; Uygun tedavinin yapılabilmesi için  tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı?  Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere sıçramış mı? Soruları önem kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-  Cerrahi Tedavi:İki yolla yapılır Açık ameliyat: Prostat dokusu ve çevre dokuları  ve organlar olduğu gibi çıkarılır. Kapalı ameliyat: Kanserin ancak bölgesel  kaldığı durumlarda TUR denen aletle yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Işın Tedavisi (Radyoterapi)  Dışarıdan belirli derecelerde rotgen şuaları verilir. Böylece kanser hücreleri  öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise radyoaktif maddeler prostat dokusu  içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı önlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Hormon Tedavisi: İleri  devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla kadınlık hormonu olan ostrojen verilir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Testislerin alınması: Erkeklik hormonu (Testesteron) un  prostat kanseri oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonu da testislerden  salgılandığı için ameliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini  alevlendiren erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır 5- İlaç tedavisi:  (Kemoterapi) Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat kanserinde de  kullanılır. Başarı şansı % 48 dir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-4137919022668609262?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/4137919022668609262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=4137919022668609262' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4137919022668609262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4137919022668609262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/prostat-hastalklar-tedavisibelirtilerit.html' title='Prostat Hastalıkları Tedavisi,Belirtileri,Tanısı.Prostat büyümesi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-6784768033975312619</id><published>2008-10-01T09:34:00.000-07:00</published><updated>2008-10-01T09:36:02.307-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Penis iltihapları tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penis hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penis kanseri tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penis iltihapları'/><title type='text'>Penis Hastalıkları</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;color:#ff0000;" &gt; &lt;a name="PENİS_HASTALIKLARI"&gt;Penis Hastalıkları&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penisin erkekte iki önemli fonksiyonu vardır. 1-İdrar atılımı:Böbrekten süzülen  idrarın dış idrar kanal yolu ile dışarı atılımını sağlamak 2-Üreme fonksiyonu:  Tesiste yapılan tohum hücrelerini meni vasıtası ile kadın haznesine ulaştırmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PENİSİN YAPISI:&lt;/b&gt; Penis kök gövde ve baş olmak üzere 3 kısma ayrılır. Kök kısmı  torbanın ön yüzünde makata kadar uzanan bölge içerisinde kaslara gömülü  vaziyette durur. Gövde deri ile kaplı ve içerisinde 3 tane sertleştirici  kıkırdak dokusundan yapılmış organdan meydana gelir. Kıkırdaktan daha ince  yapılıdır. Bu yapıya kan dolması neticesinde sertleşme meydana gelir. Baş kısmı  penisin en uç kısmında yer alır. Penisi ucunda bir şapka gibi durur. Bu bölge  sünnet olmamışlarda deri ile kaplıdır. Sünnet ile kesilen kısım bu deridir.  Penisin kan dolaşımı atardamar ve toplar damar sistemi sertleşmede dolayısıyla  döllenme ve seksüel aktifte çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PENİSİN YAPI BOZUKLUKLARI:&lt;/b&gt; Çok defa  testis mesane gibi başka yapı bozuklukları da vardır. Penisin hiç olamaması  nadirdir. Nadiren çift penis olur. Penis doğuştan kıvrık olabilir. Bunun yanında  yine doğuştan büyük ve küçük penis olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  1- Penis Sünnet derisinin dar olması: Sünnet derisinin uç kısmı çok dardır. Toplu iğne başı kadar bir açıklık vardır. Derinin iç yüzeyi penisin baş kısmına yapışıktır. Deri başın gerisine çekilemez. Ya doğuştan olur veya daha sonra iltihabı bir olaydan sonra gelişir.   Şayet çok darsa hasta idrar yapamaz. Hatta idrar deri altında toplanması ile sünnet derisi balon gibi şişer. İdrar damlalar halinde akar. Tedavi edilmezse idrarın tahrişi sonunda iltihap gelişir ve bu iltihap penis baş bölgesinde yaralara neden olur. Tedavi sünnettir. (Sünnet için tıklayın)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 2-Sünnet derisinin  geriye kaçması: Sünnet derisi penis baş kısmının gerisine çekilmesi ile tekrar  öne gelememesidir. Genellikle sünnet derisinin darlıklarında oluşur. Çocuk veya  anne babası tarafından temizlik amacı ile deri geriye çekilir, daha sonra deri  burada şişer ve kızarır, penis başını boğar. Tedavide şayet erken devreyse deri  öne çekilmeye çalışılır. Fakat geç kalmışsa sünnetten başka çare yoktur. Sadece  ufak bir deri parçasını kesmek ve iyileşmeye bırakmak çok defa sonuç vermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 3-Penis yaralanmaları: Penis oynak bir organ olduğundan darbelere karşı kendini  korur Tamamen kopma kazalardan sonra veya kasti olarak (kıskançlık ve intikam  nedeni ile) kesilmesinden sonra oluşur. Darbelerde penise kan oturur. Penis  kırılmaları ise sertleşmiş haldeki penisin ani ve sert bir şekilde bükülmesi  sonucu meydana gelir. Sertleşme problemlerine meydan vermemek için erken tedavi  önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 4-Penis iltihapları: Çocuklarda darlık nedeni ile büyüklerde ise  temizliğe riayet etmemeden ileri gelir. Sünnet derisinin ve/veya penis başının  iltihabı şeklinde olur. 5-Penisin kireçlenmesi: (Peyroni hastalığı) Penisin  kıkırdağımsı doku içerisinde plak şeklinde bağ dokusunun oluşmasıdır. Sebebi  belli değildir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Penis sırtında veya her  iki yan tarafında olabilir. Nerede olursa sertleşmiş penis aksi istikamette  bükülmüş olarak durur. Ağrı vardır. Bazen birleşme mümkün olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  El ile  hissedile bilinir. Zararsız bir hastalık olmasına rağmen hastanın şikayeti varsa  tedavi edilmelidir. Nadiren kendiliğinden kaybolur. E vitamini faydalıdır.  Ameliyat tavsiye edilmez. Plağın içerisine kireç giderici ilaçların verilmesi  fayda sağlar 6-Penisin kendiliğinden ağrılı sertleşmesi: Penis seksüel istek  duymadan ve uzun süren sertleşmesidir. Hasta çok ağrı duyar. Her yaşta meydana  gelir. Damar sistemi bozulmuştur penisin kıkırdak dokusu içerisinde kan  pıhtıları oluşur. Sinir sistemi hastalıklarında da meydana gelebilir. Bazen  sebep tümoral bir oluşumdur. Birden bire meydana gelir. Ağrılıdır. İdrara  yapılamaz veya damlalar halinde gelir. Meni boşalsa bile sertlik devam eder.  Sertleşme 1-2 gün bazen aylarca sürer. Normal haline dönse bile sonunda  iktidarsızlık meydana gelir. Tedavide enjektör ile pıhtılaşmış kan boşaltılır.  Pıhtıyı giderecek ilaçlar verilir. Ameliyat ile bu pıhtılar boşaltılır. 7-Penis  Tümörleri Penis siğilleri çok görülür. Penisin sırtında veya değişik yerlerinde  olur. Tek veya çoktur. Küçük ben şeklinde fakat karnabahar gibi girintili  çıkıntılıdır. Zararsızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Tedavide elektrik ile yakılır veya ameliyat ile çıkarılır. Penis Kanseri:  Çok defa sünnetsizlerde görülür.Penis başı iltihaplarından sonra gelişebilir.  Müzmin tahriş edici maddelerden sonrada oluşabilir. Görünüşte yarayı andırır.  Sert nodül şeklinde de olabilir. Teşhis parça alınıp patolojide incelenmesi ile  konur. Erkan teşhis konulacağı için ameliyat ile alınır. Sonuç diğer kanserlere  nazaran iyidir .&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-6784768033975312619?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/6784768033975312619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=6784768033975312619' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6784768033975312619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6784768033975312619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/10/penis-hastalklar.html' title='Penis Hastalıkları'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5368993301823884190</id><published>2008-09-30T14:35:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T14:36:57.955-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masturbasyon nasıl yapılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masturbasyon Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masturbasyon neden yapılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Masturbasyon sex'/><title type='text'>Masturbasyon Nedir</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="MASTURBASYON:"&gt;Masturbasyon Nedir&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   İnsanların yüzde doksan beşi (%95'i) mastürbasyon yapar, peki kalan yüzde beşi (%  5'i) ne yapar? Kalan % 5'i yalan söyler! Biraz yumuşatırsak bunu ;yaptıkları  şeyi masturbasyon olarak kabul etmemeye çalışırlar ,yada masturbasyon  yaptıklarını bilmezler. Cinsel organlarla ilgili haz verici her şey masturbasyon  sayılabilir, mesela bir kadının heyecanlanıp bacaklarını sıkıştırıp bırakması  bile,ve masturbasyonda illa orgazma ulaşmak gerekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Masturbasyon kelimesi  Latince ''masturbare=(elle bozmak )'' fiilinden türemiştir. Günümüzde kullanımı;  kişinin (kadın veya erkek) kendi kendine cinsellik yaşaması veya cinsel doyuma  ulaştırması için yaptığı eyleme denir. Daha modernize bir açıklama ile ; bir  cinsel tepki üreten istemli kendi kendine uyarım olarak tanımlanabilir.  Masturbasyon hayal gücünün veya fantazinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir,kişi  bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünür ve sonsuz bir güce  sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte  gerçekleşmez. Bu da ilk cinsel eylemlerde bazen hayal kırıklığı yaratabilir. Ama  hiç bir düşünce de tensel dokunmanın veya hissetmenin ve de sevginin yerini de  tutamaz. Masturbasyon zararlımıdır ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Eğer kişinin sosyal yaşantısını ,normal  seksüel ilişkilerini bozacak düzeyde değil ise zararsızdır. Kişi eğer bir  seksüel partneri varsa o olmadığı zamanlarda masturbasyon yapabilir ama bunun  sayısı ve sıklığı partnerine olan arzusunu etkilemeyecek şekilde olmalıdır. Eğer  kişinin düzenli seks partneri yoksa veya hiç partneri yoksa, arzu ettiği sürece,  hissettiği sıklıkta mastürbasyon yapabilir. Mastürbasyonun kadında veya erkekte  hiç bir fiziksel (bedensel) kötü tesiri yoktur ,aksine rahatlamayı ve gevşemeyi  sağlar. Ayıp değil bir gerekliliktir. Toplumda söylenen diğer her şey tamamen  uydurmadır; - yok sivilce yapar, -gözleriniz kör olur, -boy uzamasını durdurur,  -ileride çocuğunuz olmaz, -kızlarda adet düzenini bozar, -erkeklerde ileride  sertleşme sorunu yaratır, -penis boyunun uzamasını durdurur gibi söylentiler ve  bilgiler ve buna benzer her şey tamamen uydurmadır. Dilediğiniz yer ve zamanda  tabi ki başkalarının haklarına (kişisel veya kanuni) saygı duyarak, kimseye  zarar vermeden masturbasyon yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Bu sizin hakkınız ve bedensel  özgürlüğünüzdür. Özellikle bazı gençler mastürbasyon sonrası suçluluk duygusuna  kapılırlar, bu yaptığınızdan suçluluk duymak anlamsız ve de gereksiz bir  duygudur,ayıp,yasak,kötü,size veya başkasına zarar vermeyen, yalızca sizin  bedeninizi ve hislerinizi ilgilendiren bir şeyden huzursuz olmanın gereği  yoktur,bu bir ihtiyaçtır, bundan utanmayınız,suçluluk duymayınız. Yalnız  masturbasyon sizin için kaçınılmaz bir olay , bir tutku haline gelmişse, normal  cinsel ilişkiye tercih ediyorsanız, veya normal seksten partnerinizden zevk  alamayıp masturbasyona yöneliyorsanız bir cinsel tedavi merkezine baş vurup bu  alışkanlığınızı veya tercihinizi değiştirmek için öneri ve tedavi almalısınız.  Mastürbasyon konusunu biraz yaşa ve cinsiyete göre ayırırsak; Genç erkeklerde  özellikle cinsel hayatı olmayan gençlerde, masturbasyon neredeyse bir zorunluluk  halindedir, bunun nedeni ise: Sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır ve hiç  durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler,  arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır, bu kesenin bir  hacmi, bir kapasitesi vardır, bu hacim dolunca cinsel istek artar, yoğunlaşır  eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek  başlar, bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken  vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar veya idrar sonrasında  sümüksü bir akıntı olarak penisten gelir (bu boşalma değildir ve zevk vermez  sadece sperm akar).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden  sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir( 4 ila 15 gün), erkek uykuda boşalır ve  keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı  olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir.  Erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun  boşaltılması isteği sonucu ve de toplumsal öğretilerin yani tabuların erkeğe  kuralsız cinsellik yaşamayı bir hak ve övünç kaynağı olarak hissettirmesi olup  bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır.  Erkeklerde uyarı ve doyuma ulaşma daha çok penisin etrafının kavranma hissinin  tatmini ve özellikle penisin baş kısmında bulanan zevk hücresi diye  isimlendirilen sinir uçlarının sürtünmeye ve karşıdan gelen basınca karşı  taşıdıkları hislerden oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Erkekler genelde elleriyle cinsel organlarını  okşayarak masturbasyon yaparlar, bunun için elleri kuru olabilir, genelde  kayganlaştırıcı bazı maddeler; tükürük, krem, sabun (sabunun penis içine  kaçtığında acıya yol açacağı unutulmamalıdır) kullanılır. Gene erkekler  masturbasyon yaparken penislerini başka cisimlere sürerek de veya kavrama  hareketini sağlayıcı bir takım boşluklara penislerini sokup çıkararak yaparlar.  Veya sertleşmiş penise su tutarakta masturbasyon gibi çeşitli yöntemlerde  kullanırlar. Son zamanlarda ülkemizde de satılan yapay vajina benzeri araçlarda  erotik malzeme satılan dükkanlarda bulunmakta ve kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kısaca kişiye  zevk veren her şey bu amaçla kullanılabilir. Kadınlarda ise; bakire olanlar veya  olmayanlar olarak değerlendirmeliyiz çünkü toplumumuzda bekaret hala önemli bir  konu olarak kabul edilmektedir . Kadınlarda masturbasyon erkeklerdeki kadar  fiziksel dokunma gerçekleşmeden düşünce bazında da gerçekleşebilir.Sadece  göğüslerine dokunarak dahi masturbasyon yapabilirler. Fiziksel istek kasık  bölgesine yayılan sıcaklık orada bir basınç hissinin duyulmasına ve klitorise  dokunulmasının ihtiyacı ve vajen içinde doldurulması gerekli bir boşluk hissi  ile ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Vajende ki boşluk hissi daha önce cinsel ilişkiye girmemiş  bayanlarda çok az veya yoktur.Cinsel ilişki yaşamış kadınlarda ise bu vücut  tarafından tanınmıştır ve hissedilir. Genelde ya klitoris (bızır) elle okşanır  veya iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye  sürtülür. Bakire olan kadınlar genelde bu şekilde masturbasyon yaparlar. Ve  bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Daha az olarak klitoris okşanırken  vajen girişine parmakla baskı uygulanabilir veya vajen girişi veya küçük  dudaklar okşanabilir. Bunun da kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Ve bazı  bayanlar kızlık zarı olmayanlar veya önemsemeyenler vajen içine parmak veya  parmaklarını sokarlar veya içeriye doluluk hissi verebilecek herhangi bir şey  (deodorant kutusu,salatalık,muz,kalem gibi) kullanırlar.Son zamanlarda ülkemizde  de bulunan yapay penisler de veya titreşim sağlayan bazı seks oyuncakları da  yaygın olarak kullanılmaktadır. Bazı bayanlar ise hem klitorise sürtünme veya  baskı hem de vajen içine doluluk sağlayarak masturbasyon yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Duşta  basınçlı suyun klitorise tutulması ile masturbasyon ise bayağı yaygın bir  yöntemdir, bu da kızlık zarına zarar vermez. Anne ve babalara ve de herkese ;  cinsellik içgüdüsel bir duygu olup soyunu sürdürme, hayata ve kendinden sonraya  bedeninden bir parça bırakma hissinin bir uzantısıdır. Yani  frenlenemez,önlenemez ve yok edilemez.Belki baskılayabilir veya başka bir hisse  veya uğraşa yönlendirebilirsiniz ama bunun sağlıksız sonuçları ve acısı daha  sonra çok fazla olarak başka yerlerde ve konumlarda ortaya  çıkmaktadır.Kuşumuzun, kedimizin veya köpeğimizin cinsel arzularını düşünüp  dikkate aldığımız halde kendimizin ,yakınlarımızın veya çocuklarımızın bu tip  ihtiyaçlarını görmemezlikten gelmeye veya anlamamaya çalışmak kendimizi  kandırmaktır. Özellikle cinsel yaşantıya sahip olamayan veya olamamış gençlerde  bu istek frenlenemez.Bu yüzden gerekli olan masturbasyon için onları yanlış  bilgilendirip korkutmayınız. Yaş ve kişinin sosyal konumu bu arzuyu yok etmez bu  bir ihtiyaçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Yalnız bebekler de de bazen masturbasyon benzeri davranışlar  görülebilir bu onları korkutmadan önlenebilir,anlayabilecek yaşta olanlar doğru  yönlendirilip bilgilendirilmelidir.Bu konu ilerdeki yazılarımızda ele  alınacaktır. Peki çocuklarımıza nasıl davranalım; ilk önce onlara bu konularda  sağlıklı bilgiler verelim eğer sizde bilmiyor veya bu konuları konuşamıyorsanız  çekinmeden destek alabileceğiniz yerlere baş vurabilirsiniz veya okuyup  öğrenebilecekleri bazı bilgi kaynakları sağlayabilirsiniz.En önemli olan şey  yanlış bilgi vermemektir.Ufak bir kızken annesi tarafından anal (arkadan-popodan  - makat-rektum ) ilişkiye girmesin diye arkadan ilişki kuranlar kanser olur diye  korkutulup yönlendiren bir hastamın kabız olursam da aynı etki olur kanser  olurum ölürüm fikri ile yaşadığı ve hissettiklerini, bu yüzden yeme içme  problemi yaşadığını, uzun süre psikiyatrik tedavi alıp halen de tam olarak  iyileşemediğini ve de iyileşemeyeceğini düşünürseniz yanlış bilginin bir insanın  hayatına, yaşantısına nasıl bir etki yaptığını anlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Onları kendileri ile  kalabilecekleri ruhları ve bedenlerini tanıyabilecekleri mekanlarda rahat  bırakalım.Odasının kapısını kilitlemesine izin verin veya kapısını çalıp onun  olurunu almadan odasına girmeyiniz.Kötü bir şey yapacaksa zaten yapar, sertlikle  hiç bir şey engellenmez sadece inanarak doğruyu anlatın oda anlayacaktır.Veya  banyoda gereğinden fazla kalırsa onu rahatsız etmeyiniz, orayı gerçekten  kullanmaya ihtiyacınız olana kadar onu rahat bırakınız, bir insan banyoda ne  yapabilir ki veya ne yapar sizce? En önemli şey ise onlar her ne kadar sizin  bedeninizin bir parçası olsalar da onlarında bir ruhlarının olduğunu unutmamak,  onların kişiliklerine saygı duymaktır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-5368993301823884190?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/5368993301823884190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=5368993301823884190' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5368993301823884190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5368993301823884190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/masturbasyon-nedir.html' title='Masturbasyon Nedir'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-952770063527893475</id><published>2008-09-30T14:34:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T14:35:26.910-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sertleşmeme nedeni'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sertleşme Sorunu Üroloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sertleşme yetersizliği nedenii'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sertleşme tedavisi'/><title type='text'>Sertleşme Yetersizliği  Sorunu Üroloji</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt; &lt;a name="SERTLEŞME_SORUN"&gt;Sertleşme Sorunu&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Sertleşememe birçok erkeğin özellikle de orta yaş ve üstü erkeklerin birçoğunun  ciddi bir kaygısıdır. Erkek sekste daha çok penisiyle değerlendirilmektedir.  Kadın yapısı gereği, istemese de uygun olmasa da erkeğe vereceği cinsel hizmet  yönünden özel bir hazırlık yapmasına gerek yoktur. Her zaman her yerde her  şekilde ilişkiye girebilir. Bundan zevk alıp almayacağı ayrı bir konudur. Erkek  ise cinselliği yöneten ve bitiren taraf olarak hazırlanmalı ilişkiye uygun ve de  bu ilişkiyi sürdürebilecek halde olmalıdır; bu da basit açıklama ile erkeğin  penisinin sertleşmesi ve bu sertliği sürdürme sürecidir( tabii ki ideali bu  süreye kadının hazırlanma süresini de eklemektir!!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Erkekte genç yaştaki  her koşulda sertleşme imkanı yaş ilerledikçe bedensel eskimeye, sosyal ve  ekonomik koşullara, strese de bağlı olarak azalacaktır. Sertleşme yetersizliği  veya sertleşememe sorunu üç nedenden oluşabilir. 1- Bedensel durumlar 2-  Psikolojik durumlar 3- Hem bedensel hem de psikolojik nedenlerin beraber olduğu  durumlar Sorunun nerede olduğunu bulmak ilk önce sorgulama ile olur. Cinsel  ilişkide sertleşme problemi olan kişinin mastürbasyon yaparken veya sabah  sertleşmelerinin olup olmadığı sorunun kaynağına yol gösterebilir. Diğer bir  yöntem de bedensel bir takım testlerin mesela penisteki kan akımının ölçülmesi,  penise çeşitli ilaç uygulamaları gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Bunların sonucu kişiyi muayene eden  hekimce değerlendirerek sorunun nereden kaynaklandığı ilk önce bulunur,  bulunmalıdır. Bedensel ise, çeşidine ve koşullara göre ilaç veya ameliyat  önerilir. Sorun psikolojik ise uygun terapi yapılır veya terapiye yönlendirilir.  Psikolojik baskılar erkek sertleşme faktörünü önemli ölçüde etkilemektedir  Bunlar ekonomik yetersizlik, sosyal ilişkiler, penis büyüklüğü kaygısı, erken  boşalma korkusu, partneri tatmin edememe şüphesi, partnerinin zevk almaması, suç  işlediğini düşünme kaygısı, aldatma veya aldatılma korkusu, veya da başka  erkeklerle karşılaştırılma korkusu gibi nedenlerdir. Psikolojik sorunların  kaynağa yönelik çözümü ile erkekteki sertleşme sorununun çözümünde başarı  yüksektir. Sorun nereden kaynaklanırsa kaynaklansın çözümünü en kısa sürede  bulmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Basit bir sertleşme korkusunun başlattığı sertleşme problemi  çözülmezse, neden yokken günbegün artacak daha ağırlaşacaktır. Bedensel bir  sorunun uygun yöntemlerle çözülmemesi ise erkekte gene psikolojik baskıyla  bedenselin yanına psikolojik sorun da ekleyebilecektir. Sertleşme kaygısı  yaşayan erkeklerin birçoğunun daha sonra gerçek anlamda sertleşme sorunu  yaşadıkları görülmektedir. Sertleşme sorunu olan erkek cinsel açıdan  yetersizliğini hissedip kendini zavallı ve güçsüz görüp kadınlardan ve toplumdan  uzaklaşacak, sosyal ilişkilerinden, iş hayatında başarısızlık yaşayacaktır.  Hatta eşcinsellik kaygılarına bile kapılabilecektir. Bu yüzden nedeni ne olursa  olsun çözümü büyük oranda olan bu sorun için kısa zamanda uygun yerlere  başvurmak erkek sağlığı ve gelecek nesiller için faydalı olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-952770063527893475?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/952770063527893475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=952770063527893475' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/952770063527893475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/952770063527893475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/sertleme-yetersizlii-sorunu-roloji.html' title='Sertleşme Yetersizliği  Sorunu Üroloji'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-1092268102970997738</id><published>2008-09-30T14:22:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T14:34:07.556-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İktidarsızlık Nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İktidarsızlık Belirtileri'/><title type='text'>İktidarsızlık Nedenleri,Belirtileri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="İKTİDARSIZLIK"&gt;İktidarsızlık Nedenleri,Belirtileri&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtiler Diğer İsimleri: Erektil disfonksiyon, sertleşme bozukluğu. Erkeğin  cinsel isteğinin olmasına karşın penis damarlarında kan toplanamaması ve  sertleşmemesi (ereksiyon olmaması) veya cinsel birleşmeyi sağlayacak yeterli  sertliği koruyamamasıdır. Her erkeğin her zaman ve bütün koşullarda yeterli  ereksiyonu sağlaması beklenemez. Ruhsal gerginlikler, yorgunluk, ilişkideki  problemler zaman zaman ereksiyonun başarısız olmasına sebep olabilir. Ancak  ereksiyon problemi ısrarcı olursa ve cinsel birleşmeyi sık sık engellerse bir  doktordan yardım alma gerekliliği var demektir. Bazı araştırmalara göre hafif ve  orta derecede empotans da dahil edilirse 40-70 yaş arası erkeklerin % 70 'ini  etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;NEDENLER:&lt;/b&gt; Birkaç yıl öncesine kadar impotans' ın en büyük nedeninin  psikolojik ve yaşam tarzı ile ilgili olduğu düşünülürdü. Aşırı sigara ve alkol  kullanımı, bazı ilaçlar yan etki olarak ereksiyon bozukluklarına sebep  olabildiği gibi son zamanlarda yapılan araştırmalarla sinirler, arterler veya  toplardamarları etkileyen herhangi bir hastalığın ereksiyon bozukluğuna sebep  olabileceğini göstermiştir.Penisin içinde idrar yoluna paralel iki adet süngersi  silindir vardır. Erkek cinsel açıdan uyarıldığında sinir sistemi penisi  sertleşmesi için uyarır. Penise gelen kan damarları bu süngersi silindirleri  kanla doldurmak için gevşerler. Bu da ereksiyonu sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Eğer herhangi bir sebeple bu aşamalardan birisi engellenirse ereksiyon  bozukluğu oluşur. Bu sebepler şunlar olabilir. Fiziksel Hastalıklar ve  Bozukluklar: Akciğer, karaciğer, kalp, böbrek, sinir, arter veya venlerin kronik  hastalıkları impotansa sebep olabilir. Özellikle şeker hastalığı gibi endokrin  hastalıklar bir sebeptir. Damar sertliği penise yeterli kanın girmesine engel  olabilir. Bazı erkeklerde testesteron (erkeklik hormonu) azalması da empotansa  neden olabilir. Ameliyat veya travma:Leğen kemiği veya omurgalardaki  yaralanmalar bazen empotans sebebi olabilir. Prostat, mesane veya rektum kanseri  sebebi ile yapılan ameliyatlarda empotansa sebep olabilirler. İlaç Tedavileri:  Antidepresanlar, antihistamimikler, hipertansiyon ilaçları veya prostat kanseri  tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ereksiyon bozukluğuna sebep olabilir. Madde  kullanımı: Alkol, esrar veya diğer uyuşturucu maddelerin kullanımı ereksiyon  bozukluğuna sebep olabilir. Aşırı sigara içilmesi de penise giden arterlere  zarar verebilir. Stres, anksiyete veya depresyon: Psikolojik bozukluklar  ereksiyon bozukluğunun sebeplerinin % 10-15 ini oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;TEŞHİS:&lt;/b&gt; Empotans tanısında en önemli şeylerden biri doktorunuza  tıbbi ve seksüel hikayenizi ayrıntılı biçimde anlatmanızdır.Doktorunuz şunları  bilmek isteyecektir:&lt;br /&gt; • Ereksiyon ile ilgili probleminiz ne zaman başladı?&lt;br /&gt; • Ereksiyon probleminiz bazen mi oluyor yoksa sürekli mi? Hangi şartlarda  problem kötüleşiyor.&lt;br /&gt; • Hayatınızda ereksiyon bozukluğuna sebep olabilecek faktörler var mı? İş  hayatınızda veya eşinizle ilişkilerinizde gerilimleriniz var mı?  •  Ereksiyon bozukluğunu sadece eşinizle mi yaşıyorsunuz?&lt;br /&gt; • Masturbasyon yaptığınızda ereksiyon yeterli oluyor mu?&lt;br /&gt; • Ereksiyon esnasında ağrınız oluyor mu?&lt;br /&gt; • Eşinizden tedavi olmanız gerektiğine dair bir uyarı aldınız mı?&lt;br /&gt; • Ayrıca doktorunuz geçmişte geçirdiğiniz ameliyatları, ilaç, alkol,  sigara veya uyuşturucu kullanıp kullanmadığınızı, yakın zamanda kilo kaybı veya  alımı olup olmadığını, geçirdiğiniz ruhsal sıkıntıları bilmek isteyecektir. Daha  sonra detaylı bir fiziksel muayene yapılır.Bu muayenede boyun, göğüs, karın ve  penis ve testisler ağırlıklı olmak üzere genital bölgenizi inceleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Rektal muayene de işlemin bir parçasıdır. Laboratuvar Testleri:Prolaktin  hormon düzeyi, testesteron düzeyi, kan sayımı, kandaki kolesterol ve kan şekeri  düzeylerini belirleyebilmek için laboratuvar testleri yapılır.Bunların dışında  daha uzak organlarda empotansa neden olabilecek bir hastalığın var olup  olmadığının tesbiti için karaciğer, böbrek ve tiroid ile ilgili bir takım  testleri yapılabilir. Bazen de penisinize bir ilaç enjekte edildikten sonra  oluşan ereksiyon esnasında kan akışının ölçülmesi için bir ultrason tetkiki  yapmak gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; Laboratuvar Testleri: &lt;/b&gt;Prolaktin hormon düzeyi, testesteron düzeyi,  kan sayımı, kandaki kolesterol ve kan şekeri düzeylerini belirleyebilmek için  laboratuvar testleri yapılır.Bunların dışında daha uzak organlarda empotansa  neden olabilecek bir hastalığın var olup olmadığının tesbiti için karaciğer,  böbrek ve tiroid ile ilgili bir takım testleri yapılabilir. Bazen de penisinize  bir ilaç enjekte edildikten sonra oluşan ereksiyon esnasında kan akışının  ölçülmesi için bir ultrason tetkiki yapmak gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;b&gt;TEDAVİ:&lt;/b&gt; Beslenme, egzersiz ve kişisel alışkanlıklar: Sigara ve alkol alımı  sınırlandırılmalı, ilaç alışkanlıklarından kurtulunmalıdır. Düşük kolesterol  içeren besinlerle beslenmeli ve kolesterol düzeylerinizi takip etmelisiniz.  Egzersiz empotans için risk faktör olabilecek kalp-damar hastalıklarının  önlenebilmesi için çok önemlidir. İlaç Tedavileri: Son zamanlarda oldukça  iddialı olarak piyasaya çıkan birtakım ilaçlar ereksiyon konusunda yardımcı  olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ancak kişilere normal ereksiyon yeteneğini kazandırmadıkları  akıldan çıkarılmamalıdır. Birkaç yıl önce piyasaya çıkan ve tüm dünyada  sansasyon yaratan sildenafil, verdenafil, tadalafil etken maddeli ilaçların  penis içindeki kan dolaşımını arttırdığı ve ilişkiden 30 dk önce alındığında  ereksiyonu sağlayarak hastaların % 80 inde etkili olduğu iddia edilmektedir.  Ancak bazı yan etkileri vardır. Hastaların % 10 unda ilişkiden saatler sonra  dahi devam eden yüz kızarması, %17 sinde baş ağrısı şikayetleri  bildirilmiştir.Mide yanmaları ve görme bozukluğu da rapor edilmiştir. Ender  vakalarda 3 saat kadar süren ereksiyon oluşmuştur. Bu ilaçları anginası veya  kalp-damar rahatsızlıkları olan kişiler kullanmamalıdır.Bu ilaçlar nitrogliserin  içeren ilaçlar (monoket, monolong, isordil gibi) ile birlikte alınmamalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İlgili uzmanın muayenesinden sonra ancak reçete ile alınabilirler. İntauretral  Tedavi: İdrar yaptıktan sonra bir aplikatörle idrar yoluna konulan küçük  fitillerdir.Fitil uygulandıktan sonra kolay çözünebilmesi için penis hafifçe  ovalanır. Penis içindeki kan dolaşımını arttırarak etki eder.Başarı oranının %  40’ lara yakın olduğu rapor edilmiştir. En sık görülen yan etkileri penis,  testisler, idrar yolunda ağrı duyulmasıdır (kullananların yaklaşık yarısında  görülür). Nadiren idrar yolunda kanama, tansiyon düşmeleri, sersemlik ve bayılma  görülebilir. İlişkide bulunulan eşin vajeninde yanma hissi yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İlişkide bulunulan eş hamile ise kesinlikle kullanılmamalıdır. Prostoglandin allerjisi olanlar, lösemi ve orak hücreli anemi hastaları kullanmamalıdır. Enjeksiyon Tedavisi: Süngersi tabaka yanından penise enjekte edilen bir takım ilaçlarla 15 dakika içinde yarım saat sürecek bir ereksiyon sağlanabilir. Enjeksiyon küçük iğnelerle yapılır. Enjeksiyon yerinde ağrı, morarma, tansiyon yükselmesi, baş ağrısı, sersemlik gibi yan etkileri vardır. Pompa Tedavisi: 1900 yıllarında keşfedilmiş basit bir pompa ile penis içindeki kan akışı arttırılarak ereksiyon sağlanır. Pompa kullananların % 80 i sonucun tatmin edici olduğunu söylemektedirler. Penil Protezler: Oldukça pahalıya mal olan bu yöntemde penise yerleştirilen protez ile ereksiyon sağlanmaktadır. Hasta istediği zaman ereksiyonu sağlayabilir. Çeşitli tipleri mevcuttur. Bazılarında penis sürekli ereksiyonda kalır. Bazılarında ise ilişkiden sonra yumuşama sağlanabilir. Cerrahi bir işlem gerektirir. Uygulanan hastaların % 80’ i olumlu sonuç almıştır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-1092268102970997738?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/1092268102970997738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=1092268102970997738' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1092268102970997738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1092268102970997738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/iktidarszlk-nedenleribelirtileri.html' title='İktidarsızlık Nedenleri,Belirtileri'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-6976411268578296045</id><published>2008-09-30T14:21:00.001-07:00</published><updated>2008-09-30T14:21:48.774-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üroloji sorunları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üroloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel Güçsüzlük nedeni'/><title type='text'>Cinsel Güçsüzlük</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="CİNSEL_GÜÇSÜZLÜK:"&gt;Cinsel Güçsüzlük&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;         &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt; Ülkemizde ve dünyada erkeklerin daha çok ileri yaşlarda olsa da artık genç  yaşlarda da sık karşılaştığı bir hastalıktır. Cinsel güçsüzlük çok çeşitli  şekillerde tanımlanabilir ama kısaca erkeğin cinsel gücünden memnun olmaması  olarak da tarif edilebilir. Bazen bu durum gerçek bir cinsel güçsüzlük değilse  de kişi hekime başvurmaktadır. Özellikle şehir yaşantısının getirdiği stres ile  bu hastalığın hem sıklığı artmış hem de daha genç yaşlarda görülmeye  başlamıştır. Cinsel güçsüzlükte neden ya ruhsal ya da bedenseldir.  &lt;/span&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;  Burada ilke  olarak hasta öncelikle bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilir ve bedensel  bir neden olup olmadığı araştırılır. Eğer böyle bir neden saptanmazsa veya  ruhsal bir neden düşünülürse bir psikiyatri uzmanına yollanır. Bazen her iki  nedende mevcut olabilir ve bu nedenle her iki branştaki hekim tarafından tedavi  gereklidir. Bazen ortaya çıkan bedensel hastalıklar nedeniyle hastanın bir iç  hastalıkları veya beyin cerrahi uzmanı tarafından da tedavisi gerekebilir.  Bedensel hastalık olarak çeşitli hormon hastalıkları, şeker, böbrek, karaciğer,  kalp-damar hastalıkları gibi nedenler bulunabilir. Kullanılan çeşitli ilaçlar  nedeniyle olabilir. Sonuçta erkeklik organının damarlarında veya sinirlerinde  hasar meydana gelir.&lt;br /&gt;   Genelde bu hastalıklarda yakınmalar yavaş yavaş gelişir.  Kavga, ani stres gibi durumlarda başlangıç anidir ve çoğu zaman bu neden hasta  tarafından da fark edilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-6976411268578296045?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/6976411268578296045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=6976411268578296045' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6976411268578296045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6976411268578296045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/cinsel-gszlk.html' title='Cinsel Güçsüzlük'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-8508876368011516027</id><published>2008-09-30T14:20:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T14:21:18.016-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel uyarılma bozukluğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel uyarılma bozukluğu tedavisi'/><title type='text'>Cinsel uyarılma bozukluğu tedavisi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; &lt;a name="CİNSEL_UYARILMA_BOZUKLUĞU:"&gt;CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU:&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu grupta erkek erektil bozukluğunu ve kadın uyarılma bozukluğunu kapsar. Tanıda  hastanın cinsel aktivitesinin süresi, yoğunluğu, odağı göz önüne alınmalıdır.  Eğer cinsel uyaran odağa yönelik değil ise, yoğunluk ve süresi yetersiz ise tanı  konmamalıdır. Kadınlar: Evliliğini göreceli olarak mutlu şekilde yürüten  kadınlarda %33 oranında uyarılma problemi tanımlanmıştır. Uyarılmayı  sürdürmedeki zorluk psikolojik çatışmaları (anksiyete, suçluluk ve korkular)  veya fizyolojik değişmeleri yansıtabilir. Testesteron, östrojen, prolaktin ve  tiroksin gibi hormon seviyelerinde değişmeler ve antihistaminik ilaç  kullanımının uyarılma bozukluğunun etiyolojisinde rol oynadığı ileri  sürülmüştür. Erkekler Bu hastalık erkeklerde erektil disfonksiyon veya impotans  olarak adlandırılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Cinsel güçsüzlük (Empotans) erkekte penisin  sertleşememesidir. Hekimlerin karşısına sık çıkan bir yakınmadır ve hastaya  büyük sıkıntı yaşatır. Genç erkeklerdeki prevalansı %8 olarak tahmin  edilmektedir. Bununla beraber daha geç yaşlarda da ilk kez görülebilir. Değişik  yöntemlerle impotansın organik mi yoksa psikolojik mi olduğu anlaşılır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;   Bu  yöntemler nokturnal penil tumescence (geceleri kendiliğinden olan ereksiyonlar)  izleminden , ultrasonografi ve penis içerisine ereksiyon sağlayıcı madde (papaverin  ) enjeksiyonuna kadar uzanabilir. Nedeni anlamakta iyi bir hastalık öyküsü son  derece değerlidir. Kendiliğinden olan ereksiyonlar (REM uykusunda olan) oldukça  değerlidir. Böyle bir durumda impotansın psikolojik faktörlerle meydana geldiği  düşünülmelidir. İmpotansın psikolojik nedenleri çözülmemiş ödipiyal veya  preödipiyal çatışmalar, cezalandırıcı süper ego, güven duygusunun gelişmemesi ve  yetersizlik duyguları olabilmektedir. Erektil disfonkısiyon denilen bu durum  eşler arası ilişki sorunlarının varlığını da gösterebilir. ...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-8508876368011516027?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/8508876368011516027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=8508876368011516027' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/8508876368011516027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/8508876368011516027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/cinsel-uyarlma-bozukluu-tedavisi.html' title='Cinsel uyarılma bozukluğu tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-6757859107911979741</id><published>2008-09-30T14:19:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T14:20:20.906-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel isteksizlik tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel isteksizlik nedenleri'/><title type='text'>Cinsel isteksizlik nedenleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="text-decoration: none;"&gt; &lt;a name="CİNSEL_İSTEKSİZLİĞİN_NEDENLERİ:"&gt;CİNSEL İSTEKSİZLİĞİN NEDENLERİ:&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;a name="CİNSEL_İSTEKSİZLİĞİN_NEDENLERİ:"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye için hala kapalı kutu görümünde olan cinsellikle ilgili sorunlar, kadın  ve erkekleri farklı etkiliyor. 40 yaşını geçen erkeklerin yüzde 52’ sinde  değişik düzeylerde cinsel fonksiyon bozukluğu görülüyor. Kadınlarda ise, cinsel  soğukluk orgazm olamama ve vaginusmus sorunları en önemli hastaneye başvuru  nedenleri arasına yer alıyor. Uzmanlara göre cinsel sorunlar birçok nedenin bir  araya gelmesinden doğuyor.&lt;br /&gt;Cinsel deneyimin yetersizliği, cinsel bilgilenmenin eksikliği yada yanlışlığı,  eşle olan genel ilişkinin zayıflığı, katı yetiştirilme tarzı, yerleşik yanlış  inanışlar, kalıp yargılar ve başarısızlık endişesi başlıca psikolojik faktörler  arasında yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin cinsel sorunlarının başında ereksiyon olamamak geliyor. Araştırmalar  bu sorunun önümüzdeki 5 yıl içinde dünyada 400 milyon erkeği ilgilendireceğini  gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Milyon erkekte ereksiyon güçlüğü sorunu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya verileri Türkiye’ ye uyarlandığında, ülkemizde değişik düzeylerde  ereksiyon güçlüğü olan 5 milyon erkeğin bulunduğu ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların cinsel sorunlarının çözümünde yaşanan en önemli eksiklik ise Türkiye’  deki cinselliğin hala tabu olmasından doğuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemize genç kızların hala evlenmeden önce jinekoloğa gitme yüzdesi çok düşük.  Bu nedenle var olan hastalıklara zamanında müdahale edilemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel konularda eğitimsiz olan kadınlar, cinsel isteksizlik duydukları  konusunda bir karara dahi varamıyorlar ya da bilgisizlikten doğan nedenlerle  isteksizlik duymalarına neden olacak travmatik deneyimler yaşıyorlar. Özellikle  kadınlar için en önemli sorun; cinsel isteksizliklerini doğal kabul etmeleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her 10 Erkekten 3’ ünde Cinsel İşlev Bozukluğu Var&lt;br /&gt;Türk erkekleri için cinsellik hayatlarının çok önemli bir parçası. Ancak cinsel  sorunları yok sayıyorlar. Hem erkek hem de kadınların çoğu bu sorunları hafife  alıyor, tıbbi sorun olarak algılamıyor, çoğu zaman geçici olduğunu düşünüyor ve  yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüyor. Toplumumuzda her 10 erkekten 3’  ünde , yaşa bağlı olarak da her 100 kadından 19-50’ sinde cinsel işlev bozukluğu  bulunuyor. Yapılan araştırmalar; cinsel sağlık sorunlarının 40-80 yaş arasındaki  erkek ve kadınların üçte birinden fazlasını etkilediğini ancak bu sorunları  partneri ile ya da doktoruyla konuşmanın sayısının az olduğunu ortaya çıkardı.&lt;br /&gt;Cinsellikle ilişkili, fiziksel, ruhsal ve sosyokültürel sağlık ve esenlik  sürecinin kesintisiz olarak yaşanması olarak değerlendirilen cinsel sağlık; hem  erkek hem de kadında ilişkileri, mutluluğu ve yaşam kalitesini doğrudan  etkiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıkları ile ilgili tutum ve  inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamımızdaki rolünü  tespit etmek, kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi  arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumları değişik toplum ve  kültürler ile karşılaştırabilmek için Prizer İlaç "Global Cinsel Tutum ve  Davranışlar" konulu dünya çapında bir araştırma yaptırdı. Aralarında Türkiye’  nin bulunduğu 32 ülkede 40-80 yaş arasındaki 27 bin 500’ den fazla kadın ve  erkeği kapsayan bu araştırmanın sonuçları dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye ayağında; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır ve Erzurum  illerimizdeki 1500 kadın ve erkekle yüz yüze görüşme yapıldı.&lt;br /&gt;Araştırmaya göre, tüm yaş gruplarındaki kadınlar arasında cinsel ilişkiye girme  sıklığı ayda 1-4 kez arasında değişiyor. Türk erkeklerinin ve kadınlarının diğer  ülkelere kıyasla daha büyük bir bölümü (yüzde 60) , cinsel performanstaki  azalmanın ikili ilişkileri etkileyeceğine inanıyor. Diğer ülkelerdeki  erkeklerden farklılık gösteren sonuçlardan biri , Türk erkeklerinin yaklaşık  dörtte üçünün , erkeğin cinsel ilişkiye girebilmesinin ilişki açısından önemli  olduğunu düşünmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişkiye girme yaş ilerledikçe azalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünen Türk kadınlarının  oranı, erkeklere göre daha düşük olmakla birlikte, diğer ülkelerdeki kadınlarla  benzerlik gösteriyor. Diğer dünya ülkelerinden farklı olarak, Türk erkekleri  arasında cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünenlerin oranı  çok daha yüksek bulunuyor. Özellikle 40-49 yaş arasındaki kadınlardaki  cinselliğe önem verenlerin oranı anlamlı şekilde düşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmaya göre, Türk erkek ve kadınlarının ortalama olarak yüzde 71’i son bir  yıl içinde cinsel ilişkiye girmiş. Erkekler arasında son bir yıl içinde cinsel  ilişkiye girdiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 83. Cinsel ilişkiye girme  sıklığı yaş grubu yükseldikçe azalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma’ da Türkiye’de partneriyle ilişkisinin fiziksel olarak zevk verici ve  duygusal olarak tatmin edici olduğunu düşünen erkeklerin oranı kadınlara kıyasla  daha yüksek bulundu. Erkeklerin bu konudaki memnuniyet düzeyleri yaş ilerledikçe  düşüyor. Kadınlar arasında ise özellikle 40-49 yaşından sonra, memnuniyet  düzeyinde anlamlı azalma görülüyor. Türk kadınlarının memnuniyet düzeyleri diğer  ülke kadınlarına kıyasla daha düşük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler arasında herhangi bir nedene bağlı cinsel işlev bozukluğu sorunu  yaşayanların oranı yüzde 28, kadınlarda ise yüzde 43 civarında oluyor.  Erkeklerin tüm yaşlarda yaşadığı sorunlar genelde erken boşalma ve cinsel  ilişkiden zevk almama olarak açıklanıyor.&lt;br /&gt;Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türk erkek ve kadınları da, cinselliğe olan  ilginin kadınlarda 50’ li yaşlarda, erkeklerde ise 60’ lı yaşlarda azaldığını  düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmanın en çarpıcı sonucu ise cinsel işlev bozukluğu için çare arama  yaklaşımları oldu. Cinsel sorun yaşayanların sadece yüzde 12’si bu sorununu  doktor ile konuşuyor. Cinsel sorunlar eş, partner veya arkadaş ile paylaşılan  kitap, dergi vb. kaynaklardan bilgi edinilmesi gereken bir sorun olarak  algılanıyor. Çünkü cinsel sorunlar ciddi olmayan, geçici olduğu düşünülen, tıbbi  bir sorun olarak görülmeyen ve yaşlanmanın doğal bir parçası kabul edilen bir  süreç olarak algılanıyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-6757859107911979741?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/6757859107911979741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=6757859107911979741' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6757859107911979741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6757859107911979741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/cinsel-isteksizlik-nedenleri.html' title='Cinsel isteksizlik nedenleri'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-7981357449459264078</id><published>2008-09-30T14:01:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T14:16:04.702-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='idrar kaçırma nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Enüresistedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='idrar kaçırma tedavisi'/><title type='text'>Enüresis - Gece idrar kaçırma tedavisi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;strong&gt;Gece idrar kaçırma, işeme kontrolünün olması gereken bir yaşta istemsiz ve uygunsuz olarak gece idrar kaçırmadır. Beş yaşının üzerindeki çocuklarda haftada iki veya daha fazla yatak ıslatma olayıdır.&lt;br /&gt;5 yaşından önceki idrar kaçırmalar bu sınıfa dahil değildir. Çünkü çocukta ancak beş yaşına kadar idrar yapma fonksiyonu gelişir.&lt;br /&gt;   İdrar kaçırma olayı %85 sadece gece, %15 te gece veya gündüz olur. Bazı vakaların %10-%25 arasında büyük tuvaletini kaçırır. Bu durum genellikle psikolojik bir hastalığı gösterir.&lt;br /&gt;    Beş yaşını geçtikçe oran hızla azalır. 10 yaşında bu oran %5 e, 15 yaşında ise %1 e düşer. Evlenip idrar kaçıranlar bile görülebilir. Erkeklerde kızlara göre %75 oranında daha fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;  &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Nedenleri:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Gece idrar kaçırma bir hastalık olmayıp hastalık belirtisi olduğundan nedenleri çok fazladır.&lt;br /&gt;   &lt;/span&gt;1-Norojenik&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; gelişmenin gecikmesi: Çocuklarda bedeni ve ruhi gelişme yanında norojenik gelişmede vardır.Mesane kontrolü bazen gecikebilir.&lt;br /&gt;Normalde bebeklerde işeme 6 aya kadar refleks olarak istemsiz yapılır. 2 yıl içerisinde mesane kasının gelişmesi ile istemli olarak yapılır.Fakat tam kontrol yoktur. 1,5 - 3 yaş arası çocuk mesanesinin dolduğunu fark eder. Okul öncesinde ise idrarını biriktirmeyi ve ertelemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;Şayet norojenik olarak sinirlerde bir arza olursa beyinden idrarı tutması için emir gelmez.&lt;br /&gt;   &lt;/span&gt;2-Uyku bozuklukları:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; İdrar kaçıran çocukların uykuları diğer  çocuklardan daha ağırdır. İdrar kaçırma uykunun ilk devrelerinde görülür. Bu nedenle çocuk  yattıktan sonra 30 dakika içerisinde idrara kaldırmalıdır. Burnunda et olan (polip) çocuklarında  uykusu derindir.&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;3-Çevresel ve sosyal etkenler:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Gece idrara çıkma sosyoekonomik gelişmemiş toplumlarda, ortanca çocuklarda, yıkılmış ailelerde, anne-babası ayrı çocuklarda daha sıktır. Bu çocuklar içine kapanıktır.&lt;br /&gt;Eğitimin önemi büyüktür. Örneğin tuvalet eğitiminin baskılı olarak verilmesi çocukta ters etki yaparak  idrar kaçırma şeklinde ortaya çıkmasına neden olur.&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;4-Psikolojik etkenler:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Psikolojik bozukluklar,aile içi  ilişkilerinin bozulması, davranış bozuklukları  idrar kaçırma şeklinde gözükebilir. Mesane kontrolü 2-4 yaşında başlar. Bu dönemdeki psikolojik bir olay bir stres (anne baba ölümü, yeni bir kardeş olması, kaza geçirme, hastanede yatma v.s ) gece idrar kaçırmalarının başlangıcı olabilir.&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;5-İdrar yolları iltihapları:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; İdrar kaçırma olaylarının büyük bir bölümünde idrar iltihabı vardır. Bu oran kızlarda daha fazladır. İltihabın mesane kasına zarar vermesinden ileri geldiği düşünülmektedir.Uygun tedavi ile gece idrar kaçırma şikayetlerinin önüne geçilebilinir.&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;6-Anatomik bozukluklar:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Bazı idrar yolları yapısal bozukluklarında idrar kaçırma görülür.Bu duruma mesane çıkışındaki bir darlık neden olabilir. Aynı zamanda gündüzde idrar kaçırma olur.&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;7-Bel kemiği bozuklukları:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Bu durum halk arasında yanlış olarak bilinen "Bel açıklığı" tabiridir. Bel kemiği bozukluklarında gece işemeleri meydana gelir. Doğuşta işeme merkezinin bulunduğu bel omurlarında kemiğin her iki ucunun ayrık olması ile merkeze yapmış olduğu etkiyle idrar kaçırma olayı olur. Doğuşta burası açıktır. Çocuk büyüdükçe her iki uç birleşir ve kapanır. Böylece işeme merkezi etki altından kurtulur. Bazı çocuklarda bu açıklık ileri yaşlara kadar devam eder.&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;8-Kalıtımsal etkenler:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Gece idrar kaçıran çocukların %75 inde anne ve babasında da çocukluğunda idrar kaçırma hikayesi vardır. Halk arasında dayıda veya teyze, halada idrar kaçırmasının yeğenden de görüleceği inancı buradan gelir.  &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;9-Diğer nedenler:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Besin alerjisi, bademcik iltihapları, burunda veya genizde et olması (polip), genel alerjik durumlar,büyük tuvalette parazit yumurtası bulunması gece idrar kaçırma nedenlerinin bazılarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Tetkikler:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Bütün idrar kaçıran çocukların idrar tahlilleri yapılmalıdır. İltihap varsa tedavi edilmelidir. Şayet çocuk gündüzde idrar kaçırıyorsa yapısal bozukluk için filimler çekilmelidir. Burun ve/ veya geniz etinde kulak burun boğaz  konsültasyonu yapılmalıdır. Son zamanlarda yapılan mesane kasının aktivitesini ölçen testler teşhis bakımından çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;   Gece idrar kaçırmanın nedeni bulunursa tedavisi o  nispette kolaydır. Psikolojik nedenli idrar kaçırmalarda çocuk psikiyatrisinin desteği alınır. Anatomik bozukluk varsa bu giderilir. İltihap durumunda bunun tedavisi yapılır.&lt;br /&gt;Çok defa idrar kaçırma nedeni psikolojik olduğundan tedavi uzun sürer ve sabır ister.&lt;br /&gt;   &lt;/span&gt;1-İlaç tedavisi:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Bir çok ilaç kullanılmıştır.Bu ilaçlar mesane kontrolünü sağlayan ilaçlar olduğu gibi derin uykuyu azaltan ilaçlardır. Etkisi mesane kasına uyaranlar göndererek idrar hissini meydana getirmektir.&lt;br /&gt;    Halk arasında bu tip ilaçların kısırlık yaptığı gibi   yanlış  bir inanç vardır. Bu durum şimdiye kadar ispatlanamamıştır.&lt;br /&gt;Her ilaçta olduğu gibi bu ilacında ağız kuruluğu, sinirlilik, hafif mide barsak bozukluğu, tansiyon düşüklüğü gibi yan etkileri vardır.  Buruna sıkılan sprey gibi ilaçlarda kullanılmıştır.&lt;br /&gt;   &lt;/span&gt;2-Şartlandırma tedavisi:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Sinyalli bir  alarm sistemi kullanılır. Çocuk özel tertibatlı bir yatakta yatırılır. İdrarını kaçırınca zil çalar. Çocuk kalkar zili kapatır ve idrarın geri kalan kısmını tuvalete yapar. Böylece çocukta bir refleks başlatılmış olur. uygulama 4-5 ay sürebilir. Anne ve   baba şuurlu olmalıdır. Başarı oranın % 80 dir. İlaç tedavisinden daha iyi sonuçlar verse de uygulamak zordur.&lt;br /&gt;   &lt;/span&gt;3-Mesane eğitimi:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Çocukta mesanenin idrar toplama kapasitesi küçükse uygulanır.Çocuk gündüzleri bol su içer ve idrarını yapma sıklığını uzatır. Böylece idrarını tutmayı öğrenir. Burada anne ve babaya çok iş düşer. Çocuğa suyu kısıtlamak doğru değildir.Aksine su içip idrarını tutması telkin edilmelidir.&lt;br /&gt;   &lt;/span&gt;4-Akapunkur&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; uygulamalarından da sonuçlar alınmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=""&gt; &lt;span style="color:#0000a0;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Aileye  Öneriler:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Eğer çocuğunuz idrar kaçırıyorsa telaşa kapılmayın. İdrar kaçırmaya neden olabilecek bir tıbbi sorunu varsa bu sorunun tedavisi ile idrar kaçırmanın geçeceğini, eğer tıbbi bir sorun yoksa Enürezis Nokturna�nın kendi kendine düzelebilen bir durum olduğunu unutmayın. İdrar kaçırdığında çocuğunuza kızmayın, onu utandırmayın, başka çocukları örnek göstermeyin, cezalandırmayın. Çocuğunuza bu sorunun çok da önemli olmadığını ama onu etkilediğini düşündüğünüz için bir doktora götürmek istediğinizi, tetkik ve tedavi süresince ona destek olacağınızı anlatın ve öncelikle bir çocuk hekiminden randevu alın&lt;/span&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-7981357449459264078?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/7981357449459264078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=7981357449459264078' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7981357449459264078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7981357449459264078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/enresis-gece-idrar-karma-tedavisi.html' title='Enüresis - Gece idrar kaçırma tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5484656472429999466</id><published>2008-09-30T13:04:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T13:05:07.890-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İktidarsızlık Nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Empotans nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktidarsızlık nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktidarsızlık tedavisi'/><title type='text'>Empotans İktidarsızlık Nedenleri,iktidarsızlık tedavisi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Penisin tam sertleşmemesi veya sertliği  devam ettirememe halidir. Oldukça sık rastlanır. Sıklık derecesi çiftlerin  saklaması sebebi nedeni ile bilinmemektedir.&lt;br /&gt;Bazen darbe ve damar bozukluğu nedeniyle ergenlik döneminden beri bu  şikayetler olabilir. Çok defada evlendikten sonra ortaya çıkar.&lt;br /&gt;Penisin sertleşmesini sağlayan bir çok faktör vardır. Bu etkenlerden bir veya  bir kaçının bozulması hastalığın meydana gelmesine sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Sebebleri&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1-Hormonal sebepler: &lt;/b&gt;Beyin ve testis dokusunun salgılamış olduğu  hormonların eksikliklerinde meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2-Norojenik sebepler:&lt;/b&gt; Beyin ve omurilikten gelen sinirlerin penis  kaslarını çalıştırmaması sonucu meydana gelir. Bu sinirlerin alkol, şeker  hastalığı, vitamin yetersizliği gibi etkenlerden dolayı yapısal bozukluklarda  penis sinirini çalıştırmaz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3-Damar Sebepleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a-Atardamar sebepleri: Penise gelen kan miktarının azalması sonucu olur. Bir  penisin sertleşmesi için penis kan akımının 7 kat artması gerekmektedir.Tam  sertleşmede damar basıncı 100 mmHg dır. Bu kanın gelmesini engelleyen damar  cidarının kalınlaşması veya herhangi bir seviyede tıkanıklık empotansa sebebiyet  verir.&lt;br /&gt;b-Toplar Damar Sebepleri: Sertleşmede toplar damarlarında rolü büyüktür. Bu  damarlarda kan birikmeyecek olursa sertleşme olamayacağı gibi erken boşalma gibi  şikayetlerde meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4-Psikolojik Sebepler:&lt;/b&gt; Bunun için bakınız Psikolojik Empotans&lt;br /&gt;&lt;b&gt;5-İlaçlar:&lt;/b&gt; Tansiyon için kullanılan ilaçlar bu duruma sıklıkla yol açar.  Bazı kalp krizi önleyici ilaçlar, idrar söktürücü ilaçlar, depresyon önleyici  ilaçlar, sinirleri yatıştırıcı bazı ilaçlar, bazı hormonlar empotansa sebebiyet  verebilir. Uyuşturuculardan kokain, eroin, mariuhana sertleşme problemine neden  olur.&lt;br /&gt;Ayrıca sigara damar sertliği yaparak, alkol sinirlerin yapısını bozduğundan  dolayı empotans nedendir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;6-Dış müdahale ile meydana gelen empotans:&lt;/b&gt; Karın büyük ameliyatları,  böbrek nakli, şua tedavileri, bel fıtıklarının ameliyatları, mide barsak  ameliyatları, prostat kanserlerinden sonra prostatın tümden çıkarılması., penis  ameliyatları sonucu empotans meydana gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;7-Diğer Hastalıklar: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şeker hastalığı : Sertleşme problemi yapan en sık görülen hormon hastalığıdır.&lt;br /&gt;Böbrek hastalıkları: Böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize (Böbrek makinesi)  giren hastaların % 50 sinde empotans meydana gelir. Kanda erkeklik hormonunu  düşmesi ve bir çok ilaç kullanımı nedeni ile olur.&lt;br /&gt;Diğer hastalıklar: Kalp krizi geçirenlerde, safra kesesi ameliyatı olanlarda,  Karaciğer hastalığı olanlarda, bazı kanser hastalıklarında sertleşme problemleri  olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Tedavi:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tedavi her şeyden önce nedene yöneliktir.&lt;br /&gt;1- Atar damar yetersizliklerinde damar içerisine damar büzücü ilaçlar verilir.  Amaç daha çok kan gelmesi ve kanın penis içerisinde daha çok kalmasını  sağlamaktır. Birleşmeden hemen önce yapılır. 30 dakika ile 1 saatlik sertleşme  sağlanır. Bu da amaca uygundur.&lt;br /&gt;2-Vakum yöntemi: Vakum meydana getiren bir alet ve kavanoza benzeyen bir aygıtın  içerisine penis konulur. Aletin vakumu sayesinde kan penis içerisine dolar. Bu  sırada penis kök kısmına elastik bandajlar yerleştirilerek kanın geri kaçması  önlenir. Yapılan bu işlem penisin sertleşmesini sağlar. % 60- 70 başarı sağlasa  da kullanımı pratik değildir.&lt;br /&gt;3-Cerrahi Yöntemler: Şayet damar darlığı varsa ameliyat ile bu giderilir. Şant  ameliyatları denilen bazı ameliyatlar ile penisin iç yapısındaki damarlar karnın  çeşitli damarları ile ağızlaştırılarak penisin daha çok kanlanması sağlanır.&lt;br /&gt;4-Penis Protezleri: Protezden önce mutlaka diğer metotlar uygulanmalı ve sonuç  alınamazsa denenmelidir. Penis içerisine takılan çok çeşitli protezler vardır.  Hidrolik prensiplerine göre çalışan protezler de vardır. Protezin bir ucuna  balon konulur.Alet içerisinde sıvı vardır. Penisin sertleştirmek istendiği zaman  bu balon pompalanarak protez şişirilir ve sertleşme sağlanır.&lt;br /&gt;4- Hormonsal Tedavi: Erkeklik hormonu, ancak bu hormon yetersizliğinde  kullanılır.&lt;br /&gt;5-Psikolojik Tedavi: Psikoanalitik, hipnoz, davranış bozukluğu tedavileri bir  psikyatrist yardımı ile sağlanır. Eşi ile birlikte yanlış bildikleri bir şey  varsa bunun doğrusu öğretilir.&lt;br /&gt;6-İlaç tedavisi: Günümüzde bu amaçla kullanılan iki ilaç vardır&lt;br /&gt;a- İndoialkilamin (Yohimbin): Cinsel iştah açıcı bir ilaçtır. penisin  kanlanmasını sağlar.&lt;br /&gt;b-Sildenafil (Viagra): Çok popüler olarak kullanılmaktadır. Sonuç % 60 olarak  bildirilmişti. Damar genişletici kalp ilaçları ile birlikte kullanılmamalıdır.  En iyisi bir doktor gözetiminde alınmasıdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-5484656472429999466?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/5484656472429999466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=5484656472429999466' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5484656472429999466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5484656472429999466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/empotans-iktidarszlk.html' title='Empotans İktidarsızlık Nedenleri,iktidarsızlık tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-1499697935762959844</id><published>2008-09-30T13:03:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T13:04:12.997-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkekte kısırlık sebepleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüp bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık yapay döllenme'/><title type='text'>Erkekte kısırlık sebepleri,kısırlık tedavisi,tüp bebek</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;  Erkekte  kısırlık nedenleri çok fazladır. Genellikle evlenmiş çiftlerin hiç bir doğum  kontrol yöntemi uygulamazsalar 2 sene içerisinde çocukları olur. 2 sene geçtiği  halde kadın hamile kalmamışsa bir kısırlıktan bahsedilir. Kadının kısırlık  nedenleri Ürolojinin mevzusunun dışıdır. Üroloji erkeğin kısırlık nedenlerini  araştırı ve tedavi etmeye çalışır.&lt;br /&gt;   Son zamanlarda kısırlık bölümü ürolojinin bir alt bölümü olmuş ve  kendi başına müstakil bir bilim dalı haline gelmiştir. Bu bölüm (İnfertilite  Anabilim) çiftlerden sadece erkek veya kadını incelemeyip her ikisini beraberce  incelemeye alıp teşhis ve tedavi uygulamasını birlikte yürütmektedir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt;Sebepleri:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt;&lt;span style="color:#ff8000;"&gt;1-Hormonal Sebepler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;  Kısırlığın % 5 sebebi hormonaldır. Bu durumda meni sayısı 5 milyondan aşağıdır.  Testisler hormon yapma bakımından beyindeki hipofiz iç salgı bezinin kontrolü  altındadır. Bu bezde gene beyinin hipotalamus denen kısmından salgılanan  hormonların etkisi altındadır. Testis ve bu son iki bezin faaliyetlerindeki bir  bozukluk ve aksaklık hormonal kısırlık nedenidir.&lt;br /&gt;   Hipotalamus ve hipofiz arızalarındaki kısırlıkta aynı zamanda bu  arızaya bağlı olarak çeşitli belirtiler meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#ff8000;"&gt;&lt;br /&gt;2-Testise bağlı nedenler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Burada  testisin hormonu olan testestron düşüktür. Olay tamamen testisten  kaynaklanmaktadır. Bu hormonu salgılayan hücrelerde arza vardır. Kromozom  bozukluklarında, doğuştan testisin olmaması veya vücudun erkeklik horonuna  dirençli olmasından meydana gelir.&lt;br /&gt;   a-Bir çok vakada hiç bir sebep olmaksızın menide tohum hücreleri  sayısı azdır. Bunun sebebi bilinmemektedir.&lt;br /&gt;   b-Testisin gelişme bozuklukları: Testisin normal yerinde olmaması  halinde testis gelişemeyeceği için kısırlık meydana gelir. Normalde testis  doğumdan sonra torbaların içerisinde bulunur. Herhangi bir sebepten dolayı  testisler torbaya inmeyip yukarıda ve kasıkta kalırsa testis gelişemez,kıvamı  azalır boyutu küçülür.&lt;br /&gt;   c-İlaçlar: Bir çok tümör ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar,  alkol, bazı tansiyon ilaçları testise toksik etki yaparak spermaların  gelişmesini önler.&lt;br /&gt;   d-Radyasyon: Film çekmek için kullanılan X ışınları ve kanser  tedavisinde kullanılan radyasyon ışınları direk testise etki ederek kısırlık  nedeni olabilir.&lt;br /&gt;   e-Çevre Ekenleri: Endüstriyel bazı kimyasal maddeler&lt;br /&gt;   f-Sperma oluşumunu engelleyen nedenler: Aşırı yükseklik, sıcak  iklimler, ateşli hastalıklar, 60 yaşından sonra ve stres&lt;br /&gt;   g-Testis iltihapları: Testisin adi iltihabı çok ağır seyrederse  testisin yapısını ve tohum üreten hücrelerini bozacağı için kısırlık yapar.  Erişkinlerin kabakulaktan sonra iki taraflı testis iltihapları başlı başına  kısırlık sebebidir. Erişkinlerin kabakulağından sonra % 15- 25 oranında testis  iltihabı gelişir. Bu iltihabı kabakulaktan 4-6 gün sonra başlar 1-6 ay sonrada  testis harap olur.&lt;br /&gt;    h-Varikosel: (Torbanın toplar damarlarının varisi) Kısırlıkta  önemli olmakla beraber her varikosel vakasında kısırlık görülmez. Varikoselin  kısırlık yapmasının nedeni testis ve torbanın ısı değişimine engel olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#ff8000;"&gt;3-Testis Harici nedenler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;   a-Meninin boşalma bozuklukları: Meninin boşalmasını engelleyen  sebepler kısırlığa neden olur. Meninin azlığı buna bir örnektir. Prostat ve bazı  karın ameliyatlarından sonra meninin geriye  boşalması yani mesane  içerisine dökülmesi bir örnektir.&lt;br /&gt;   b-Meni yollarında tıkanıklık: Bu nedenin oranı % 10 - 20 dir. Meni  yollarında meni kordonunu her hangi bir yerinde tıkanıklık vardır. İltihaplardan  sonra olabileceği gibi dıştan bir baskı ile de oluşabilir. Darbeler, fıtık gibi  ameliyatlar veya buraya cerrahi müdahaleler kordonu tıkar. Bezende doğmalık  olabilir. Çift taraflı olunca kısırlık kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;   c-Penis yapı bozukluklarında bir etkendir. İdrar deliğinin aşağıda  olması gelen meniyi ileri doğru fırlatamaz. Böylece tohum hücreleri kadının  haznesine ulaşamaz.&lt;br /&gt;   d-Bağışıklık nedenleri : Şayet tohum hücreleri kanal dışına  herhangi bir sebeple kaçacak olursa vücut bu hücrelere karşı antikor geliştirir  ve kendi hücresini yabancı hücre sayarak bu hücreleri öldürmeye başlar. Bazense  eşinde sperma hücrelerine karşı bir hassasiyet vardır. Bu hücrelere karşı  duyarlı olup onları hareketsiz bırakabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Teşhis:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;  Evli çiftlerin % 15 i kısırdır. Sebep olarak 1/3 oranında erkekte 1/3  kadında ve 1/3 oranında ise her ikisinde birliktedir. Kısırlık nedeni çok  olduğundan ve bir çok etkene bağlı olduğundan dolayı bu sebepler teker teker  araştırılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Labaratuar Muayeneleri:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;1-Meni  muayenesi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Kısırlıkta en önemli  tetkik meni muayenesidir. Tahlil muayene materyali 40-72 saatlik bir sexsuel  perhizden sonra yapılamalıdır. Meninin toplanması ve taşınmasında sonucu etkiler.  Meni mastürbasyon ile geniş cam bir kavanoza alınmalıdır. Vücut ısısında ve en  geç bir saat içerisinde incelenmelidir.&lt;br /&gt;   Sperma muayenesinde akıcılığı, kokusu, miktarından ve mikrop olup  olmadığını incelendikten sonra sayısına bakılır.&lt;br /&gt;Bugün kabul edilen değere göre  tohum hücresinin sayısı 1 mililitrede 20  milyondur.&lt;br /&gt;Tohum hücrelerinin hareketi kadın yumurtasını dölleyebilmesi için önemlidir.  Tohum hücrelerinin hareketi 0 ila 4 arasında değerlendirilir. Normalde % 50 - 60  dır.&lt;br /&gt;Şekilleri: Normalde tohum hücrelerinin (Sperm hücresi) oval bir başı boyun ve  kuyruğu vardır. Bu şekilde olan tohum hücrelerinin oranı % 60 tır. Geri kalan %  40 oranında sperm hücresi çift kuyruklu çift başlı gibi değişik şekiller  gösterebilir. Meni içerisinde früktoz gibi şekerli maddeler, yağ, enzimler gibi  maddelerde araştırılır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt; &lt;span style="font-weight: 700;"&gt;2-Kan idrar ve prostat salgısı tetkikleri:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Kan grupları araştırmaları  yapılmalı. Eski bir iltihap olup olmadığını anlamak için idrar tahlili ve  prostat sıvısı tahlilleri yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;3-Hormon  tetkikleri:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Sperm sayısının 5  Milyondan aşağı olan durumlarda hormon tetkikleri yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;4-Diğer  tetkikler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Kromozom, alerjik  testler, Radyolojik incelemeler kısırlığın sebebini araştırmak için yapılır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;5-Testis  Biyopsisi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Testisten parça alıp  patoloji laboratuarında incelemektir. Spermin az olduğu durumlarda testisin  faaliyet gösterip göstermediğini anlamak için yapılır. Şayet menide hiç sperm  hücresi yoksa ve testis biyopsisinde normal sperm hücreleri varsa kanallarda bir  tıkanıklık olduğu düşünülür. Testis biyopsisi iki şekilde yapılır ya doğrudan  küçük bir operasyon ile testis açılır ve parça alınır veya iğne ile girilip  testis dokusundan alınacak parça patolojiye gönderilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;1-Cerrahi Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;   Küçük çocuklarda inmemiş yumurtanın ameliyat edilmesi, varikosel  olan hastalarda erken devrede ameliyat kısırlığın giderilmesinde yüz güldürücü  sonuçlar almasına neden olur. Şayet meni yollarında bir tıkanıklık varsa bunu  gidermek için ameliyat düşünüle bilinir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;2-Tıbbî Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Hormon eksikliğinde eksik olan hormon verilir. Spermlerine karşı alerjik olan  hastalarda sebep buysa tedavi amacı ile bu alerji giderilmeye çalışılır.  İltihabı bir durum da uygun antibiyotik ile bu iltihap kurutulur&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:130%;color:#0000ff;"   &gt; &lt;span style="font-weight: 700;"&gt;3-Yapay Dölleme:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Tohum  hücresinin döllemek amacı ile kadın rahim ağzına veya rahmin içine verilmesi  işlemidir. Erkek her hangi bir sebeple penis yardımı ile kadını dölleyemez. Bu  durum idrar deliğinin aşağıda olması, boşalma sırasında spermanın mesaneye  kaçması veya nörojenik sebeplerle penisin sertleşmemesi nedeni ile olur.  Erkekten alınan tohum hücreleri kadına verilir. Ya kadının kocasından alınan  hücreler yada başka erkekten alınan hücrelerle olur ki bu ikinci yol gerek  dinimiz gerekse genel ahlak kurallarına ve kanunlara uymayan bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;4-Tüp Bebek:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Kadında herhangi bir nedenle tohum hücresinin yumurtan ile birleşmesine mani  olacak bir durumda uygulanır. Fakat erkeğin tohum hücrelerinin de azlığında da  uygulanır. Çünkü çok az miktardaki tohum hücresine sahip erkekler için bile  büyük bir başarı sağlar. Kadın yumurta hücresini ve erkek tohum hücresini kadın  vücudu dışında bir tüp içerisinde uygun ortamın sağlanması ile birleştirilmesi  esasına dayanır. Hücreler birleştikten sonra bu döllenmiş hücre anne rahmine  aktarılır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-1499697935762959844?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/1499697935762959844/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=1499697935762959844' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1499697935762959844'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/1499697935762959844'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/erkekte-ksrlk-sebepleriksrlk-tedavisitp.html' title='Erkekte kısırlık sebepleri,kısırlık tedavisi,tüp bebek'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-6958858286153765488</id><published>2008-09-30T13:00:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T13:03:05.119-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prostat kanseri tanısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prostat kanseri tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prostat kanseri belirtisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prostat tümörü'/><title type='text'>Prostat kanseri belirtisi,tanısı,tedavisi</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-style: normal; font-family: lucida grande;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Prostat Kanseri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;         Prostat kanseri genellikle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülür ve yaş   ilerledikçe görülme sıklığı artar. Prostat kanserinin sebebiyet verdiği ölüm   oranı; akciğer, mide-barsak kanserinden hemen sonra üçüncü sırayı alır. Bu bize   durumun ciddiyetini gösterir. Prostat kanseri genellikle yavaş gelişip geç devrede   semptom vermesi, hastaların büyük kısmının metastazlar belirdikten sonra müracaat   etmesi sebebiyle teşhis ve tedavinin gecikmesine ve hatta bazen imkansız bırakmalarına   neden olmaktadır.&lt;br /&gt;          Prostat kanseri genellikle % 80 prostatın   rektumdan tuşe edilebilen posterior bölgesinden belirti vermez, fakat rutin rektum   muayenesi ile teşhis edilebilir. Bundan dolayı 45 yaşını geçmiş her miksiyon   şikayeti olan hastaya rutin tuşe rektal yapılmalıdır.&lt;br /&gt;            Şüphesiz tuşe rektalde şüpheli bir sertlik her   zaman bir prostat kanseri değildir. Böyle bir şüphenin kesinleştirilmesi için başka   teşhis vasıtalarına başvurulur. Buda Prostat iğne biobsisi ile doku örneği alarak   ve histopatolojik bulgu ile kesin teşhis konulması ile olur. Biobsi kesin teşhis   koydurmasına rağmen, negatif sonuç hiçbir zaman kanseri ekarte etmez. Bu bilgilerin   ışığında bizde prostat kanserinin teşhisinde önemli yeri olan prostat Tru-cut iğne   biobsisi ile çalışmalar yaptık ve sonuçları değerlendirdik.&lt;br /&gt;           Bana çalışmalarımda yardımcı olan,   ürolog olarak yetişmemi sağlayan, kendisini her zaman minnetle anacağım   değerli şefim (Rahmetli) Sayın    &lt;/span&gt;  &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family: lucida grande;font-family:Verdana;font-size:130%;color:#000080;"   &gt;  &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Op.Dr.Muhittin OKUMUŞ a teşekkür ve saygılarımı sunarım. Ürolojinin ön bilgilerini öğreten ilk şefim Sayın Op.Dr.Metin SÜER e ve şef muavini Sayın Op.Dr.Burhan BAĞATUR a Cerrahi rotasyonum sırasında yakın ilgi ve alakasını gördüğüm Sayın Cerrahi Şefi Op.Dr.Sait ÖNAL a saygılarımı sunarım. Meslekte olgunlaşmamı sağlayan tezimin hazırlanmasında her türlü yardımı yapan, yakın ilgisini gösteren, bana ışık tutan ikinci şefim Sayın Prof.Dr.Şevket TUNCER e sonsuz saygı ve teşekkürlerimi sunarım. Beraber çalışmalarımız sırasında gerek pratik gerekse teorik bilgisini bizden hiç esirgemeden, usanmadan ve bıkmadan veren Baş asistanım Sayın Op.Dr.Zeki ALTIPARMAK a ve Klinik Baş asistanı Sayın Op.Dr.İhsan DEMİRKOL a en derin sevgi ve teşekkürlerimi sunarım. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;    &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;PROSTATIN ANOTOMİSİ:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prostat erkeklerde urethranın ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane kollomu ile trianguler ligamentin arasında olup yetişkinde yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25mm ve enine çapı 40mm civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, apeksi, posterior anterior ve iki inferioreteral yüzü vardır. Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden ürethranın prostatik parçası geçer. Arka parçada prostatik isthmusu yapan bir oluk bulunur. Bu oluk içerisinde Duktus Ejeculatorius bulunur.  Apeks: Perine uro- genital diafrağması üzerinde, prostatoperineal Fasyanın ve rektumun önünde, anüsten itibaren 3-4 cm öndedir. Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir, prostadı iki yan parçaya ayırır. Rektum ile Denonviller fasyası ile ayrılır. Bu komşuluğundan dolayı kolayca rektumdan palpe edilebilir. Ön yüz: Öne ve yukarıya bakar. Alt kısmı urethranın diafrağmatik sfinkteri ile örtülür. Bunun önünde sfinktere ait preurethralbağ ve preprostatik yayıntı vardır. Daha önde Santorini Pleksusu, puboprostatikbağ ve pubisymfizi yer alır. Yan yüzler: Bu yüz M.Levator aninin ön bölümü ile bunu örten F. Diafrağmatis pelvis superior ile komşudur. Buradaki bağ doku içinde M. Prostatikus bulunur. Prostat Loju: Bu lojun ön duvarını lig, Puboprostatikumun prostat önü yaprağı yapar. Arka duvarını prostatoperitoneal fasya, yan duvarlarını da pelvisin üst diafrağmatik fasyası, alt duvarını urogenital diafrağma yapar. Bu loj içerisinde prostat kapsülünü pleksus venesus sarar. Prostat Lobları: Prostat glandının 5 grup lobu vardır. Orta lob, sağ ve sol lateral loblar, posterior, ve anterior loblar. Bunlar başka iyi gelişmemiş subservika (Albaran) ve subtrigonal (Home) lobları mevcuttur.&lt;br /&gt;         Prostadın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez dokusundan başka urethranın prostatik parçası, bunun üst kısmı çevresinde mesane sfinkteri, urethranın diafrağmatik sfinkterinin üst kısmı, ejekülatör kanallar ve prostatik utrikul bulunur. Prostatın atar damarları: Prostat A. İlaca internanın dalı olan a. Vezikalis inferior, a.hemorroidalis media ve a.pudandalis internanın internanın dallarından beslenir. Toplar Damarlar: Vezikoprostatik pleksus kanalı ile hypogastirik venlere dökülür. Bu pleksus V.dorsalis penis ile iştirak halindedir. Prostatik venler, prostat kapsülü ön yüzünde Santorini pleksüsünü teşkil eder. Lenf Damarları: Prostat çevresinde bir ağ yapar. İç ve dış iliac ganglionlara, sakral ganglionlara drene olur. Sinirler: Hypogastrik pleksustan gelir, ayrıca sakral pleksusun 3-4 sakral sinirlerinden gelir. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;PROSTATIN HİSTOLOJİ:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Prostat glandüler ve fibromüsküler dokudan oluşur. 1-Glandüler yapı: 30-50 adet tubuloalveoler ve sakküler bezden meydana gelmiştir. Bezler 16-32 kanal halinde collikulus seminalisin iki yanında nurethraya açılır. Büyük kavitelerde bazende kistik yapılar gösterir. Dar ve ince yan tüplerle çevrilmiştir. Epitel bir bazal membran üzerine oturur. Hücre stoplazmaları sekretuar granüllerden zengindir. Çoğu hematoksinle lipid lekeleri halinde boyanır. 2- Fibromüsküler Yapı: Zengin bağ dokusu , kollegen lifler, elastik şebeke ve çok sayıda düz kas liflerini ihtiva eder. Bu lifler collikusa ayrıca urethra çevresine de uzanarak internal sifinkterin oluşumunda rol oynar.  &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;          Histolojik kesitte bez kavitelerinde lameller şekilde granüllü sekresyonlar görülür. (Kolloid kitlesi) Sekresyon koyulaşır kalsifiye olur ve prostat taşlarını meydana getirir. Prostatta glandüler diziliş özellik gösterir. İç İçe geçmiş iki glandüler alan mevcuttur. Büyük olan dış zon urethranın lateral duvarlarına açılır. Küçük olan iç zon submukozal olup prostatik sinusların tabanına açılır. İç ve dış zon iyi belirginleşmemiş bir kapsülle birbirlerinden ayrılır. İç zondan bening hyperplazi, dış zondan ise karsinom gelişir. Prostat hypertrofisinde iç zon büyüyerek dış zonu perifere sıkıştırır ve yalancı kapsül oluşturur. Buna cerrahi kapsül denir. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;    &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;PROSTATIN FİZYOLOJİ:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın sekonder sex organıdır. En önemli vazifesi sipermanın %95 ini teşkil ederek spermayı dülüe eder. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak fertiliteyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz vedehidrogenez enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat atrofiy e uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur. Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kollestrol bulunur. Prostatın üç endokrin bez ile münasebeti vardır.&lt;br /&gt;- Testis: Testestron. Prostatın normal gelişebilmesi için Testestron a ihtiyacı vardır. Bu hormon eksikliğinden atrofiye olur ve fonksiyon göremez.&lt;br /&gt;- Hipofiz: Fsh aracılığı ile etkilidir. - Adrenal: Buradan salgılanan adrojenlerin pek az tesiri vardır. Ostrojenin dış zondan atrofi iç zondan bir etki yapmadığı gözlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;PROSTAT MALİGN TÜMÖRLERİ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Kanserler: a- Adonekanser: Vakaların %97 sini oluşturur. b- Epiderrmoid kanser: %2,5 oranında görülür. (Squamoz hücreli Ca) c- Mikst: % 0,5 oranındadır.&lt;br /&gt;2- Sarkomlar: Prostatik mezodermal dokudan menşeini alır. Daha maligindirler ve çok nadir görülürler. a- Rabdomyosarkomb-Leiomyosarkom c-Fibrosarkom d- Diğerleri; Angiosarkom, myxosarkom ve karışık. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;table style="font-family: lucida grande;" width="475" align="right"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;     &lt;td width="510"&gt;  &lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;  &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/r1.jpg" alt="Pr.Ca" width="476" border="3" height="242" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt; &lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;ADENOKANSER:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; İhsiyal lezyon %75 vakada posterior lobun kopsüle yakın periferik kısmından başlar. Bu sebeple rektal muayenede erkenden belli olur. Rektal muayenede prostat sert irregüler ve fiksedir. Rektum mukozası aradaki denonviller fasyası nedeni ile korunmuştur. Bundan başka kanser letaral loblardan ve nadirende orta lobdan başlar. Tümör etrafındaki prostat dokusundan ayrılmış değildir. Genellikli kapsül ile temastadır. Zamanla kapsülüde içerisine alır. Etyoloji: Gerçek neden bilinmemektedir. Fakat enüklerde prostat hyperplazisi ve kanserinin görülmemesi, antiandrojen tedavi ile ve orşiektomi sonucu gerilemesi hormonların etkisinin olduğunu düşündürmektedir. Prostatın iç zonu ostrojene duyarlıdır ve buradan hyperlazi, dış zon androjene duyarlı olup bu bölgeden de kanser geliştiği kabul edilmektedir. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400; font-family: lucida grande;"&gt;  &lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;Devrelendirme: Klinik görünüme göre üç tip gösterir. 1- Lavent tip: Hiçbir klinik belirti ve bulgu yoktur. Rastlantı sonucu histolojik kesitlerde bulunur. 2- Manifest tip: Kanserin tipik sempton, fizik ve labaratuvar bulguları vardır. 3- Occult tip: Hastalık kendini önce metastaslar ile gösterir. Asıl Prostat kanseri gizli kalır. Birkaç çeşit devrelendirme vardır. 4- Differansiyanyon derecesine göre GRADE 1-Çok iyi diferansiye&lt;br /&gt;GRADE 2-İyi diferansiye&lt;br /&gt;GRADE 3-Ilımlı Differansiye&lt;br /&gt;GRADE 4-Az Differansiye&lt;br /&gt;GRADE 5-Çok az differansiye (Anaplastik)&lt;br /&gt;B- Evrelendirme&lt;br /&gt;EVRE A veya 1 - Hiçbir belirti yok. Ameliyatta çıkarılan protostat foküsler halinde malign hücre tespit edilir. EVRE B veya 2 - Kapsülü aşmış 1cm çapında nodül EVRE C veya 3 - Prostat rektal muayenede sert ve nodüler olarak hissedilir. Metastas yoktur. Tipik prostatizm şikayetleri vardır. EVRE D veya 5 - Kanser prostatı aşar, metastas vardır. Rektal tuşe-de prostat fiksedir.&lt;br /&gt;C- TNM Sistemi&lt;br /&gt;T=(Tümör) Primer tümörün durumunu gösterir. T.0 dan T.4 e kadar değişik dereceleri vardır. N=(Nodül) Rejioner ve daha üst lenf bezlerinin durumunu belirtir. N.0 dan N.4 e kadar derecelendirilir. M=(Metastaz) Uzak metastazları belirtir. M=0 Uzak Metastaz yok M.1 - Uzak Metastaz Mevcut Bunlara ilaveten P (Histopatolojik Sınıflandırma) P.0-P.3 G (Histopaolojik Grade) G.0-G.3 Şeklinde de belirtilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;Prostat Kanserinde Yayılma Yolu&lt;br /&gt;1- Lenfatiklerle Yayılma: Perineural lenfatiklerle olur. Sakral, vezikal eksternal iliak, lumbal lenf bezlerine ulaşır, bazen retrograt lenf yolu ile testislereve epididimlere metastaz yapar. 2- Kan Yolu ile Yayılma: Vertebrelara, pelvis kemiklerine, femur başına ve vertebraların transver çıkıntılarına erkenden yayılır. Organlardan (Karaciğer, Akciğer, Beyine) metastaslar olur. Kemik Metastazları genellikle osteoblastiktir. Nadiren osteolitikve çok nadirende mikst şekildedir. 3- Direk Yayılma: a- Vesikula seminalis istikametinde b- Urethra ve eksternal sfinkter istikametinde c- Rektuma doğru yayılma 4- İntrakanaküller Yayılma: Ejekülator kanallar aracılığı ile epididim ve testise yayılır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;KLİNİK TABLO VE SEMPOMLAR&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          Prostat kanserli hastaların %95 inde sempton obstiriksiyona bağlıdır. Şayet metastaz yapmışsa bununla ilgili semtomlarda tabloya eklenir. Erken devrede hiçbir belirti vermez. Daha sonra prostatizm şikayetleri ortaya çıkar. Enfeksiyon varsa ateş olur. Mesane ve urethraya ilerlemesi ile hematüri meydana gelir. Metastazlardan ilgili semtomların en önemlisi lumbosakral bölgedeki ağrılardır. Ağrı kalça ve bacaklara yayılır. Geç devrede kilo kaybı, iştahsızlık, renk solukluğu olur. Bulgular: Tuşe rektalde prostatta sert bir nodül veya prostat dokusu sert olarak palpe edilir. Daha geç devrede prostat irregüler ve tümü ile fiksedir. Fizik muayenede obstriksiyonun sonucu glop vezikal, hidro nefroz tespit edilebilinir. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;KLİNİK TEŞHİS VASITALARI&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Tuşe rektal 2-Prostat biobsisi 3-Laboratuar bulguları a) İdrarın kimyavi testleri b) Serum ve kan muayeneleri 4-Rontgen bulguları a-DÜSG b-İVP ve Ureterosistografi 5-Prostat sıvısının sitolojik tespiti 6-Aletle araştırma : Sistoskopi ve panendeskopi 7-Kemik iliği aspirasyon biobsisi &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;TUŞE REKTAL&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;En kıymetli teşhis vasıtası dır. Şu pozisyonlarla yapılır. 1-Genopektoral= Diz göğüs ve secde pozisyonu 2-Sims Pozisyonu= Hasta sol yanına yatar üst bacağı kendine çeker 3-Litotomi= Jinokolik pozisyon 4-Çömelme pozisyonu 5-Feotes pozisyonu &lt;/span&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;table style="font-family: lucida grande;" width="268" align="right"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;     &lt;td width="321"&gt;&lt;p align="left"&gt;  &lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;  &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/r2.jpg" alt="Tuşe" width="300" border="3" height="369" /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; &lt;span style="color:#000080;"&gt;Bir rektal tuşe şu şekilde yapılır ve şu hususlara dikkat edilir. Hasta defekasyon yapmış olmalıdır. Eldiven giyilir ve işaret parmağına yağlayıcı bir madde (Vazelin) sürülür. İşaret parmağı rektuma yerleştirilmeden önce sfinkter kontrolü yapılır. Tonusu hakkında bilgi edinilir. Daha sonra parmak rektum a yerleştirilerek parmak pulpası ile rektumda kabarıklık yapan prostat palpe edilir. Prostat Büyüklüğü;&lt;br /&gt;Rektum Lumeninin 1/4 ünü dolduruyorsa (+)&lt;br /&gt;Rektum Lumeninin yarısını dolduruyorsa (++)&lt;br /&gt;Rektum Lumeninin 3/4 ünü dolduruyorsa (+++)&lt;br /&gt;Rektum Lumeninin Tamamını dolduruyorsa (++++)&lt;br /&gt;pozitif olarak ifade edilir.&lt;br /&gt;Prostat kanserinde büyüklükten ziyade sertlik aranır. Prostat kanserinden şüphelenmek için prostatta bir endürasyon safhası hissedilmelidir. Bu saha taş sertliğindedir. Prostat yüzeyi gayri muntazam veya nodülerdir. Bazen prostat büyümüş adenomatö bir hal almıştır. Fakat yeryer sert kısımlar mevcuttur ve intizamsızdır. Prostat yüzeyindeki rektum mukozasının mobil veya fikse olduğuna bakılır. Daha ileri safhada prostat bütünü ile sert ve nodüledir. ( tahta sertliği) Vezüküloseminaliste de endürasyon olup olmadığına bakılır. Tecrübeli bir el ekseriya tuşe rektal ile teşhise varabilir. Fakat ne yazık ki bütün erken lezyonlar rektal palpasyonda meydana çıkarılamazlar. Lateral ve medial olblardaki küçük sert nodüller üzerinde bulunan norma veya hipertrotik prostat dokusu tarafından maskelenerek tuşede hissedilenemiyebilinir. Prostatta palpe edilen nodüllerin %50 si kanser değildir. Tüberküloz nodülleri, granülomatöz prostatif, fibroz prostat nodülleri, prostat taşlarıda sert bir nodül olarak palpe edilir. Fakat kanser genellikle çevre dokudan belirgin bir sertlikle ayrılır. Böyle bir tanıda kesin durumu açıklamak için prostat biobsisi yapılır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; &lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;1- TRANSREKTAL     İĞNE BİOBSİSİ&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/r3.jpg" alt="Tur İğne" width="540" border="3" height="144" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: lucida grande;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;PROSTAT BİOBSİSİ&lt;br /&gt;Prostat biobsisi 5 yoldan yapılabilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ul style="font-family: lucida grande;"&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;1- Transrektal iğne     biobsisi&lt;br /&gt;    2- Transperineal iğne biobsisi&lt;br /&gt;    3- Aspirasyon biobsisi&lt;br /&gt;    4- Açık prostat biobsisi&lt;br /&gt;    5- Transüretral biobsi Klinik durum biobsisi için gerekli olduğunda ideal biobsi     tekniği basit emniyetli, doğru ve kolay uygulanabilmelidir. Bu kriterlere uygun iki     biobsi, transrektal ve transperinealdir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;table width="255" align="right"&gt;       &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;         &lt;td width="294"&gt;&lt;p align="left"&gt;   &lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;   &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/r4.jpg" alt="Tur İğne" width="276" border="3" height="248" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;     &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;   &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;  &lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;1- TRANSREKTAL     İĞNE BİOBSİSİ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;    Genel veya regional anestezi altında bir poliklinik işlemi olarak yapılabilinir. Kolay,     basit veya tekrar tekrar yapma avantajlarına sahiptir. Diğer bir avantajı da parmak     şüpheli alanı hisseder ve iğne kolayca buraya isabet ettirile bilinir. Dezavantajı ise     proflaktik antibiotiğe rağmen bakteriemi ve sepsistir bu rizk antibiotik ile minimale     indirilebilir. Bazı hastalar rahatsızlığı tolere edemeyebilir, yeterli materyel veya     değişik materyel alınımı önleyebilir. Bu mahsuru da genel anestezi ile     giderilebilir. Proflaktik olarak oral Trimethoprim-Sulfamethaozale veya allternatif olarak     nitrofurantoin verilir ve biobsiden sonrada 4 gün devam edilir. Hastaya lavman yapılır     ve jinekolojik pozisyonda yatırılır. Rektal temizlikten sonra işaret parmağı     rehberinde, Travenol, Tru-cut iğnesi veya Vim-silverman iğnesi modifikasyonu olan bir     Fraklin iğnesi ile prostatın biobsi yapılacak bölgesine itilirve materyal alınır.     Komplikasyonlar:&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Bakteriyemi ve Sepsis: Yeterli proflaksiye rağmen sıktır. Hastaları takriben %60 ı     infekte olur. (13) Rektumdaki normal floranın prostat dokusu içerisine verilmesinden     ileri gelir. Genellikle antibiotik vermekle önlenir. %5,6 oranında ağır seyreder,     sepsis ve şok vakalarıda görülmüştür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;span style="font-size:130%;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;Rektal Kanama:     Sıktır. Genellikle kendiliğinden kaybolur. Perirektal hemotam nadirdir. Rektal kanama     prostatik damarlar ve hemorroidal damarlardan meydana gelir. Rektal komplikasyonlar     transperineal metoda nazaran 6 defa daha sıktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;Hamatüri: Hafif     seyreder. Bazen mesane tamponandı yapacak kadar şiddetlidir. İğnenin mesane veya     urethraya girmesinden ileri gelir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;Üriner enfeksiyon     veprostatit, epididimit: Nadiren meydana gelir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;Tromboenboli (Derin     venöz tranboz)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;İdrar retansiyonu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;Tümörün     yayılımı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;2- TRANSPERİNEAL     İĞNE BİOBSİSİ&lt;br /&gt;    Genel veya regional anestezi altında yapılabilir. İğne rektum mukozasından     geçmediğinden ana avantajı sepsis rizkinin minimum olmasıdır. Tru-cut veya     Sim-Silverman iğnesi anal sfinkterin üzerinden perine içine sokulup 2. Elin parmağı     rektum a sokularak bu parmak kılavuzluğun daprostatın uygun noktasından gerektiği     kadar biobsi dokusu alınır. Bu metotta negatif sonuç oranı transrektal metoda nazaran     daha yüksektir. Komplikasyonları, transrektal metoda benzer. Ayrıca retroputik hematom     bildirilmiştir. Bu durum bilhassa küçük adenomlarda meydana gelir, çok ender olarak     parineal biobsi sonucunda perineal emplantasyon meydana gelir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;3- ASPİRASYON     BİOBSİSİ&lt;br /&gt;    Prostatik nodülden aspire edilen materyalin patolojik muayenesine dayanır. Franzen     iğnesi ile yapılır. Rektal duvar arasından nodül içerisine direk olarak sokulur.     Şırınga kullanılarak materyal nodülden aspire edilir. Metot diğer iğne biobsilerine     nazaran daha az travmatiktir. Şayet aspirasyon uygun değilse teknik kullanılamaz ve     patologun tecrübeli olması lazımdır. Epstein (1976) aspirasyon biobsisinin %87     oranında sonuç verdiğini belirtmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;4- AÇIK PROSTAT     BİOBSİSİ&lt;br /&gt;    Cerrahi tedavi düşünülen prostat kanserli hastada şüpheli nodülü izah etmek için     yapılır. Böylece bu metodu radikal prostatektomi takip eder. Patolog Frozen-Seksion ile     kontrol eder, kanserse radikal prostatektomi, sonuç negatifse insizyon yeri basitçe     kapatılır. Biobsi materyali keza retroputik uygulama ilede alınabilinir. İnpotans     olabileceği hastaya ikaz edilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;5- TRANSÜRETRAL     PROSTAT BİOBSİSİ&lt;br /&gt;    Prostat kanserleri genellikle posterior lobtan geliştiğinden ve erken safhada kanser     kapsülde sınırlı kaldığından bu metod zayıftır. Kanserin lokal gelişmesi veya     ekstevazikal yayılımı, şüpheli alanın trasüretral ile çıkarılması ve bu     materyalin incelenmesi ile teşhis edilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;MATERYAL VE METOT&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;    Kliniğimizde 7.8.1984 - 24.1.1985 Tarihleri arasında prostatizim şikayetleri ile yatan     50 hastaya Transrektal Tru-cut iğne biobsisi uyguladık. Bu hastaları rektal tuşelerine     ve klinik bulgularına göre; Kanserden şüphelenmeyenler, hafif şüpheli, orta     şüpheli ve kuvvetli şüpheli olmak üzere 4 katogoriye ayırdık.&lt;br /&gt;    Normal Prostat İrileşmesi.............................................................29&lt;br /&gt;    (Kanserden Şüphelenmeyenler) Hafif Şüpheli.............................14&lt;br /&gt;    Orta Şüpheli...................................................................................5&lt;br /&gt;    Kuvvetli Şüpheli.............................................................................2&lt;br /&gt;    T O P L A M ..................................................................................50&lt;br /&gt;    Vakalarımızın tuşe rektali, radyolojik tetkiki ve semtomlarına göre ön teşhisleri     şöyleydi.&lt;br /&gt;    Prostat Hypertrofisi........................................................................36&lt;br /&gt;    Prostat Karsinomu.........................................................................12&lt;br /&gt;    Prostatit...........................................................................................2&lt;br /&gt;    T O P L A M ...................................................................................50&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Vakalarımızın yaş dağılımı da şöyleydi.&lt;br /&gt;    50-60 yaş arası...............................................................................11&lt;br /&gt;    60-70    "      "       ...............................................................................22&lt;br /&gt;    70-80    "      "       ...............................................................................15&lt;br /&gt;    80 den büyük ..................................................................................2&lt;br /&gt;    T O P L A M ..................................................................................50&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Yaş ortalaması 65 idi. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;M E T O D&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;    &lt;br /&gt;         Biobsi uygulamadan önce hastaya proflaktik olarak antibiotik     verdik. Defekasyon yaptırarak rektumu boşaltmış olduk. Hastayı masaya     jinekolojik-Litotripsi pozisyonunda yatırdık. Herhangi bir anestezi uygulamadık.     Anal-Perineal temizlikten sonra rektum içini zefiranlı gaz ile temizlendi. Steril     eldivenler giyilerek, sağ ele zefiran ile sterilize edilmiş Tru-cut iğnesi alındı.     İğnenin ucu, sağ işaret parmağı ucuna dayanacak şekilde yerleştirildi. Parmağa     bir parmaklık takıldı. Steril bir kaydırıcı (Vazelin) ile tuşe yapar tarzda rektuma     girildi. Prostadın şüpheli noktası parmak ile hissedildi. Bu noktada parmak     sabitleştirildi.&lt;br /&gt;           Sol elin yardımı ile iğnenin ucu 0,5 cm prostat     içerisine itildi. Bundan sonra iğnenin sürgüsü sol el yardımı ile 3-4 cm kadar     ilerletildi. Bu sürgü sabit tutulurken iğnenin kesici kanalı, sürgü ile aynı hizaya     gelinceye kadar ilerletilir. Sürgü çekilir ve biobsi materyali dışarı alınır.     Alınan materyal yaklaşık 1-1,5 cm silindir şeklindeki prostat dokusudur. Biz     vakalarımızda şüpheli alan birinci planda olmak üzere arka lob ve her iki lobdan     olmak üzere üç parça aldık. Bu materyeli içerisinde alkol olan bir şişeye koyup     histopatolojik inceleme için patolojik anatomi labaratuarına gönderdik. Biobsi     bittikten sonra rektum zefiranlı gaz ile silindi ve vazelinli bir tampon ile tampone     edildi. Bu tampon 12 saat sonra alındı. Vakaların birinde materyel yetersiz kaldı.     Negatif sonuçlu 6 vakanın tuşe bulguları orta şüpheli olduğundan biobsiyi tekrar     ettik. Biobsi sonuçlarımız şöyleydi.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Adenomyomatöz Prostat Hyperplazisi................33&lt;br /&gt;    Adenomyomatöz Hyperplazisi+Kr.Prostatit........18&lt;br /&gt;    Adenokarsinon.....................................................3&lt;br /&gt;    Yetersiz Materyel..................................................2&lt;br /&gt;    T O P L A M.........................................................56&lt;br /&gt;    (Not 6 vaka ikinci biobsili) Prostatektomi uygulandıktan sonraki histopatolojik     değerlendirme şöyleydi.&lt;br /&gt;    Adenomyomatöz Prostat Hyperplazi...................22&lt;br /&gt;    Adenomyomatöz Hyperplazi +Kr. Prostatif..........22&lt;br /&gt;    Adenokarsinon......................................................4&lt;br /&gt;    Ameliyat Olmayanlar............................................2&lt;br /&gt;    TOPLAM..............................................................50&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;KOMPLİKASYONLAR:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    50 vakalık serimizde müşahede ettiğimiz komplikasyonlar şöyleydi.&lt;br /&gt;    Hematüri.........................2...%4&lt;br /&gt;    Rektal Kanama...............5...%10&lt;br /&gt;    Ateş.................................5...%10&lt;br /&gt;    a- Üriner enfeksiyon........3&lt;br /&gt;    b- Sepsis.........................2&lt;br /&gt;    T O P L A M....................12...%24 &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;D E Ğ E R L E N D İ     R M E  VE  S O N U Ç;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;             Kliniğimize prostatizim şikayetleri ile başvuran ve     tuşe rektalleri karsinom şüpheli ve şüphesiz 50 vakaya tırans rektal Tru-cut iğne     biobsisi uyguladık. 50 vakanın 36 sı klinik olarak prostat hypertrofisi, 12 si prostat     kanseri şüphelisiydi. İki vakada da Prostatit düşündük. Biobsi sonucunda kuvvetli     şüphe ettiğimiz 2 vakada ve şüphe etmediğimiz bir vakada adenokarsinom geldi. Bir     vakada da biobsi sonucu hyperplazi +Kr. Prostatit olduğu halde prostotektomi     histopatolojisi adenokarsinomdu. Bu iki vakada biobsi sonuçları negatifti. Hafif ve orta     şüpheli 19 vakanın 15 ise sonuç adenomyomatöz hypeplazi+Kr. Prostatit idi. 4 vakada     ise şüphe edilmediği halde prostatit gelmesi bize iğne biobsisinden sonra iltihabın     geliştiği intibasını verdi. Bir biobside ise (Vaka 33) materyal yağ ve bağ dokusu     ihtiva ettiğinden yetersiz kaldı ve bu vakada biobsiyi tekrar ettik. Ameliyat olan 48     hastanın prostatektomi histopatolojisi 44 ü adenomyomtöz hyperplazi, 4 ü     adenokanserdi, 2 hastada çeşitli nedenlerle ameliyat olamadı. İğne biobsisi sonucu     adenokarsinom gelen hastalara kliniğimiz de süpkapsüler orşiektomi +     Dietilstilbesterol fosfat (Honvan) uyguladık. 12 vakamızda hematüri, rektal kanama ve     ateş gibi komplikasyonlar gelişti. Bu toplam vakaların %24 ünü teşkil ediyordu. Bu     oran H. Tümes ve L. Wibbach ın bildirdiği oranına yakındı. (10) Daha steril ve daha     dikkatli çalışma sonucunda bu oranın düşeceği inancındayız. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;S O N U Ç :&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;    Pozitif bir biobsi, teşhisi doğrular fakat neğatif bir netice hiçbir zaman kanseri     ekarte etmez. Çünkü biobsi materyali prostatın salim bir kısmından tesadüfen     alınmış olabilir. İğne biobsisinde %25, Cerrrahi biobbide %3-5 yanılma payı     vardır. İdeal biobsi tekniği basit, emniyetli, doğru ve kolay uygulanabilmelidir. Bu     özelliklere uyan iki metod trasrektal ve transperineal iğne biobsisdir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;     &lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;Prostat biobsisi yapılma amaçları şunlardır:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;    1- Klinik olarak     kanser teşhis edilmiş hastaların seçimini yapmış olmak için ve tümörün     histopatolojisini öğrenmek     &lt;/span&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;2- Klinik belirti     vermeyen fakat tuşe rektali şüpheli bulunan hastalarda kanseri kesinleştirmek. Prostat     biobsisi şüpheli lezyonlarda şüpheyi giderecek ve histopatolojik tanıya varmak amacı     ile prostat biobsisi kransrektal, transperineal ve transüretral olmak üzere üç yoldan     yapılır. Kanser kaynağını prifenden aldığından teşhis için transüretral ve     transperineal biobsi metotları güçtür. Bundan dolayı Transrektal biobsi en sık     kullanılan biobsi metodudur.&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;          &lt;span style="font-size:130%;color:#000080;"&gt;Transrektal iğne biobsisi 2 yoldan yapılır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;span style="font-size:130%;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;1- Tru-cut, vim     Silverman veya Travenol iğnesi ile yapılan biobsi &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;   &lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;2- Trans rektal     aspirasyon biobsisi: Frozen iğnesi ile yapılır.               Rizikosundan dolayı büyük bir kitle Tru-cut iğne biobsisine karşıdır. Fakat     kolaylığı, emniyeti ve isabet şansı fazla olduğundan çok defa tercih edilir.     Aspirasyon biobsisi daha az rizikolu olmasına rağmen bugün bir çok ürolog tarafından     uygulanmamaktadır. Bunun en büyük sebebi yeterli tecrübeli stoloğun bulunmamasıdır.     Daha az travmatize edici ve komplikasyonları daha az olan aspirasyon metodu Avrupa da     popüler, fakat Amerika da yaygın değildir. Gerek aspirasyon ve gerekse Tru-cut     iğnesinin kombine kullanımı pozitif oranını %96 ya çıkarır. Biz kliniğimizde     Tru-cut iğnesi ile transrektal iğne biobsisini uyguladık ve sonucun şüpheli teşhisi     kesinleştireceği yönünden önemli bir yeri oyduğuna işaret ettik. Kliniğimizde,     klinik olarak prostat şüpheli vakalarda Tru-cut transrektal iğne biobsisini uygulamaya     karar verdik.&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;L İ T A R A T Ü R&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;    1- Zeren Zeki . Anatomi&lt;br /&gt;    2- Kendi Sezer . Prostat Hastalıkları&lt;br /&gt;    3- Korkut Gıyas . Üroloji 1965 Sayfa 479-487 Prostat Kanseri&lt;br /&gt;    4- Alken E. Carl. Jürgen Sökeland . Üroloji Çec.Vural Solok&lt;br /&gt;    5- Tellaloğlu Sedat Türk Üroloji Dergisi Cilt V Sayı 2 sayfa55&lt;br /&gt;    6- Campell St. Zincke H. Surg. Gynecol. Obstet. 136.78.1978&lt;br /&gt;    7- Chiari R.Und Harzman R Urologe A 14.296.298 (1975)&lt;br /&gt;    8- Günalp İhsan Moderin Üroloji 1973 sayfa 284&lt;br /&gt;    9- Smit D.R. General Urology Ch 20 pp. 215 Carsinoma of prostat&lt;br /&gt;    10- H. Tümmers - L. Weibbach.Therapiewoche 26.426-4228 (1976)&lt;br /&gt;    11- F.Feizelmeir. Therapiewoche 26.4231-4234 (1976)&lt;br /&gt;    12- Tunç Murat . Türk Üroloji Dergisi 10. Cilt 2.Sayı 109.Sayfa&lt;br /&gt;    13- Glenn. Surg. Urology Ch. 34 pp 564 Prostat Carsinom&lt;br /&gt;    14- Bağatur Burhan . Prostat Kanserlerinde prostatik asit fosfatasların klinik     değerlendirilmesi 15- Lin Bac Daves wel Harmata Patology 11.066-1979&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Yazı Dr.Ali Hatay'a Teşekkürler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-6958858286153765488?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/6958858286153765488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=6958858286153765488' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6958858286153765488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/6958858286153765488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/prostat-kanseri-belirtisitanstedavisi.html' title='Prostat kanseri belirtisi,tanısı,tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5247866679433178199</id><published>2008-09-29T13:50:00.000-07:00</published><updated>2008-09-29T13:51:50.556-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dna rna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat belirtisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat büyümesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat tanısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prostat iltihabı'/><title type='text'>Prostat iltihabı,prostat büyümesi,prostat belirtisi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/uriner.jpg" width="250" border="0" height="236" /&gt;      &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/mesane.gif" width="250" border="0" height="234" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı  bir organdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;PROSTATIN YERLEŞİMİ:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane  tabanında yer alır. Yetişkinde yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm  ve enine çapı 40 mm civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer.  Bir tabanı, tepesi, arka ön ve iki yan yüzü vardır.&lt;br /&gt;Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön ve arka iki parçaya ayrılır. Ön  parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar yolunun prostatik parçası geçer.  Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu oluk içerisinde Meni yolu borusu yer  alır.&lt;br /&gt;Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm öndedir.&lt;br /&gt;Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir, prostatı iki  yan parçaya ayırır. Prostatın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez dokusundan  başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı çevresinde mesane  büzücü kası bulunur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;PROSTATIN VAZİFESİ:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil seks organıdır.  En önemli vazifesi meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece  ejekulatın miktarını çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda  yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz ve dehidrogenez  enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar.  Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir  sıvıdır. İçerisinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri  tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder.  Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur. Bunlardan başka aminoasitler,  proteinler, lipitler, kollestrol bulunur.&lt;br /&gt;Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet göstermeye  başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş düşme görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;PROSTAT İLTİHAPLARI:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin olmak üzere ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Adi mikropların meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt  olarak gelir. Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta  iltihaba neden olurlar.&lt;br /&gt;Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzluk vardır. İdrarda yanma, sık idrara çıkma  şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda 1-2 damla kan  gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük ortaya çıkar.  Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler bulantı ve  kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar dış  deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler  hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir.&lt;br /&gt;Teşhis: Akıntı varsa bu akıntının mikroskobik muayenesi yapılır. İdrar ve kan  tahlilleri yapılır. Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat  şiş, sıcak olarak parmağa gelir ve çok hassastır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Tedavi: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- Yatak istirahatı.&lt;br /&gt;2- Sıvı ihtiyacını karşılamak için serumlar verilir.&lt;br /&gt;3- Kabızlık varsa o düzeltilir.&lt;br /&gt;4- Ağrı giderici fitiller kullanılır.&lt;br /&gt;5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile mikrobun cinsi tespit  edilerek uygun antibiyotik verilir.&lt;br /&gt;6- Ön şikayetler geçtikten sonra prostat mesajı yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;2- Müzmin Prostat iltihabı:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok defa bir belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil  prostat iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat  iltihabından sonra ortaya çıkar.&lt;br /&gt;Belirtileri:&lt;br /&gt;1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma, idrarda yanma, bazen idrarda  kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtisi idrar dış deliğinden gelen bir  akıntıdır. Sabahları ilk idrardan önce çok fazladır. Rengi beyaz saydamdır.  (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır) Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya  benzer.&lt;br /&gt;2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin  alt kısmında ağrı olur.&lt;br /&gt;3- Seksüel arzu azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür.&lt;br /&gt;Teşhis:&lt;br /&gt;Akıntının mikroskobik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan  idrar tahlilleri yapılır. Ayrıcı teşhis için filmler çekilir. Ültrasonografi  yapılır.&lt;br /&gt;Tedavi:&lt;br /&gt;1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.&lt;br /&gt;2- Ağrı giderici fitiller kullanıla bilinir.&lt;br /&gt;3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve vitaminler verilir.&lt;br /&gt;4- İstirahat sağlanır.&lt;br /&gt;5- Sıcak su banyoları veya torbaların alt kısmına tatbik edilecek sıcak  (Termofor) çok defa faydalıdır.&lt;br /&gt;6- Doktor tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat  içerisindeki salgı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt; &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/prostat1.jpg" width="72" border="0" height="107" /&gt;&lt;br /&gt;PROSTAT BÜYÜMESİ&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;50 yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Tümör olarak telaki  edilse de Tümör değildir. Kadınların rahim büyümelerine benzer. Hormonsal etki  ile meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın selim büyümesini kanser ile  karıştırmamak lazımdır. Her ikisinde oluşum mekanizması değişik olup, biri  meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında  ikisi beraber bulunabilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Oluşum Sebebi:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- Çok defa kesin sebep belli değildir.&lt;br /&gt;2- Müzmin iltihaptan sonra, damar sertliği, aşırı seksüel yaşam, beslenme  faktörleri eskiden beri neden olarak gösterilse de prostatın büyümesinde bu  etkenlerin rolü ispat edilememiştir.&lt;br /&gt;3- Ayakta idrar yapma: Direk olarak prostat oluşumunda etkisi yoktur. Ancak  ayakta idrar yapma sonucu idrarın bir kısmı idrar kesesinde (mesane) kalacağı  için, bu artık idrara bağlı iltihap v.s gibi şikayetler gelişir. Bu nedenle  mesanede idrar bırakmamak ve tam boşalmayı sağlamak için oturarak idrar yapmak  gerekir.&lt;br /&gt;4- Hormonal Sebepler. Prostatın gelişmesinde testesteron (erkeklik hormonu) gibi  bir çok hormonun etkisi vardır. Bilhassa ergenlik çağındaki hormonsal aktivite  ile prostat gelişir. Erkeğin 50 yaşından sonra hormonlarında (testestron) bir  azalma meydana gelir. İşte bu hormonun eksikliği dolayısıyla prostatın belirli  bölgelerine etki yapamayacağı için prostatın lopları büyür ve içerisinden geçen  idrar dış kanalını sıkıştırır.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Etkisi: &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prostat büyüdükten sonra idrar dış kanalını dışarıdan tazyik ile sıkıştırır ve  hasta idrar yapamaz duruma gelir.&lt;br /&gt;Dış kanalın boyu uzar, yer değiştirir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı  için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür.İleriki safhalarda gevşer  ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur.&lt;br /&gt;İdrar atılamadığı için böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir.  Böbreğin havuzcuğu idrar ile dolar ve bu idrarın basıncı ile böbrek dokusu erir.  Daha sonraki safhada böbrek dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi  şişer. Fonksiyonunu kaybettiği için atması gereken zararlı maddeleri atamaz.  Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek yetmezliği oluşur.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/prostat3.jpg" width="145" border="0" height="144" /&gt;&lt;br /&gt;Belirtiler:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1- İdrar belirtileri:&lt;br /&gt;İdrar yolları tıkanma derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı  azalır ve idrar akımı yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta  ileriye doğru idrarını yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde  akar. Tuvaletten dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi  olur.&lt;br /&gt;İdrar gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma  süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara  çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler  daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara  çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece  idrara kalkma olur.&lt;br /&gt;2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu böbrekler kadar varan bir  idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar meydana gelir. Kanda üre  yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir: Bulantı, kusma, uyku hali, kilo  kaybı olur.&lt;br /&gt;İdrar kesesi çok şişecek olursa karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir.  Üzerine bastırılırsa idrar kaçırması olur.&lt;br /&gt;3-Laboratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri görülür. Kanada  üre ve kreatinin artmıştır.&lt;br /&gt;4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek filmi fazla bir şey göstermezse de ilaçlı film  idrar kesesinin doluluğunu prostatın büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık  idrarı gösterir. Film çekildikten sonra hasta idrar yaptırılır ve tekrar flim  çekilir. Bu son filmde ne kadar idrar kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar)&lt;br /&gt;5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane  içerisine bakılır.&lt;br /&gt;6- Ultrasonografi: Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi  bakımından önemlidir. Aletin makattan sokularak yapılan bir çeşidi daha vardır  ki daha detaylı bilgi verir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi  arasındaki farkı ortaya koyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Tedavi:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Selim prostat büyümeleri her ne  kadar ilerleyici bir hastalık olsa da yan etkileri ortaya çıkmadıkça ameliyat  gerekmez. Fakat tıkanma fazla ise, şikayetler varsa, kanama oluyorsa, tıkanma  nedeni ile üre yükselmişse ameliyat uygulanılır.&lt;br /&gt;1- Koruycu Tedavi: Bu tedavi şekli aslında geçici bir tedavi olup hastayı  rahatlatmak amacı taşır. İltihap varsa bu giderilir. Alkol gibi tahriş edici  maddeler alınıyorsa bunlar yasaklanır. Sonda takılarak tıkanıklığın önüne  geçilir.&lt;br /&gt;2- İlaç Tedavisi: Hormon tedavileri eskiden beri denenmektedir. Son zamanlarda  çıkan bazı ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile  kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak  hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü,  halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;3- Cerrahi tedavi (Ameliyat) En etkili tedavi şeklidir. Ameliyat yapılması  sebepleri şunlardır.&lt;br /&gt;. Tam tıkanıklık: Prostat çok büyüdüğünden tam tıkanıklık yapar ve yan etkiler  başladığından dolayı ameliyat düşünülür.&lt;br /&gt;. Mesanede taş da varsa hem prostat ameliyatı hem de taş ameliyatı yapılır.&lt;br /&gt;. İlaç ile önlenemeyen iltihaplar ve kanamada&lt;br /&gt;. Hastanın şikayetleri çok fazlaysa.&lt;br /&gt;. Şayet hastanın üresi çok yüksekse idrar yollarına bir sonda konur ve 2-3 hafta  beklenir, daha sonra ameliyat uygulanılır.&lt;br /&gt;Ameliyat 2 şekilde yapılır&lt;br /&gt;1- Açık ameliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat düşünülür. Bunu  yanında mesane ile ilgili ameliyatlık bir durum varsa açık ameliyat tercih  edilmelidir. Açık ameliyatta genellikle göbek altından kemiklere kadar olan  kısım kesilerek karın içerisine girilip yapılır. Kanama kontrolü daha kolaydır.  Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır. Hastanede yatma süresi biraz daha  fazladır.&lt;br /&gt;2- Kapalı ameliyat: TUR aleti denilen bir alet ile yapılır. Bu alet ışıklı düz  bir borudan meydana gelir. Kesici ve gözleyici kısımları vardır. İdrar dış  deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde kesilir ve yıkama ile  bu parçalar dışarı alınır. 45 gram olan prostatlarda uygulanmalıdır. Bundan daha  fazla olan ameliyatlarda ölüm oranları artmaktadır. Kanam daha çoktur. Hastanın  yatakta yatma süresi daha kısadır.&lt;br /&gt;3- Balon ile genişletme: Balonlu bir sonda dış idrar yolundan geçirilir ve  prostatın olduğu yerde şişirilir. Deneme safhasındadır.&lt;br /&gt;4- Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın yakılması esasına dayanan bir metottur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;PROSTAT KANSERLERİ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Prostat kanserleri erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak  kanserlerinden sonra 3 cü sıradadır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Sebebi: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- Sebebi çok defa belli değildir. Prostat kanserleri bir yaşlılık hastalığıdır.  50 yaşın altında çok nadirdir. Genellikle 70 yaşından sonra görülür ve yaş  ilerledikçe sıklığı artar.&lt;br /&gt;2- Hormonsal sebepler: Prostat kanserli hastalara kadınlık hormonu verilirse  kanserin gerilediği görülmüştür. Bu nedenle oluşumunda da erkeklik hormonu etken  olarak düşünülmektedir.&lt;br /&gt;3- Hava kirliliği, fazla yağla beslenme, sebepler olabilir.&lt;br /&gt;4- Müzmin prostat iltihaplarından sonra kanser vakaları görülmüştür.&lt;br /&gt;Yayılımı:&lt;br /&gt;Direk olarak çevre dokulara yayılabilir. Bir diğer yayılma yolu kan yoluyladır.  Kanserli hücreler bu yol ile kısa zamanda Akciğere ve kemiklere yayılır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Beliritler:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Erken devrede belirti vermediği için şikayetlere yol açmaz. Belirtiler ancak  idrar yolunu tıkadıktan sonra ortaya çıkar. İdrar şikayetleri vardır. Zor idrar  yapma, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma şikayetleri daima bulunur.&lt;br /&gt;Ağrı kesiciler ile geçmeyen bel ağrıları olur.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Tetkikler:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1- Kan ve idrar tahlilleri yapılmakla beraber özel bir belirti vermez.&lt;br /&gt;2- Tümör Belirleyiciler: Bir çok maddenin kanda aranması ile prostat kanseri  teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik Asitfosfataz (PAP), Prostat  Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu maddeler hem teşhis koyucu hem  de tedavinin seyri hakkında bilgi verir.&lt;br /&gt;3- Rotgen İncelemeleri: Düz ve ilaçlı böbrek filmleri bir fikir verebilir.  Kanserin kemiklere veya Akciğerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve  akciğer filmleri çekilir.&lt;br /&gt;4- Ültrason ve Bilgisayarlı Tomografi: Hem prostat kanserini gösterme hem de  yayılma derecesini anlamada önem arz eder.&lt;br /&gt;5- Prostattan parça alma: Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne  ile gerekse başka bir yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenilir.  Sonucun negatif çıkması kanser olmadığı anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Tedavi:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Uygun tedavinin yapılabilmesi için tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat  içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı? Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere  sıçramış mı? Soruları önem kazanır.&lt;br /&gt;1- Cerrahi Tedavi:İki yolla yapılır&lt;br /&gt;Açık ameliyat: Prostat dokusu ve çevre dokuları ve organlar olduğu gibi  çıkarılır.&lt;br /&gt;Kapalı ameliyat: Kanserin ancak bölgesel kaldığı durumlarda TUR denen aletle  yapılır.&lt;br /&gt;2- Işın Tedavisi (Radyoterapi) Dışarıdan belirli derecelerde rotgen şuaları  verilir. Böylece kanser hücreleri öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise  radyoaktif maddeler prostat dokusu içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı  önlenir.&lt;br /&gt;3- Hormon Tedavisi: İleri devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla  kadınlık hormonu olan östrojen verilir&lt;br /&gt;4- Testislerin alınması: Erkeklik hormonu (Testestron) un prostat kanseri  oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonu da testislerden salgılandığı  için ameliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini alevlendiren  erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır&lt;br /&gt;5- İlaç tedavisi: (Kemoterapi) Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat  kanserinde de kullanılır. Başarı şansı % 48 dir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-5247866679433178199?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/5247866679433178199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=5247866679433178199' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5247866679433178199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/5247866679433178199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/prostat-iltihabprostat-bymesiprostat.html' title='Prostat iltihabı,prostat büyümesi,prostat belirtisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-3359355677776189692</id><published>2008-09-29T13:48:00.000-07:00</published><updated>2008-09-29T13:50:19.994-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Varikosel nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Varikosel belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Varikosel tedavisi'/><title type='text'>Varikosel nedir,Varikosel belirtileri,Varikosel tedavisi</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: left; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/varicocele.jpg" width="371" border="0" height="297" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;Varikosel; Erkeklerde torbaların varisidir. Varisin anlamı damar genişlemesidir  genellikle bacaklarda olur.Varikosel ise testisi çepeçevre saran toplayıcı  damarların bazı sebeplerden dolayı genişlemesi ve içerisinde kan birikmesidir.&lt;br /&gt;%98 sol tarafta olur.%2 ise her iki tarafta görülür.&lt;br /&gt;Önemi kısırlığa sebebiyet vermesinden dolayıdır. Hastaların ağrı olmazsa da  testisteki tohum hücrelerini bozacağı için tedavi olmaları gerekmededir.&lt;br /&gt;20-30 yaş grubunda en fazladır. Hiç belirti vermeyen varikosellerde vardır.Bu  oran toplumda %16-25 dir.&lt;br /&gt;Solda sık görülmesinin sebepleri şudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Soldaki toplar damarın boşaldığı yer ana damarla dik açı yapar.Bu nedenle kan  tam olarak boşalmaz.&lt;br /&gt;2-Testisin sol toplar damarı daha uzundur.&lt;br /&gt;3-Sağ testis biraz daha aşağıda ve daha sarkıktır.&lt;br /&gt;4-Soldaki toplar damarın içerisinde kanı ileri pompalayacak kapakçıklar daha az  ve yetersizdir.&lt;br /&gt;5-Soldaki damardaki basınç daha fazladır.Böylece kanı ileri sevk edemez.&lt;br /&gt;6-Genç bekarlarda psikonörotik bozukluklar diğer bir sebeptir.&lt;br /&gt;Varikosel iki taraflı olduğu zaman karın içerisinde tümör düşünülmelidir.Çünkü  bu tümörler ana toplar damara baskı yaparak her iki tarafta varikosel oluşumuna  neden olur. &lt;/strong&gt;  &lt;/span&gt;   &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;&lt;strong&gt;Varikoselin Etkisi&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;  &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   1-İnsanda tohum  hücrelerinin gelişmesi için en uygun ısı 35 derecedir.Normal vücut ısısı 36-37  derecedir.İşte bu aradaki ısı farkını testis torbası sağlar. Varikosel de ise  kanlanma daha çok olduğundan dolayı torba bu özelliğini kaybeder. Dolayısıyla  tohum hücrelerinde hem sayı hem de kalite olarak düşme gözükür.&lt;br /&gt;   2-Testisin çevresinde kan göllenmesi olduğu için kanın içindeki  bazı hormonlar direk olarak testise etki ederek tohum hücrelerini bozar.&lt;br /&gt;   3-Damardaki göllenme testisin dış kısmına direk etki eder  hücrelerin hareketliliğini önler.&lt;br /&gt;   4-Bazı evlenmemiş genç bekarlarda soldaki bu şişkinlik psikolojik  bozukluk meydana getirir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;  &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;Belirtileri:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;  &lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;   Vakaların çoğu belirti vermez. Başka bir hastalığa bakılırken  tesadüfen gözükür.&lt;br /&gt;Belirti veren varikosel de ağrı olabilir.Testiste çekilme hissi vardır.Bilhassa  ayakta dururken ve sıcakta damarlar belirginleşir ve el ile bir sicim gibi his  edilir.&lt;br /&gt;    İlerlemiş vakalarda testisin kıvamı yumuşamıştır ve büyüklüğü  biraz azalmıştır. Varikoselin büyüklüğü ve tahribatına göre üç dereceye ayrılır.  Bu derecelendirme normal el muayenesi veya ultrasonografi ile yapılır.&lt;br /&gt;    Tohum hücrelerinin sayımında varikoselin derecesi hakkında  bilgi verir.Böylece ameliyat kararına yardımcı olur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Bu gün artık varikosel teşhisleri ve ameliyat kararları Doppler Ultrasonografi  ile konulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;  &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;Koruyucu tedbirler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;  &lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;    1-Fazla ayakta durmamaya dikkat edilir.Akşam mutlaka uzun  oturulup ayakların yükseğe kaldırılması sağlanır.&lt;br /&gt;    2-Testis torbasındaki kan drenajını önleyen hareketlerden  kaçınılır.&lt;br /&gt;    3-Testis ve torbanın hareketini önleyen kot gibi dar pantolonun  giyilmez.Kot pantolonunu bir diğer negatif etkisi yazları sıcak kışları soğuk  tutuğu için testisin ısısını bozar.Ayrıca çok sert kaba ve kalın kumaş olması  nedeni ile testisin havalanmasını önler.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;  &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;&lt;br /&gt;Hasta evli çocuk sahibi ve bir şikayeti yoksa, koruyucu tedbirler ile hastalık  tedavi edilir.&lt;br /&gt;Fakat ağrı varsa tohum hücresi tahlilinde (Spermiogram) sayı ve kalite düşükse  ameliyat gereklidir.&lt;br /&gt;Ameliyat ne kadar erken yapılırsa testis hücreleri o kadar çok kurtarılacağı  için iyidir.&lt;br /&gt;Çok büyük varislerde torbanın üzerinden damar paketlerinin çıkarılması ile  ameliyat yapılır. Basit bir ameliyattır. Bölgesel uyuşturma ile  gerçekleştirilir. Narkoz vermek gerekmez.&lt;br /&gt;Orta dereceli varikosellerde kasığın biraz daha üzerinden yapılacak bir kesi ile  ameliyat gerçekleştirilir.Bu durumda ya belden iğne yapılır veya daha iyisi  narkoz verilir.&lt;br /&gt;Ameliyat sonrası tohum hücreleri tahlili 6 ay sonra tekrarlanır ve sonuç  değerlendirilir.&lt;br /&gt;Bazen ameliyat sonuç vermemektedir. Bunun sebebi; Varikoselin sebeplerinin çok  olmasıdır.&lt;br /&gt;Ayrıca Sık sorulan soruları da okuyabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-3359355677776189692?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/3359355677776189692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=3359355677776189692' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/3359355677776189692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/3359355677776189692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/varikosel-nedirvarikosel.html' title='Varikosel nedir,Varikosel belirtileri,Varikosel tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-4037932868460161596</id><published>2008-09-29T13:46:00.000-07:00</published><updated>2008-09-29T13:48:02.377-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Testis rahatsızlıkları.Testis tümörü ve testis iltihabı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='testis sıvı toplaması'/><title type='text'>Testis rahatsızlıkları.Testis tümörü ve testis  ltihabı</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Testisler  erkekte iki önemli görevi vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Testosteron denen erkeklik hormonunu salgılamak&lt;br /&gt;2-Üremeyi sağlayan tohum hücrelerini meydana getirmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki torbada birer tane olmak üzere sağlı sollu 2 tanedir. Kadınların yumurtalarına karşılık gelir. Sol taraf sağa nazaran biraz daha aşağıdadır. 4 - 5 cm uzunlukta 2.5 - 3 cm genişliktedir. Doğumdan önce testisler kasık kanalındadır. Doğumdan itibaren torbalara yerleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Yapı bozuklukları:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Doğuştan her iki testisin olmaması çok nadirdir. Tek taraflı olması da nadirdir. 2 den fazla olması bazen görüle bilinir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Testisin normal yerinde olmaması:&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt; İki halde oluşur&lt;br /&gt;1- Testis normal inişini yaparken kasık kanalı gibi bir yerde takılır kalır&lt;br /&gt;2- Bu inme yolu üzerinde değil de karın içi veya herhangi bir yerde olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Çocuğun rahim içi gelişmesinde testis karın içerisindedir. Doğum yaklaştıkça testis torbaya doğru inmeye başlar. İşte bu inme süreci içerisinde herhangi bir sebeple engellenmesi testisin yukarıda kalmasına neden olur. Bu sebeplerin başında torbanın gelişmemesidir. Diğer bir sebep testisi aşağı çeken kasların gelişmemesi veya inişi engelleyen fıtık gibi bir sebebin olmasıdır.&lt;br /&gt;  Testis torbada olmayınca gelişmesi bozularak fonksiyonları bozulur. Dumura uğrar, erkeklik hormonu eksikliği nedeni ile buna bağlı belirtiler olur. Yerinde olmayan testislerde kanser daha sık oluşmaktadır.&lt;br /&gt;  &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Belirtileri:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt; Torbada testis ele gelmez. Kasıkta ele gelebilir. Bazen ağrı yapar. Çok defada belirti vermez. Anne ve babanın dikkatinden kaçar. Bir testis normal inişini yapmazsa testis dönmesi ve harâbiyeti gelişeceğinden erkenden tedavi edilmelidir.&lt;br /&gt;  &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;  1- Hormon Tedavisi: Ameliyattan önce denemelidir. Bilhassa çift taraflı inmemiş testislerin nedeni hormonsal olduğundan denemekte fayda vardır. Böyle bir hormon denendikten sonra 2-4 ay beklenilir hala inmemişse ameliyat yapılır.&lt;br /&gt;  2- Hormon tedavisi fayda vermeyen durumlarda ve fıtık v.s gibi zaten cerrahi müdahale uygulanacak vakalarda ameliyat yapılır. Ameliyat yaşı eskiden 5 yaşına kadar beklemek şeklinde uygulanmışsa da artık modern tıpta çocuklarında çekinmeden narkoz altında ameliyat yapılabilmesi nedeni ile bugün 3 yaşı uygun görülmüştür. Bu yaştan sonra ameliyat yapılırsa testis fonksiyonlarının kaybolması muhtemeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Testis iltihapları:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Had (Acil) veya müzmin testis iltihabı şeklinde görülür.&lt;br /&gt;Müzmin olan ya testis vereminde veya testis frengisinde olur.&lt;br /&gt;Had testis iltihaplarında mikroplar idrar dış deliğinden veya vücudun başka bir odağından kan yolu ile gelirler. Gençlerde daha sıktır. Yaşlılarda idrar yaptırmak amacı ile idrar yollarına konulan sonda  v.s gibi sebeplerden sonra olur. Testis cerahat ile dolar. Kısa zamanda testisi harap eder.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Belirtileri:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Torba şişer, kızarır. Çok şiddetli ağrı vardır. Testis önceleri çok serttir zaman geçtikçe cerahatin artması nedeni ile yumuşar, hamur kıvamını alır. Ateş çok yüksektir. Titremeler olur. Bulantı kusma sıktır.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mutlak yatak istirahatı sağlanır. Torbanın altına küçük bir yastık veya yükseltici bir şey konularak testisin yukarıda olması sağlanır. Bu testisi istirahat sevk edeceği için hem ağrıyı azaltır hem de tedavi ihtimalini artırır. Seksüel faaliyetlere ara verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Testis Tümörleri:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Sık görülmezse de testis tümörlerinin büyük bir kısmı kötü huylu olduğundan dolayı önem arz eder. En sık 20-40 yaşlarında görülür. Sağ tarafta daha sıktır. Nadiren çift taraflı olur.&lt;br /&gt;İnmemiş testiste 20 kat daha fazla olur. Nedeni belli değildir. Seksüel faaliyetinin çok olduğu yaşlarda olması hormonal sebepleri akla getirmektedir. Darbelerden sonra meydana geldiği ispat edilememiştir. Çocuklarda olan tümörler kalıtsal olduğu yönünde değerlendirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Belirtileri:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt; Testiste sertlik vardır. Şayet kanser yayılmışsa hangi organa yayılmışsa bu organa ait belirtiler verir.&lt;br /&gt;Ağrı, zayıflık, iştahsızlık, kansızlık, bulantı kusma diğer kanser belirtilerinde olduğu gibidir. Karın ağrıları olur&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Yayılımı:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt; Testis kanserleri genellikle yavaş büyür. Kısa zamanda kan ve akkan yolu ile yayılır. Karın içi büyük atar ve toplar damar çevresinde bezeler oluşur. Bu bezelere ait şikayetler gelişir. Uzak organlarda karaciğere ve kemik iliğine yayılım sıktır.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Tetkikler:&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt; &lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;Kan idrar tetkikleri yapılır. Ultrason bilhassa teşhis için faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt; Teşhis konulan testis tümörlerinde ameliyat kaçınılmazdır. Ameliyatın faydası hem parça alınıp patolojik inceleme hem de kanserin orijinini kurutma bakımından önem arz eder.&lt;br /&gt;Ameliyat ile testis tamamen çıkarılır. Ayrıca karın içi bezeler temizlenir.&lt;br /&gt;Şua tedavisi tümörün safhalarına göre ayarlanır.&lt;br /&gt;İlaç tedavisi olarak çeşitli kanser ilaçları kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;&lt;strong&gt;Testisin Sıvı Toplaması&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Testisin dış kısmını saran zarın sıvı toplamasıdır. Testis dış zarı 2 tabaka halindedir. Belirli sebeplerden bu iki tabaka içerisine sıvı toplanır.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Nedeni:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;1- Doğuştan olabilir. Doğumda bu iki zar açıktır. Karın içi sıvısı zarlar arasına sızar. Daha sonra 2 zarın açık olan ağız kısmı kapandığından kese şeklini alır. Çok defa bebeklik çağında kaybolabilir. Onun için küçük bebeklerin sıvı toplamasında 1 yaşına kadar beklenir.&lt;br /&gt;2- Darbeler: Testis darbelerinden sonra meydana gelir. Bazen bu sıvı içerisinde kan vardır.&lt;br /&gt;3- Testis iltihaplarından sonra meydana gelir&lt;br /&gt;4- Bazen hiç sebep yoktur.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;Belirtileri:&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;Torba şiş durur. Ellenince içindeki mayi his edilir. Çok defa ağrı yoktur. Fakat iltihaplanınca ağrı meydana gelir. Bu şişlik fıtık gibi yatınca veya geriye itince kaybolmaz. Torba ışığa tutulunca sıvıdan dolayı ışığı geçirir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;Tedavi: &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;1- İğne ile boşaltmak: Az sıvı toplanmalarında iğne ile boşaltılma denenebilir. İğne ile boşaltılmada 2-3 ay sonra tekrar eder. Sıvı içine kanama ihtimali vardır. iltihapta kaptırılırsa tablo değişir ve cerahat halini alır&lt;br /&gt;2- Ameliyat: Çok büyük vakalarda ve bol sıvı toplamalarda ameliyat yapılır. Sıvı boşaltılır. Tekrar olmaması için zarlar ters çevrilir ve dikilir. Basit bir ameliyattır.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-4037932868460161596?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/4037932868460161596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=4037932868460161596' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4037932868460161596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4037932868460161596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/testis-rahatszlklartestis-tmr-ve-testis.html' title='Testis rahatsızlıkları.Testis tümörü ve testis  ltihabı'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-4658819245480996360</id><published>2008-09-29T13:45:00.000-07:00</published><updated>2008-09-29T13:46:42.743-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sünnet yapımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sünnet olmamanın zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sünnet yaşı'/><title type='text'>Sünnet olmamanın zararları,sünnet yaşı,sünnet yapımı</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Tarihçe&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Sünnetin tarihi MÖ 6000 li yıllara kadar uzanır. Eski Mısır piramitlerinde bulanan bazı mumyaların sünnetli oldukları görülmüştür. Hz.ibrahim'in adeti olduğu söylenmektedir.Tarih boyunca Mısırlılar,Yahudiler, Babilliler in sünnetli oldukları görülmüştür.&lt;br /&gt;Fakat sünnetin devamlı bir adet haline gelmesi Hz. Muhammed'in (S.A) Müslümanlara tavsiyesi ile kalıcı olarak uygulanmasına vesile olmuştur.Bugün artık sünnet hem peygamberin tavsiyesi hem de tıbbî yararından dolayı yapılmaktadır. Sünnet artık batı ülkelerinde de tıbbî yararından dolayı yapılır olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Sünnet olmayanlarda oluşabilecek hastalıklar şunlardır:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Sünnet derisi iltihabî hastalıklar. (Balanitis, posthitis)&lt;br /&gt;2-Sünnet derisi darlığı. Bu durum acil sünneti gerektirir. Çünkü idrarını tam yapamayan çocuk içerisinde biriken idrar nedeni ile böbrek yetmezliklerine kadar varan hastalıklara neden olur.&lt;br /&gt;3-Sünnet derisinin uzun ve dar olması nedeni ile derinin geriye kaçarak penis başını boğması.(Parafimosis). Bu da acil sünnet gerektiren bir durumdur. Sünnet olunmazsa penis başının kansız kalması sonucu kangren meydana gelir&lt;br /&gt;4-Sünnet derisi altında taş teşekkülü. Bu salgı normalde sünnet derisi altından salgılanır. Dışarıya atılmazsa taş oluşur.&lt;br /&gt;5-Sünnet derisi altında toplanan idrar sonuçta iltihaba dönüşür ve böbreklere varan hastalıklara sebebiyet verir.&lt;br /&gt;6-Sünnet olan penis dış temaslara sürtünmelere karşı dayanıklı olur. Bu nedenle sık sık yara oluşması önlenir&lt;br /&gt;7-Sünnetlilerde penis başı hassasiyeti azaldığı için erken boşalma dediğimiz izal hadisesi daha azdır.&lt;br /&gt;8-Sünnet olmayanlarda seksüel durumlarda meninin sünnet derisi altında kalmasından ve daha az miktarda atıldığından dolayı kısırlıklar görülmüştür.&lt;br /&gt;9-Sünnetsiz olanlarda selim ve habis kanserler daha sık görülür.Eşlerinde ise Rahim ağzı kanserlerine daha sık rastlanır.&lt;br /&gt;10-Sünnetsizlerde Frengi Belsoğukluğu gibi zührevi hastalıklar daha sıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SÜNNET KAÇ YAŞINDA YAPILMALIDIR ? VE SÜNNET PSİKOLOJİSİ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klasik görüş sünnetin erken yaşlarda yapılmasıdır. Bugün hâlâ Yahudiler erkek çocuğun doğumundan itibaren 20 gün içerisinde dini tören ile yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;Sünnetin 20 gün içerisinde yapılmasının faydaları şunlardır:&lt;br /&gt;1-20 günlük çocukta ağrı duyusu tam gelişmediği için sünnet uyuşturulmadan yapıla bilinir.&lt;br /&gt;2-Pipide damarlaşma çok olmadığı için sünnet sırasında kanama pek olmaz.Çocukta kan durmaması hastalığı (hemofili) varsa bile ciddi bir komplikasyon çıkarmaz.&lt;br /&gt;3-Çocuklarda yara iyileşmesi çabuk olduğu için sünnet yarası çabuk iyileşir.Dikiş koymak gerekmez&lt;br /&gt;4-Sünnet derisi darlıklarında acil sünnet gerektirecek durum önlenmiş olur&lt;br /&gt;5-Yeni doğanda kişilik gelişmediği için sünnet sonrası psişik travma önlenmiş olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken dönemde bu yapılacak sünnet faydalarına rağmen gene de ileri bir tarihe ertelene bilinir. Meselâ hipotrombinemi (kanda trombin azlığı) durumunda sünnet ileri bir yaşa ertelenilir. Çünkü bu durum sünnet sonrası kanamalara neden olur. Böylece tedaviden sonra sünnet düşünülür.&lt;br /&gt;Son olarak şunu söyleyebiliriz sünnet ya ilk 20 günde veya 7 yaşından sonra yapılmalıdır.Çocuğun 1-6 yaş arası özellikle 4-5 yaş arası psikososyal gelişme devreleridir. Bu yaşlarda çocukta pipisini kaybetme korkusu vardır. Anneye de bağlılık son derece kuvvetlidir. Bu yaşta yapılacak bir sünnet psişik travmalara neden olur. 7 yaşından sonra bu psikososyal devre bir durgunluğa girer ve ergenlik çağına kadar devam eder.&lt;br /&gt;Çocukların çok küçük yaşlarda da sünnet edilmeleri tavsiye edilmiyor. Zira bu yaşlarda sünnet olan çocuklar sosyolojik açıdan töre ve törenlerden ayrı kaldığı için ileriki yaşlarda bir eziklik içerisine girebilir.&lt;br /&gt;İleri yaşlarda yapılacak sünnet, çocuğun psikososyal açıdan gelişmesini sağlayacaktır.Toplumun bir üyesi olduğunu fark edecek.Neden sünnet olduğunu ve dini bir vecibeyi yerine getirdiğini anlayacaktır.&lt;br /&gt;Türklerde sünnet olmuş bir çocuğun ruhi ve ve bedeni bakımından olgunlaştığı geliştiği ve serpildiğine inanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SÜNNETİ KİMLER YAPMALI ?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden ülkemizde sünnet el ustura tutan berberler tarafından yapılırdı. Bunun yanında kendisini sünnetçi olarak tanıtan ve 7 kuşak sünnetçiyim deyip ortaya çıkan kimseler vardı. Bu gün artık pek görülmezse de kırsal kesimde hâlâ bu adet devam etmektedir.&lt;br /&gt;Sağlıklı bir sünneti uzman doktorun yapması gerekmektedir. Böylece bir çok sünnet hatasının önüne geçmiş olunur.&lt;br /&gt;Sünnetin bir uzman doktorun yapmasındaki faydalar şunlardır:&lt;br /&gt;1- Çocukta kan durmaması gibi bir hastalık varsa (Hemofili) bu hastalıktaki yan etkiler verilecek ilaçlar ile önlenir.&lt;br /&gt;2- Sünnet ağrı giderici ilaçlar altında yapıldığı için çocuk ağrı duymaz.&lt;br /&gt;3- Sünnet yarası dikildiği için yara iyileşmesi daha çabuk olur.&lt;br /&gt;4-Köy sünnetçilerinin yapacağı sünnette çocuk ağrı duyacağı için çok huzursuz ve hırçın olur ve zapt edilmesi daha zordur. Bu nedenle çocuğun psikolojisi bozulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SÜNNET NASIL YAPILMALI ?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/sunnet.jpg" width="307" align="left" border="0" height="241" /&gt;Yıllar boyunca sünnet çeşitli şekillerde yapılmıştır. İlk zamanlarda sünnet derisi iki ip ile kıstırılmış ve arada kalan deri kısmı kesilerek uygulanmıştır. Daha sonra ip yerine çeşitli ağaç ve metal kıskaçlar kullanılmıştır. Yahudiler ortası yarık madeni bir levha (Barzel) kullanırken Osmanlı devrinde her doktorun kendi ismi ile anılan kıskaçları kullanmayı tercih etmişlerdir.&lt;br /&gt;Sünnetin yapılış şekli:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;1- Cerrahi Sünnet:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Genel hijyenik şartlar hazırlanır. Çocuk mutlaka yatırılır. Çünkü ayakta hem sünnetçi için zor olur hem de çocuk korku ile rahat durmaz.&lt;br /&gt;Genel anestezi ( Narkoz) veya bölgesel uyuşturma (iğne ile) yapıldıktan sonra penis başına 5-6 mm uzaklığında sünnet derisine bir pens veya kıskaç konulur. Burada pens ağzı içerisine veya kıskacın içerisine penisin baş kısmının girmemesine dikkat edilir. Sonra kıskacın hemen altından bir bisturi (neşter) ile sünnet derisi kesilir. Kanayan damar ağızları bulunup tek tek bağlanır. Kesik olan derinin iki ucu 4 dikiş ile uç uçuna getirilerek dikilir. En son kesik yaranın üzeri anti bakteriyel pomat sürülmüş bir bez ile sarılır.&lt;br /&gt;Pansuman gerekmez. Dikişlerde kendiliğinden eriyen cinsten (Katgüt) olduğu için dikiş almaya da gerek yoktur. Bir haftaya kadar dikişler kendiliğinden kopar ve düşer. Çocuk hemen ayağa kalkabilir. Yeme ve içmede bir kısıtlama yapılmaz. 2-3 saat sonra uyuşturucu iğnenin tesiri geçeceğinden çocuk ağrı duymaya başlar. Onun için bu arada ağrı kesici hap, şurup veya fitil verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;2- Açık Sünnet Metodu  &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;( Sleeve Tekniği ): Gene  hijyenik şarlar sağlandıktan sonra narkoz ve yerel uyuşturucu altında sünnet derisine 2 si sünnet derisinin altına 2 si de üstüne gelecek şekilde pensler konur. Bu pensler arasından bir makas ile boydan boya penis başına 5 mm kalacak şekilde kesilir. Penis başı kollanır. Daha sonra pensler arasıda sünnet derisi kesilir. İki kesik birleştirilir. Kanayan damarlar tutulur ve çevreye 4 adet dikiş konur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;3- Kıskaç Metodu:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Sünnet derisi çekilerek  söndürülür. Penis başının 5 mm üzerinden kıskaç konulur ve damarlar yapışsın diye biraz beklenir. Bir bisturi ile üstte kalan deri kısmı kesilir. Bu metotta fazla bir kanama olmaz. Çünkü her iki sünnet deri tabakası birbirine yapışmıştır. Deri tekrar penis başı gerisine alınır ve pansuman yapılıp kapatılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;4-Çan Usulü:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; (  Gomco Klemp ): Bu usulde özel yapılmış çan şeklinde bir aletten faydalanılır. Bu alet iki kısımdan meydana gelir. Penis başına geçirilen çana benzeyen ana parça ve 2 adette kıskaç.&lt;br /&gt;Çan küçük büyük olmak üzere numaralandırılır. Hangisi penis başına uyarsa bu çanın içerisine penis başı geçirilir. Sünnet derisi çanın dış yüzünde kalır. Üste kalan vida şeklindeki kıskaçlar ile sünnet derisi iyice sıkıştırılır ve 5 dakika beklenir. Sonra sünnet derisi çan üzerinden çepeçevre kesilir. Kanama varsa bu damarlar tutulup bağlanılır ve kanama önlenir. Yara pansuman yapılıp sarılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;5- Koter Usulü:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Burada kesmek için neşter yerine koter kullanılır. Koter,  elektrik akımının düşük derecelerinde ısıya bağlı olarak cildi kesen bir alettir. Burada kanama olmaz, olsa bile koter ile bu damarlarda yakılır. Her ne kadar kolay ve kansız bir sünnet gibi gözükse de daha sonra ortaya çıkan yan etkiler çok fazladır. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı yasaklamıştır. En büyük yan etkisi yara iyileştikten sonra nedbe dokusu denilen sünnet derisinin aşırı büyümesi ve bu bölgenin hissiz olmasıdır. Damarlar yakılırken sinirlerde harap olacağı için çocuğun ileri yaşlarda erken boşalma ve sertleşme problemi olma ihtimali vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;6- Lazerle Sünnet:&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Koter yerine kesici olarak lazer kullanılmaktadır. Günümüzde yan etkisi tam olarak bilinmediğinden kullanılması  tartışmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SÜNNET HATALARI:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünneti ehli olmayanlar yapınca sünnet hatalarının ortaya çıkması kaçınılmazdır. Acele ile yapılan hijyene dikkat edilmeyen sünnetlerde yan etkiler ve hatalar çoktur.&lt;br /&gt;1- Sünnet derisinin az kesilmesi: Çok sık görülür. Mahsuru yoktur. gerekirse 2 ci bir işlem ile fazlalık kesilir.&lt;br /&gt;2- Penis başının kesilmesi: Dikkatsizlik sonrası oluşur. Tamiri çok güçtür. Tam kesiklerde protezden başka çare yoktur.&lt;br /&gt;3- Penis başı altındaki derinin fazla kesilmesi ile buradaki dış idrar yolunun da beraber kesilmesi.&lt;br /&gt;Çocuk idrarını penis başı alt yüzünden yapmaya başlar.&lt;br /&gt;4- Kanama : Sık görülür. Tedavide sünnet yarası açılır kanayan damarlar tutulur.&lt;br /&gt;5- Penis kangreni: Sık olmamakla beraber penisin sıkı bağlanması sonucu oluşur.&lt;br /&gt;6- İdrar dış deliği penisin alt kısmında olduğu durumlarda (Hypospadias=Yarım Sünnetli Doğma) sünnet yapmamalıdır. Çünkü bu çocuklara bir ameliyat gerekmektedir. Bu ameliyat ile idrar dış deliği penisin uç kısmına alınır. İşte ameliyat esnasında sünnet derisi kullanılacağı için bu çocuklar sünnet edilmezler. Bunu bilmeyen sünnetçi yanlışlıkla sünnet ederse çocuğun ameliyat başarı şansını kaybettirir.&lt;br /&gt;7-Temizliğe ve hijyene dikkat edilmezse iltihaplanma meydana geliri. Cerahat toplar bu da çocukta ateşin yükselmesine sebep olur. Titreme, bulantı ve kusmalar meydana gelir.&lt;br /&gt;8. Penis Başı Aşırı duyarlığı: Sünnetten sonra 3 ay kadar sünnet başında aşırı duyarlılık oluşabilirse de bu zaman içerisinde kaybolur.&lt;br /&gt;9. Sünnet sonrası sıkı bandaja bağlı olarak idrar yapamama durumu olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-4658819245480996360?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/4658819245480996360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=4658819245480996360' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4658819245480996360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/4658819245480996360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/snnet-olmamann-zararlarsnnet-yasnnet.html' title='Sünnet olmamanın zararları,sünnet yaşı,sünnet yapımı'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-7367569647661684613</id><published>2008-09-29T13:42:00.000-07:00</published><updated>2008-09-29T13:45:05.741-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Penis tümörleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penis hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penis sertleşmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penis iltihapları'/><title type='text'>Penis tümörleri,penis sertleşmesi,penis iltihapları</title><content type='html'>&lt;strong style="font-weight: 400; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/penis.jpg" width="496" border="0" height="287" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Penisin erkekte iki önemli fonksiyonu vardır.&lt;br /&gt;1-İdrar atılımı:Böbrekten süzülen idrarın dış idrar kanal yolu ile dışarı atılımını sağlamak&lt;br /&gt;2-Üreme fonksiyonu: Tesiste yapılan tohum hücrelerini meni vasıtası ile kadın haznesine ulaştırmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt; &lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;&lt;strong&gt;PENİSİN YAPISI:&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;  Penis kök gövde ve baş olmak üzere 3 kısma ayrılır. Kök kısmı torbanın ön yüzünde makata kadar uzanan bölge içerisinde kaslara gömülü vaziyette durur.&lt;br /&gt;  Gövde deri ile kaplı ve içerisinde 3 tane sertleştirici kıkırdak dokusundan yapılmış organdan meydana gelir. Kıkırdaktan daha ince yapılıdır. Bu yapıya kan dolması neticesinde sertleşme meydana gelir.&lt;br /&gt;   Baş kısmı penisin en uç kısmında yer alır. Penisi ucunda bir şapka gibi durur. Bu bölge sünnet olmamışlarda deri ile kaplıdır. Sünnet ile kesilen kısım bu deridir.&lt;br /&gt;   Penisin kan dolaşımı atardamar ve toplar damar sistemi sertleşmede dolayısıyla döllenme ve seksüel aktifte çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/penis2.jpg" width="300" border="0" height="243" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0080;"&gt;&lt;br /&gt;PENİSİN YAPI BOZUKLUKLARI:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Çok defa testis mesane gibi başka yapı bozuklukları da vardır. Penisin hiç olamaması nadirdir. Nadiren çift penis olur. Penis doğuştan kıvrık olabilir. Bunun yanında yine doğuştan büyük ve küçük penis olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;1- Penis Sünnet derisinin dar olması:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Sünnet derisinin uç kısmı çok dardır. Toplu iğne başı kadar bir açıklık vardır. Derinin iç yüzeyi penisin baş kısmına yapışıktır. Deri başın gerisine çekilemez. Ya doğuştan olur veya daha sonra iltihabı bir olaydan sonra gelişir.&lt;br /&gt;  Şayet çok darsa hasta idrar yapamaz. Hatta idrar deri altında toplanması ile sünnet derisi balon gibi şişer. İdrar damlalar halinde akar. Tedavi edilmezse idrarın tahrişi sonunda iltihap gelişir ve bu iltihap penis baş bölgesinde yaralara neden olur. Tedavi &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://www.dralihatay.com/sunnet.htm"&gt;sünnettir.&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt; (Sünnet için tıklayın)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;2-Sünnet derisinin geriye kaçması&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Sünnet derisi penis baş kısmının gerisine çekilmesi ile tekrar öne gelememesidir. Genellikle sünnet derisinin darlıklarında oluşur. Çocuk veya anne babası tarafından temizlik amacı ile deri geriye çekilir, daha sonra deri burada şişer ve kızarır, penis başını boğar.&lt;br /&gt;Tedavide şayet erken devreyse deri öne çekilmeye çalışılır. Fakat geç kalmışsa &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://www.dralihatay.com/sunnet.htm"&gt;sünnetten&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt; başka çare yoktur. Sadece ufak bir deri parçasını kesmek ve iyileşmeye bırakmak çok defa sonuç vermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;3-Penis yaralanmaları:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Penis oynak bir organ olduğundan darbelere karşı kendini korur&lt;br /&gt;Tamamen kopma kazalardan sonra veya kasti olarak (kıskançlık ve intikam nedeni ile) kesilmesinden sonra oluşur.&lt;br /&gt;Darbelerde penise kan oturur. Penis kırılmaları ise sertleşmiş haldeki penisin ani ve sert bir şekilde bükülmesi sonucu meydana gelir. Sertleşme problemlerine meydan vermemek için erken tedavi önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;4-Penis iltihapları&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda darlık nedeni ile büyüklerde ise temizliğe riayet etmemeden ileri gelir. Sünnet derisinin ve/veya penis başının iltihabı şeklinde olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;5-Penisin kireçlenmesi: (Peyroni hastalığı)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Penisin kıkırdağımsı doku içerisinde plak şeklinde bağ dokusunun oluşmasıdır. Sebebi belli değildir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Penis sırtında veya her iki yan tarafında olabilir. Nerede olursa sertleşmiş penis aksi istikamette bükülmüş olarak durur. Ağrı vardır. Bazen birleşme mümkün olmaz. El ile hissedile bilinir.&lt;br /&gt;Zararsız bir hastalık olmasına rağmen hastanın şikayeti varsa tedavi edilmelidir. Nadiren kendiliğinden kaybolur.&lt;br /&gt;E vitamini faydalıdır. Ameliyat tavsiye edilmez. Plağın içerisine kireç giderici ilaçların verilmesi fayda sağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;6-Penisin kendiliğinden ağrılı sertleşmesi:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Penis seksüel istek duymadan ve uzun süren sertleşmesidir. Hasta çok ağrı duyar. Her yaşta meydana gelir. Damar sistemi bozulmuştur penisin kıkırdak dokusu içerisinde kan pıhtıları oluşur.&lt;br /&gt;Sinir sistemi hastalıklarında da meydana gelebilir. Bazen sebep tümoral bir oluşumdur.&lt;br /&gt;Birden bire meydana gelir. Ağrılıdır. İdrara yapılamaz veya damlalar halinde gelir. Meni boşalsa bile sertlik devam eder. Sertleşme 1-2 gün bazen aylarca sürer. Normal haline dönse bile sonunda iktidarsızlık meydana gelir.&lt;br /&gt;Tedavide enjektör ile pıhtılaşmış kan boşaltılır. Pıhtıyı giderecek ilaçlar verilir. Ameliyat ile bu pıhtılar boşaltılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#0000ff;"&gt;7-Penis Tümörleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Penis siğilleri çok görülür. Penisin sırtında veya değişik yerlerinde olur. Tek veya çoktur. Küçük ben şeklinde fakat karnabahar gibi girintili çıkıntılıdır. Zararsızdır. Tedavide elektrik ile yakılır veya ameliyat ile çıkarılır.&lt;br /&gt;Penis Kanseri: Çok defa sünnetsizlerde görülür.Penis başı iltihaplarından sonra gelişebilir. Müzmin tahriş edici maddelerden sonrada oluşabilir. Görünüşte yarayı andırır. Sert nodül şeklinde de olabilir. Teşhis parça alınıp patolojide incelenmesi ile konur. Erkan teşhis konulacağı için ameliyat ile alınır. Sonuç diğer kanserlere nazaran iyidir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-7367569647661684613?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/7367569647661684613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=7367569647661684613' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7367569647661684613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/7367569647661684613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/penis-tmrleripenis-sertlemesipenis.html' title='Penis tümörleri,penis sertleşmesi,penis iltihapları'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-880469454519047451</id><published>2008-09-28T23:10:00.001-07:00</published><updated>2008-09-28T23:10:55.165-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mesane tümörü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mesane kanseri tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mesane hastalıkları'/><title type='text'>Mesane hastalıkları,mesane tümörü ve tedavisi</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt; &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/mesane.gif" width="250" align="left" border="0" height="258" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Mesane yani idrar kesesi böbrekten gelen idrarın toplanma yeridir. Böbrekten çıkan idrar, idrar kanalı vasıtasıyla mesaneye gelir ve buraya boşalır. İdrar daha sonra buradan dış idrar yolu kanalı ile dışarı atılır.&lt;br /&gt;   Normalde alt karında orta hatta bulunur. Kadında rahimden dolayı daha ön taraftadır. Boş olduğu zaman bir huniyi andırır, dolu olduğu zaman ise bir yumurta gibidir. Ön yüzü çatı kemiklerinin arka yüzüne denk gelir.&lt;br /&gt;   Kapasitesi normalde 400-500 cc dir. Çok dolduğu zaman 2.5 - 3 Litre idrar alabilir. Elastik ve kapasitesi genişlemeye müstaittir.&lt;br /&gt;Mesanenin kas yapısı ve sinir sistemi idrar yapma fonksiyonu ile yakından ilgili olduğundan önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Anormal Mesaneler:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; İki mesane çok nadirdir.  Mesane doğuştan kum saati şeklinde olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Mesane İltihapları:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mesane iltihapları pek görülmez: Çünkü mesane iç yüzeyinin yapısı buna engeldir. Mesane  günde 2-3 defa boşaldığı için içerisinde artık idrar kalmayacağı için iltihap oluşmaz.&lt;br /&gt;Bakterilerin yerleşmesi, veya tahriş edinci bazı ajanlardan dolayı mesane iltihaplanabilir. İltihap oluşmasına neden olan hazırlarcı bazı sebepler vardır.&lt;br /&gt;1- Ayak ve bacak üşütmeleri mesane iç zarında kanlanmayı artıracağı için buraya mikroplar kolayca yerleşirler.&lt;br /&gt;2- Müzmin kabızlık, Gebelik, Alkolizm, Sigara bu hazırlayıcı sebeplerden bazılarıdır.&lt;br /&gt;3- Mesane içerisinde idrarın kalması yani artık idrar olması çok defa iltihaplar ile sonuçlanır. Mesane kasını çalıştıran sinirlerin hastalıklarında veya idrar yolunu tıkayan taş v.s gibi nedenler, sonda gibi araçların mesaneye sokulması ile iltihap meydana gelir.&lt;br /&gt;4- Mesane darbelerinden sonra meydana iltihap oluşabilir.&lt;br /&gt;5- Şeker hastalığı veya lösemi (Kan Kanseri) gibi hastalıklar mesane iltihabına neden olabilir.&lt;br /&gt;6- Muayene esnasında mesaneye sokulan aletlerde de hijyene dikkat edilmezse iltihap oluşur.&lt;br /&gt;7- Vücudun başka bir yerindeki iltihap odağından da mesaneye mikroplar kan yolu ile gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Belirtiler:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- İdrarın iltihaplı olmasından dolayı mesane duvarını tahriş eder ve mesane bu idrarı atmak için kasılınca sık sık idrara çıkılır. Fakat idrar yaptıktan sonra rahatlama hissi yoktur. İdrar bitmiş gibi olur.&lt;br /&gt;2- Karın altında ağrı vardır.&lt;br /&gt;3- İdrarda kanama vardır. Mikropta görülebilir.&lt;br /&gt;4- İdrar yaptıktan sonra 1-2 ağrılı damla olur.&lt;br /&gt;5- Ateş, titremede görülürse iltihabın böbreğe yayıldığını gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- Yatak istirahatı sağlanır.&lt;br /&gt;2- Günlük salınan sıvı miktarı artırılır. Günde 10-15 bardak su ( 2.5 - 3 Litre ) amaca kafidir.&lt;br /&gt;3- Ayak altlarına ve göbek altına sıcak termofor tatbiki yapılır&lt;br /&gt;4- Mikrobun cinsi tespit edilmişse buna uygun antibiyotikler alınır. Ağrı giderici ve rahatlatıcı ilaçlar alınır.&lt;br /&gt;Bu tedavilere ve koruyucu tedbirlere riayet edilmezse iltihap müzminleşir. Tedavi daha da zorlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Mesane Tümörleri:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mesane tümörleri sık görülmesi bakımında çok önemlidir. Bevliye hastalarında çok sıktır. İdrar yolları tümörlerinin % 90 i mesane tümörleridir. Erkeklerde kadınlara nazaran 2-3 misli fazladır. Genellikle 60 yaşından sonra görülür. 40 yaşının altında nadirdir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Sebebi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sebep kesin olarak belli olmamakla birlikte tümör oluşumuna hazırlayıcı sebepler vardır.&lt;br /&gt;1- Kalıtsal nedenler: Pek önemli değildir. Bazen bir ailenin bir çok ferdinde birden görülür.&lt;br /&gt;2- Endüstriyel kanser yapan ajanlar: Boya, lastik, deri, gibi organik kimyasal madde sanayinde çalışanlarda mesane tümörleri daha fazla görülmektedir. Aynı zamanda matbaacılık, aşçılık, gaz ve alüminyum işlerinde çalışanlarda da fazladır. Burada rol oynayan madde aromatik aminler denilen maddelerdir&lt;br /&gt;3-Eğrelti otu. Karadeniz bölgesinde eğrelti otu ile beslenen sığırlarda mesane kanseri sıktır. Bu sığırların sütü ile beslenen insanlarda da görülmüştür.&lt;br /&gt;4- Sigara: % 30- 40 sigara sorumludur. Risk oranı sigara alışkanlığının süresi ile ilgilidir.&lt;br /&gt;5- Müzmin iltihaplar ve tahriş: Mesanede uzun süren taş veya başka bir yabancı cisim kansere yol açmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Belirtiler:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- İdrarda kan: ağrısız ve gözle görülür derecededir. En büyük belirtidir. %75 görülür. Bütün bir idrar yapma süresinde vardır. Çok defa pıhtılar ile birlikte olur.&lt;br /&gt;2- İdrar belirtileri:  İdrarda yanma, sık idrara çıkma şeklinde olur. Kanser ilerledikçe yanmalar çok artar. Bazen idrar, tümörün tıkamasına bağlı olarak dışarıya hiç akmaz.&lt;br /&gt;3- Kanlı idrarın uzun sürmesi sonucunda kansızlık ve buna bağlı belirtiler ortaya çıkar.&lt;br /&gt;4- Genel durum bozukluğu: Tümörün yayılmasına bağlı olarak genel durum bozukluğu. zayıflama, iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma şeklindedir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Tetkikler:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1- İdrar ve kan tahlilleri yapılır.&lt;br /&gt;2- Düz idrar yolu filmi ve ilaçlı film mutlaka çekilmelidir.&lt;br /&gt;3- Mesaneye ışıklı kamera şeklinde sondaya benzeyen demir alet ile bakmak (Sistoskopi ) Böylece bizzat mesane tümörün kendisi görülür. Tümörün büyüklüğü, yerleşimi, şekli böylece anlaşılır. Teşhis koyma yanında parça alma gibi avantajları da vardır. Tedavinin nasıl yapılacağına dair önemli ip uçları verir.&lt;br /&gt;4- Tomografi: Mesanenin tabakalarını milimetrik olarak gösterir. Tümörün şekli ve yayılıp yayılmadığı anlaşılmış olur.&lt;br /&gt;5- İdrar yıkama ile elde edilecek sıvıda tümör araştırılması yapılır&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Tedavi:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Tümörün yerine, sayısına, şekline, büyüklüğüne, yayılımına göre değişir.&lt;br /&gt;1- Ameliyat: Açık veya kapalı yapılır. Açık ameliyatta mesane içerisindeki tümör etrafındaki sağlam doku ile birlikte komple çıkarılır. Kapalı ameliyatta sistoskopi aleti ile mesaneye girilerek tümör kesilir. Tümör mesanenin kas tabakalarını tümden tutmuşsa mesane ya tamamen veya kısmi olarak çıkarılır.&lt;br /&gt;2- Işın tedavisi: Radyasyon yayarak tümörü körelten radyoaktif maddeler ya dıştan verilir veya mesane içine yerleştirilir.&lt;br /&gt;3- İlaç Tedavisi: Bu amaçla kullanılan bir çok tümör yok edici ilaçlar vardır. Bir çoğunun yan etkileri görülür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-880469454519047451?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/880469454519047451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=880469454519047451' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/880469454519047451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/880469454519047451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/mesane-hastalklarmesane-tmr-ve-tedavisi.html' title='Mesane hastalıkları,mesane tümörü ve tedavisi'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-668720639770079302</id><published>2008-09-28T23:09:00.001-07:00</published><updated>2008-09-28T23:09:36.538-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taş hastalıkları tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taş hastalıkları tanısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taş hastalıkları belirtileri'/><title type='text'>Taş hastalıkları tedavisi,belirtileri,tanısı</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: courier new;font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Üriner sistem taş hastalıkları çok eskiye dayanan bir hastalıktır. M.Ö 4800 yıllarından beri bilinmektedir. Eski Roma'da, Yunan, Çin, Mısırda bilinmektedir. Fakat bilinen hastalığın kendisidir. Maalesef hastalığın oluşumu hakkında bugün bile tam bir açıklayıcı bilgiye sahip değiliz. Bunun nedeni taş hastalığı oluşumu tek bir nedene bağlı olmayıp bir çok faktörlerin bir araya gelmesidir.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: courier new;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Oluşum nedenleri ve Sıklığı&lt;/span&gt;:  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;En çok 30 ile 60 yaşları arasında görülür. Çocuklarda nadirde olsa yaşlıların geçmişinde ve çocukluklarında taş düşürme hikayeleri vardır. Devamlı taş yapan bünyelerin %67 sinde 1.5 ila 8 yıl içerisinde tekrardan taş oluşumu meydana gelir.&lt;br /&gt;    Her 3 erkek hastaya karşılık bir kadında görülür. Yani erkeklerde daha fazladır. Bu durum hormonların sebebiyet verdiği zannedilmektedir. İdrar ile kalsiyum atılımın taş oluşmasında etkisi vardır. Bu nedenle böbreklerin kalsiyum atılımındaki bir bozukluk bazı faktörlerin birleşmesi ile birlikte taş oluşumuna neden olur.&lt;br /&gt;     Genetik olarak taş oluşumu üzerine yapılan araştırmalarda direk taş oluşumuna bir sebep bulunamamış olsa da, böbreğin kalıtımsal bazı bozukluklarında taş meydana gelebilir.&lt;br /&gt;      İklim ile taş arasında bir ilgi olmamasına rağmen sıcak iklimlerde terleme ile sıvı kaybı çok olacağından ve idrar daha koyu atıldığından dolayı taş oluşum riski artar. Taş hastalığının daha ziyade yaz aylarında olmasının nedeni budur.&lt;br /&gt;      Su alımının çok olması taş oluşumunu azaltır. Bol su alma ile idrar miktarı aratacağından dolayı idrarda taşa sebebiyet veren tortuların atılımı artar. Böylece tortular böbrek ve idrar yollarında kalmayıp dışarı atılırlar. Sıcak memleketlerde suyun daha fazla içilmesin gerektiği böylece kendiliğinden ortaya çıkar.&lt;br /&gt;      Taş oluşumuna neden olan kalsiyum, fosfat, oksalat, pürin gibi maddelerin fazla alınması veya vücudun bunları üretip böbrek yolu ile atması ile taş oluşumuna sebebiyet veren başlıca nedenlerdendir.&lt;br /&gt;       Coğrafik olarak taş hastalığı bazı ülkelerde daha fazla görülmesine neden olur. Taş hastalığının tortuya göre de ülkelerde oranı değişir. İskandinavya ülkeleri Akdeniz , Kuzey Hindistan, Pakistan taş hastalığının sık görüldüğü yerlerdir. Fakat bu ülkelerde görülmesi tek bir sebebe bağlı değildir.&lt;br /&gt;    Mesleğin önemi de vardır. Büro işleri  yapıp daha ziyade oturarak işini yapan kimselerde, yüksek sıcaklıkta çalışanlarda daha fazla görülmesine karşılık tarım ile uğraşan köylülerde tarım işçilerinde daha azdır.&lt;br /&gt;        Bu etkenlerin hiç birisi tek başına etki etmez.Taş oluşumunda ancak bir çok etkenin birleşmesinden meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Taş oluşumunu kolaylaştıran ve hazırlayan etkenler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;1- İdrar asit baz dengesinin değişmesi&lt;br /&gt;2-İdrar yolları iltihapları&lt;br /&gt;3-İdrar yollarının doğuştan gelen yapısal bozuklukları&lt;br /&gt;4-İdrar akımının azalması ve idrarın göllenmesi&lt;br /&gt;5-İdrar yollarındaki sonda gibi yabancı cisimler.&lt;br /&gt;6-Tümörler veya kan pıhtıları&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt;Taş Yapıs&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;ı:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;Taşlar tortuya göre çeşitlilik arz eder.&lt;br /&gt;Kalsiyum oksalat, kalsiyum fosfat, magnezyum amonyum fosfat, Kalsiyum oksalat-fosfat, karbonat karışımları&lt;br /&gt;Ayrıca vücudun yapmış olduğu metabolizma arıkları taşları vardır. Bunlar&lt;br /&gt;ürik asit, sistin, ksantin taşlarıdır.&lt;br /&gt;Dünyada en çok görülen taşlar kalsiyum oksalat, kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfatın karışımı taşlardır.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0080;"&gt;    &lt;/span&gt;Taş dış görünüşüne göre de farklılıklar gösterir.&lt;br /&gt;1-Küçük taşlar. Etrafı düzgün ve çok sert olan taşlar. Buğday tanesi veya mercimek gibi olan taşlardır.&lt;br /&gt;2-Etrafı düzensiz üst üste binmiş tanecikler şeklinde olan taşlar.Aynı dut kurusu şeklinde görülür.&lt;br /&gt;3-Kenarlarında ince uzun çıkıntıları olan yıldız veya ahtapota benzer taşlar. Renkleri koyu kahverengi ve siyahtır.&lt;span style="color:#ff0080;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt;Taşın yerleşimi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;   Taş idrarın süzüldüğü yerden idrar çıkışına kadar olan kısımda her hangi bir yerde olabilir. En önce taş böbreğin küçük havuzcuğunda görülür. Şayet küçükse burada kalmaz ve büyük havuzcuğun geçer. Buradan da ilerler ve idrar kanalına boyunca devam eder. Büyük taş havuzcuk içerisinde kalır ve burada daha da büyür. İdrar akımının ve idrar kıvamının bu yerleşimine etkisi çok fazladır.&lt;br /&gt;   İdrar yollarında taşın çok zor geçebileceği 3 darlık vardır.&lt;br /&gt;1-Böbrek ile idrar borusunun bileştiği yer. En sık yerleşim burasıdır. Böbrek içindeki taşlar pek ağrı vermediği halde idrar borusuna geçen taşlar çok şiddetli ağrılara neden olur.&lt;br /&gt;2- Kasık bölgesinin hemen üzerindeki darlık. Bu bölgenin anatomik özelliğinden dolayı idrar borusunun burada bir darlığı vardır. Çok sık olmamakla birlikte taşlar buraya takılır.&lt;br /&gt;3-İdrarın dış çıkış deliği: En dar yer burasıdır. Çok defa taş buraya takılı kalır ve idrar yapımını tamamen keser.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#ff0080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt;Belirtileri&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="color:#ff8000;"&gt;1-AĞRI:&lt;/span&gt; Kural olarak taş ne kadar büyükse ağrı o kadar azdır. Böbreğin iç ceplerine yarleşmiş taşlar küçükte olsa ağrı yapmaz. İdrar borusuna geçen taşlar çok ağrı yapar.&lt;br /&gt;Ağrılar karakterlerine göre 2 şekilde olur. Ya bıçak saplanıyor tarzında çok şiddetli ağrı veya daha küt orta şiddetli ağrılar. Ağrı devamlı olmaz. Aniden başlar gittikçe artar en üst seviyeye gelince azalır. Sonra tamamen kesilir. Hasta bu arada rahatlamıştır. Sonra belli bir zaman geçince gene şiddetli ağrı başlar gittikçe şiddeti artar.&lt;br /&gt;Ağrının yerleşimi taşın yerleşimine paralellik gösterse de bazen böbrek taşları kasıklara, bacak iç yüzüne ve hayalara yansıyan ağrılara neden olur. Böbrek ağrıları yanlarda duyulur. Kuşak tarzı ağrılardır. Sırta ve bele doğru yayılır. Bu bölgelere el ile vurmak ağrının şiddetini artırır. &lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff8000;"&gt;2-İDRARDAN KAN GELMESİ:&lt;/span&gt; Taşın böbrek ve idrar yollarındaki duvarda meydana getirmiş olduğu tahrişe bağlıdır. Taş duvarı çizer, açılan küçük damarın çeperinden kanama başlar. Kan miktarı ile taşın büyüklüğü arasında ilişki yoktur. 1-2 damla kan bütün idrarı kırmızıya boyar. Kan bazen gözle görülür çok defada sadece mikroskopta görülür.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff8000;"&gt;3-BULANTI KUSMA&lt;/span&gt;: Taşın etkisi ile değil ağrının etkisi ile meydana gelir. her taş vakasında olmadığı halde bazen çok şiddetlidir. karın zarının gerilmelerine bağlıdır. Ağrının şiddetine bağlı olarak barsak hareketleri durur. Bağırsaklarda çalışmayınca bunun da ağrısı başlar ve tabloya kusmalar eklenir.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff8000;"&gt;4-İDRARDA YANMA:&lt;/span&gt; İdrar iltihabı varsa olur. Bunun anlamak için idrar tahlili yapılır.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff8000;"&gt;5-ATEŞ:&lt;/span&gt; Ancak böbrek iltihabı veya idrar yollarında başka bir yerde iltihabı bir oluşum varsa ateş olur. Çok defa yüksek bir ateş değildir.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff8000;"&gt;6-İDRARIN KESİLMESİ:&lt;/span&gt; Taş idrar yolunu tıkayacak bir yerde kalırsa idrar kesilmesi olur. Bu ya tam bir kesilmedir veya yarım kesilmedir.. Tam kesilmede acil olarak idrarın drenajını sağlamak lazımdır.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff8000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt;&lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Tetkikler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;İdrar ve kan tahlillerinden sonra yapılacak en iyi tetkik idrar yolları  filmleridir.&lt;br /&gt;1-Düz film: Taş hakkında kabaca bilgi verir.Taşın yerini ve büyüklüğünü gösterir.&lt;br /&gt;2-İlaçlı Film. (Renkli film-yağlı film) Düz filmden daha fazla bilgi içerir.Kontrast bir maddenin (İyot) damar yolu ile verilmesi ve belirli dakikalar sonrası çekilmesi ile elde edilen filmdir. 7-15-30-45-60 dakika sonraları çekilmek üzere 6-7 filmden ibarettir.&lt;br /&gt;Düz filmde görülmeyen taşları ortaya çıkardığı gibi böbreğin süzme fonksiyonunu gösterir. Böylece taşın böbreğe bir zarar verip vermediği anlaşılmış olur.&lt;br /&gt;3-Ültrasonografi: Taşın yerini,büyüklüğünü gösterir. Yalnız idrar borusundaki taşların görülmesi kolay değildir.Çok defa görülmez.Ayrıca bir taşın görüle bilmesi için 5 milimden büyük olması lazımdır. Bunun yanında idrar kesesi ve böbrek içindeki taşları çok güzel gösterir. Böbreğin yapısı hakkında da bilgi verir.&lt;br /&gt;4-Tomografi: Ültrasonun daha gelişmiş halidir.Böbrek ve idrar yollarını milimetrik kesitler halinde inceler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0080;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir taşı tedavi etmek için şu kriterlere dikkat etmek lazımdır.&lt;br /&gt;1- Taşın sayısı, yeri, yapısı&lt;br /&gt;2- Böbreğin çalışması, böbrek yapı bozuklukları, Böbreğin normal anatomik yapısı&lt;br /&gt;3-Böbrek dışı etkenler: Belin durumu, damarların durumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Tıbbi Tedavisi:&lt;br /&gt;Bugün için taşı eritecek bir ilaç yoktur. Halk arasında kullanılan mısır püskülü, limon çayı v.s faydasızdır. Zararı olmadığı için kullanıla bilinir. Düşecek taş zaten su içme ile de düşer. Ancak taşın cinsine göre mesela  kalsiyumlu taşlarda kalsiyum alımı azaltılabilinir.&lt;br /&gt;2-Taş kırma: 1980 yılından beri uygulanmaktadır. Ses dalgalarını bir şok dalgası haline getiren bir aygıt tarafından taşın kırılmasıdır. Ağrısızdır. Sadece taşa etki eder böbreğe kötü bir etkisi yoktur.&lt;br /&gt;   2 cm lik taşlara çok iyi tesir eder. 3 cm lik taşlara ve sistin gibi çok sert taşlara etkisi yoktur. Ayrıca taş büyüdükçe verilecek şok dalgası daha fazla olacağı için zararlı olabilir. Taşı bir seansta kırmak mümkün olmayabilir. Kırılan taş parçaları idrar yolunu tıkayabilir. Bu nedenle taş kırmadan sonra kontrol filmleri çekilmeli, su alımını artırmalıdır.&lt;br /&gt;Yan etkileri şunlardır. Çarpıntı, böbrek kanaması, radyasyona maruz kalma, bazen tansiyon yüksekliği. Her ne kadar bu yan etkileri olsa da ameliyattan daha üstün avantajları vardır.&lt;br /&gt;3-Cilt altından Ültrason yardımı ile taş çıkarma:&lt;br /&gt;Cilt altından bir tel vasıtası ile kamera yerleştirilir. Sonra taşa müdahale edilir. Buradan verilecek elektrik akımı ile sıvı ortamında kabarcıklar oluşturulur. Bu kabarcıkların çarpışması ile şok dalgaları oluşur ve taşı kırar. Diğer bir yolda elektrik dalgası yerine Lazer ışını verilerek taşın parçalanması sağlanır.&lt;br /&gt;4-Ameliyat: Taş kırma veya taşın tıbbi tedavisinde başarılı olamayan vakalar ameliyat edilir.&lt;br /&gt;a- Böbrek harâbiyeti varsa&lt;br /&gt;b- Taş çok büyükse, şekli girintili çıkıntılıysa&lt;br /&gt;c--Taşın takıldığı yer  geçemeyecek kadar darsa,&lt;br /&gt;d-Şiddetli iltihap varsa.&lt;br /&gt;Ameliyata karar verilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9198902244045619230-668720639770079302?l=uroloji-bilgileri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/feeds/668720639770079302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9198902244045619230&amp;postID=668720639770079302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/668720639770079302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9198902244045619230/posts/default/668720639770079302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uroloji-bilgileri.blogspot.com/2008/09/ta-hastalklar-tedavisibelirtileritans.html' title='Taş hastalıkları tedavisi,belirtileri,tanısı'/><author><name>faruk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9198902244045619230.post-5562205354010004173</id><published>2008-09-28T23:07:00.000-07:00</published><updated>2008-09-28T23:08:43.027-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böbrek kistleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böbrek tümörü belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Böbrek hastalıkları'/><title type='text'>Böbrek hastalıkları ve böbrek kistleri</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" align="center"&gt;&lt;span style="font-size:78%;color:#ff0080;"&gt; &lt;img src="http://www.dralihatay.com/pic/bobrek2.gif" width="300" border="0" height="256" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt; &lt;b&gt;1 BÖBREĞİN DOĞUMSAL YAPI BOZUKLUKLARI:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;   &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;   &lt;ul style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Her İki Böbreğin Olmaması: Bu     durumda bebek ölü doğar. Tek Böbreğin olmaması sık değildir. Erkeklerde daha     fazladır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Fazla Sayıda Böbrek: Çok     nadirdir. Üç veya dört tane olabilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Düşük Böbrek: Böbrek normal     yerinde değildir. Kasığa kadar inebilir. Ağrılara neden olur. Film ve tomografi ile     teşhis konur. Gerekirse böbrek asma ameliyatı ile böbrek yerine konur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;At nalı Böbrek: Her iki böbreğin     karın bölgesinde alt uçlarının bileşmesi ile meydana gelir. Çok defa belirti     vermez. Tesadüfen film çekilmesi ile görülür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Çok Kistli Böbrek: % 80-90 her iki     tarafta görülür. Böbrek aynı büyüklükteki kistler tarafından kaplanmıştır.     Kistler ( içi su dolu kesecikler) İltihaplanırsa ağrı, ateş idrarda kan ve idrar     yanması görülür. Bazı durumlarda tansiyon yükselmesine neden olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;2 BÖBREĞİN İLTİHAPLARI: &lt;/span&gt;  &lt;/b&gt;  &lt;/p&gt;&lt;ul style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Böbreğin adi mikropları ya tüm     böbreği kapsar veya yerel olarak kalır. Daha ciddi vakalarda böbrek çevresine de     yayılabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Mikroplar Böbreğe Üç Yolla   Gelebilir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;1 Kan Yolu: Çok defa bir boğaz iltihabında veya vücutta herhangi bir odakta kan yolu ile böbreğe gelen mikroplar böbrek iltihabına neden olur.&lt;br /&gt;2 İdrar Yolu: İdrarda iltihap varsa, idrar yollarına takılan sonda vs. gibi nedenlerle buradaki mikroplar böbreğe ulaşır.&lt;br /&gt;3 Böbrek: İdrar borusu ve mesane çevresindeki mikroplar direk yol ile böbreğe gelir.&lt;br /&gt;Böbrek İltihapları Oluşuma Göre İkiye Ayrılır.&lt;br /&gt;1 Acil Böbrek İltihapları&lt;br /&gt;2 Müzmin Böbrek İltihapları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;1) Acil Böbrek İltihapları:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; Bir veya iki böbrekte olur. Genellikle iki taraflıdır. Böbrek cerahat ile doludur. Belirtileri:  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Sık ve Ağrılı İdrar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Üşüme ile ateş yükselmesi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Yanlarda ağrı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;   &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;İdrarda mikrop ve akyuvar     hücrelerinin görülmesi&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tetkikler:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;1-İdrar ve kan muayeneleri yapılır&lt;br /&gt;    2-Röntgen filmi ile taş olup olmadığına bakılır&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;1-Yatak İstirahati&lt;br /&gt;    2-Sıvı alımının artırılması&lt;br /&gt;    3-İdrar Kültürü yapılarak mikrobun cinsi tespit edilir ve gerekli ilaçlar verilir.&lt;br /&gt;    4-Tedavi tam yapılmazsa hastalık müzminleşir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;   &lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;2) Müzmin Böbrek İltihapları:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; Böbreğin uzun süren iltihaplarıdır. Böbrek     harabiyeti , böbrek yetmezliği ve üreme sonuçu ölüme sebebiyet verdiğinden     önemlidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Belirtiler:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;br /&gt;    Bazen belirti vermez yıllarca     sürer&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Tansiyon yüksek olabilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrarda iltihap hücreleri     bulunabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Hastalar Zayıftır, Kilo almaz     çabuk yorulur. Kansızlık vardır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;   &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Üre yüksek olur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;     &lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;   &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Hastalığın tedavisi güçtür ve     zaman alır, bu durum hastalığın seyrine ve devam süresine, böbreği bozma derecesine     bağlıdır. Buna rağmen hastaların %10�u tedaviye cevap verir. Hastalık yavaş ve     ilerleyicidir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tetkikler:&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Böbrek Filimleri, kan idrar     tahlilleri yapılır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Ultrason ve tomografi tetkikleri     yapılabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;&lt;b&gt;3 BÖBREK KİSTLERİ:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Böbrek kistleri iki şekilde olur: 1 Tek Kist 2 Çoklu Kist&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;   &lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff8000;"&gt;Tek Kistler :&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; Bir böbrekte ince idrarlı kese şeklinde ve     içerisi sıvı dolu büyük kistlerdir. Çok defa böbreğin alt veya üst ucunda olur.     Doğuştan olabildiği gibi sonradanda oluşabilir. Böbreğin süzücü kanallarının     tıkanması ile oluşur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Belirtileri :&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; Çok defa belirti vermez. Taş vs. ameliyatlarında   tesadüfen bulunur. Çok büyürse karın içine yapacağı baskı ile karın ağrıları   yapar. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;   &lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Teşhis :&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;   &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;   &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Böbrek kistlerine en iyi teşhisi ultrason ile konur. Düz böbrek   filimin de fazla bir şey görülmez ilaçlı yağlı böbrek filimi nispeten bilgi verir&lt;br /&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tedavi     &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;: &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;   &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Çok büyük kistlerde, şikayetler fazla ise ve karın içi   organlarına baskı yapıyor böbrekte harabiyet meydana getiriyorsa ameliyatla   çıkarılmalıdır. On zamanlardaki teknolojik gelişmeye bağlı olarak iğne ile de   kist sıvısı boşaltılmaktadır. Fakat bu ikinci metot ile kistin tekrar etme ihtimali   çok fazladır. Ameliyat ile kistin civarı çıkarılırsa tekrar etmez.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff8000;"&gt;Çoklu Böbrek Kistleri:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; 3 özelliği vardır. &lt;br /&gt;    1-Doğuştan meydana gelir&lt;br /&gt;    2-İki taraflıdır&lt;br /&gt;    3-Katılımsal olarak devam eder&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Her iki böbrekte çok sayıda ve çeşitli büyüklüklerde kistler vardır. Oluşumunda çoğunun rahim içi gelişmesi sırasında böbreğin yapı bozukluğundan ileri geldiği zannedilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Belirtileri:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;   &lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Zayıflık ve zayıflama&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Böbrek bölgesinde ağrı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;% 50 İdrarda kanama&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;% 60 tansiyon yüksekliği&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Baş ağrısı, ayaklarda şişme,     nefes darlığı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;   &lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İstirahat uygulanır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Üremi tedavisi yapılır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İltihap varsa bununla mücadele     edilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Kist için ameliyat düşünülmez. Son zamanlarda böbrek nakli ameliyatları düşünülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: 700;"&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;4 BÖBREK DÜŞÜKLÜĞÜ:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Böbreğin normal olması gerektiği yerde olmamasıdır. Normalde nefes alıp verilirken böbrek 2- 5 cm aşağı iner. Bu değerden daha fazla aşağı inerse böbrek düşüklüğünden bahsedilir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Sebepleri:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Çok zayıflayanlar: Böbreğin çevresindeki yağ dokusu&lt;br /&gt;2-Darbeler&lt;br /&gt;3-Doğuştan Böbreğin askıları uzunsa meydana gelir&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Belirtiler:&lt;b&gt; &lt;/b&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; Her zaman belirti vermez&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;  &lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Uzun zaman ayakta durunca ağrı     oluşabilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Bulantı ve kusma olabilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İltihap olursa buna bağlı     belirtiler oluşabilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; Şikayetler fazlaysa, yan etki olarak böbreğe bir tesiri olursa ameliyat düşünülür. Korselerin fazlası şüphelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;5-NEFRİTLER:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Böbrekte yapısal bozukluk meydana getiren iltihaplarına Nefrit denir. Adi mikropların meydana getirdiği iltihaplardan farklıdır. Böbrek dokusu bozulmuştur. Böbreğin faaliyetleri azaldığı için bununla ilgili belirtiler meydana gelir. Her iki böbreği tutar. Acil ve Müzmin olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Had  (Acil)  Nefritlerin Belirtileri:&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;   &lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İştah atsızlık, zafiyet&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Yüksek ateş, üşüme, titreme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrarda kanama en sık görülen     belirtidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Yüzde, göz çevresinde, bacaklarda     şişme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Tansiyon yüksekliği&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Kalp ile ilgili şikayetler sıktır. Nefes darlığı, öksürük morarma görülür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Tansiyon yüksekliğine bağlı olarak şiddetli baş ağrısı, kusma, dalgınlık, kasılmalar oluşur. Göz damarlarında daralmalar meydana geldiğinden görme bozukluğu oluşur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tetkikler:&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;1-İdrar miktarı azalır&lt;br /&gt;2-İdrarda kanama görülür&lt;br /&gt;3-İdrarda protein miktarı fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;   &lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrarda iltihap varsa uygun     antibiyotik verilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Yatak istirahatı verilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Proteinden fakir bir yiyecek (     et,süt yumurta yasaklanır)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Tuz kısıtlaması yapılır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;2 Müzmin Nefritler&lt;br /&gt;Her yaşta olduğu gibi en sık 30-40 yaş arasında görülür. Hiç belirti vermeden birden ortaya çıktığı gibi acil nefritten sonunda görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Belirtileri:&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;   &lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrarda Protein&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Ayaklarda şişme (Vücut suyunu     atamadığı için)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrarda bol miktarda kanama&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;BÖBREK YETMEZLİĞİ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;İki tablo şeklinde görülür. Had (Acil) Böbrek yetmezliği:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Sebepleri:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Büyük ve uzun süren     ameliyatlardan sonra&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Ağır darbelerden sonra&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Deprem gibi büyük hasar veren     darbelerde&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Damar bozuklukları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Çok şiddetli iltihaplar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrar yollarının acil     tıkanmaları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Yanlış kan nakilleri&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Sıcak çarpması ve yanıklar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Zehirlenmeler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Böbrek yetmezliği oluşum mekanizması olarak da 3�e ayrılır.&lt;br /&gt;1) Böbrek Öncesi Sebepler 2) Böbrek nedenli olanlar 3) Böbrek sonrası oluşan nedenler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;   &lt;/p&gt;&lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Böbrek öncesi sebepler. Her iki     böbreğe kan gelişi azalmıştır. Böylece süzme de azalır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Kan kaybı ve su kaybında olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Kalp atımı azalmıştır. Bu durum     kalp hastalıklarında olduğu gibi damar hastalıklarında da olur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;2 Böbrek Sonrası sebepler:&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/p&gt;&lt;ul style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Her iki idrar yolunda veya dış     idrar kanalında tıkanıklıklar ( Taş vs.)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Prostat büyümesi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrar yolları ve mesane     sinirlerinin çalışmaması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Ameliyat sırasında her iki idrar     yolunun bağlanması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;3 Böbreğe Bağlı Sebepler: &lt;/span&gt;  &lt;/p&gt;&lt;ul style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Arsenik,Kurşun,Fosfor, mantar yemeği,alkol     gibi zehirli ve toksik maddelerin böbrek yapısını bozması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Böbreğe hiç kan gelmediğinden     böbrek harap olur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Belirtileri: &lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Böbrek Yetmezliği belirtileri sebebe göre değişir kalp ve kan hastalıklarından ileri geliyorsa bununla ilgili tansiyon düşmesi,nabız düşmesi gibi belirtiler verir. Terleme, çarpıntı,nefes darlığı vardır. Hiç idrar çıkarılmıyorsa idrar yolları tıkanıklığı düşünülür. Bu prostat olabildiği gibi birde taş olabilir. İdrar hiç çıkmaz veya çok az çıkar kanda üre yükselmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Tedavi: &lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Tedavide sebebe yöneliktir. Tıkanıklık varsa bunu giderilecek sonda konur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;   &lt;/p&gt;&lt;ul style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Uygun serumlar verilerek su kaybı     giderilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Kan kaybı varsa kan verilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İltihap varsa uygun antibiyotik ile     bu kurutulur&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Üreyi artıracak ve proteinden     fakir, karbonhidrattan zengin diyet yemeği verilir. Çok defa hastalar iştahsızdır,     bulantı ve kusma vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrar söktürücü ilaçlar     verilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Böbrek yetmezliği zamanında müdahale ve uygun tedavi ile çok defa iyileşir. Bazen de müzminleşir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;MÜZMİN BÖBREK YETMEZLİĞİ:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt; &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Böbreğin normal faaliyetini yapamamasıdır. Nominal bir böbrek 9/10 u hasar olsa bile faaliyet gösterir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Sebepleri:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;   &lt;/p&gt;&lt;ul style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Müzmin böbrek iltihabı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Şeker hastalığı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Uzun süre ve çok yüksek olan     tansiyon&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Gut hastalığı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrar yolu tıkanıklığı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Böbreği yavaş yavaş tahrip eden     bir çok hastalık&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Belirti ve Bulguları:&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;  &lt;/p&gt;&lt;ul style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İştah yoktur,bulantı ve kusma     vardır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Yorgunluk,halsizlik,huzursuzluk&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Tansiyon yüksekliği&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İdrar miktarının azalması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Yüzde,göz çevresinde ve ayaklarda     şişme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Adale çekilmeleri ve titremeler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Kanda üre, kreantinin, ürikasit     artar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Kan iyotları değerleri     bozulmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Tedavi:&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;  &lt;/p&gt;&lt;ul style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Hipertansiyon düzeltilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Tuz ayarlaması yapılır, diyet     ayarlanır. Bu diyet protein kısıtlaması şeklinde olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;İltihabın tedavisi yapılır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Hasta mümkün olduğu kadar hareket     ettirilmemelidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Üreye düşülmeye yönelik tedavi     2 şekilde yapılır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;ol style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Karın zarına sıvı verilmesi     (Periton Dializi) karın derisinde yapılan bir kesi ile karın zarı içerisinde 1 saat     tutulur böylece sıvı ve kan arasındaki iyonların ve vücudun atması gereken     maddeleri bu sıvıya geçmesi sağlanır. 1 saat sonra sıvı boşaltılır. Takriben     verilen sıvı 25-30 litredir. 24 saat sürebilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;   &lt;span style="font-size:85%;color:#000080;"&gt;Böbrek makinaları: Dializ     makinesi artık günümüzde üreyi düşürmek için dializ makinaları     kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;&lt;br /&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0080;"&gt;MÜZMİN ( KRONİK) BÖBREK HASTALIĞINDA DİYET &lt;/span&gt;   &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Hazırlayan: Emine Polatateş  (Diyet Uzmanı)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla metabolizmayı etkileyen önemli olaylar     birbirini izler. Böbreklerden su, sodyum, potasyum, fosfor gibi maddeler ile üre, ürik     asit, kreatin gibi protein atığı zehirli maddeler atılamaz, kanda birikir. Bu değişiklikler     sebebiyle beslenmede bazı önlemler almak gerekir. Hastanın laboratuar bulgularına göre     doktoru özel bir diyet önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyet ile protein, tuz     potasyum, fosfor ve su miktarları kontrol altına alınır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Yiyeceklerde birden fazla besin öğeleri bulunur. Hastanın hangi besin öğesinin hangi     yiyeceklerde bulunduğunu bilmesi, diyetini iyi kullanmasını sağlar. Diyet uzmanı bu     konularda gerekli açıklamaları yapıp yol gösterir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    PROTEİN&lt;br /&gt;    Vücut hücrelerinin yapıtaşıdırlar. Vücudun büyümesi, gelişmesi yıpranan hücrelerin     onarılması için gereklidir. Et, balık, tavuk, süt ve türevleri, yumurta kaliteli     protein kaynaklarıdır. Proteinin fazla alınmasında; bulantı, kusma iştah azalması     az alınmasında; yorgunluk, güçsüzlük, kilo kaybı olur.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    POTASYUM&lt;br /&gt;    Böbrekler tarafından kontrol edilen bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi 3,6-5,5     meq/L'dir Günlük gereksinimi 2 mg'dır. Vücudun asit-baz dengesi ve normal kalp atışı     için önemlidir. Böbrek hastalarında potasyumun fazlası böbreklerden süzülemez,     kanda potasyum seviyesi artar, kavun, koyu yeşil yapraklı sebzeler, bal kabağı,     patates, domates, kuru fasulye, fındık ve sütte potasyum bulunur.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    FOSFOR&lt;br /&gt;    Kalsiyum ile fosfor kemikleri ve dişlerin sertleşmesini sağlayan bir madensel öğedir.     Kandaki düzeyi 2,5-4,2 mg'dır. Günlük gereksinimi 500-700 mg'dır Böbrek hastalarında     fosforun fazlası vücuttan atılamaz. Kanda fosforun artması, kemiklerdeki kalsiyumun dışarı     atılmasına sebep olur. Proteinden zengin gıdalarda fosfor bulunur. Balık, organ     etleri, sosis, salam, sucuk, yumurta, süt ve türevleri , kuru baklagiller, kurutulmuş     meyveler, tahıllar fosfor kaynaklarıdır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    SODYUM&lt;br /&gt;    Vücuttaki bir madensel öğedir, Kandaki sodyum düzeyi 134-144 meq/ L'dır. Günlük     sodyum gereksinimi 2,5-7 gr'dır. Buda 7,5-18 gr sofra tuzudur. Böbrek normal çalışmadığı     zaman sodyum vücutta kalır. Sodyumun fazlası vücutta sıvı birikimine sebep olur. Tuz     içeren yiyecekler şunlardır: Sucuk, Pastırma, salam, sosis, kavurma etler, dil, dalak,     yürek, işkembe, soslar, hazır çorbalar, hazır her türlü gıdalar, tuzlu bisküvi,     kraker, tuzlu kuruyemişler, konserve yiyecekler, salamura yiyecekler, turşular, zeytin,     salça, soğan, sarmısak tozu.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    SIVI&lt;br /&gt;    Akıcı durumda olan içeceklerdir. Su, kahve, çay, süt jöle, dondurma, çorba, soslar,     meyve suları sıvı yiyeceklere örnektir. Böbrek hastalarının sıvıyı dışarı     atma sorunları vardır. İdrar kusma, ishal ve fazla terleme ile de vücuttan sıvı atılır.     Böbrek hastaların alacağı sıvı miktarı günlük çıkarılan idrar oranına bağlıdır,     Pratik olarak şu formülle hesaplanır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Alınacak Sıvı Miktarı 24 Saat x 0,5 x Ağırlık x 1 gün önce çıkarılan idrar     miktarı.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Vücutta sodyum ve sıvının fazla bulunması yüksek tansiyon, nefes darlığı, ödem     ve kilo artışına sebep olur. Fazla tuzlu yiyen kişi susar ve çok su içer. Çok su     kilo artışını sağlar. 1 su bardağı su 160 gram'dır. İki su bardağı su içtiği     zaman ortalama yarım kilo alınır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Sıvı kontrolü için&lt;br /&gt;    1- Sofra tuzu ve sodyumlu yiyeceklerden sakının,&lt;br /&gt;    2- Susuzluğunuzu giderecek kadar için,&lt;br /&gt;    3- Limon dilimleri ve çiklet ile ağzınızı nemlendirin,&lt;br /&gt;    4- Ağzınızı soğuk sıvılarla çalkalayın fakat içmeyin.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    DİYET ÖRNEKLERİ&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    1- Kronik böbrek hastalarında uygulanan diyet&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    40 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET&lt;br /&gt;    (1500 kalori, 1400 mg Potasyum, 600 mg Fosfor, 300 mg Sodyum) 40 GRAM    PROTEİNLİ DİYETTE&lt;br /&gt;  ÖRNEK YEMEK LİSTESİ&lt;br /&gt;  SABAH :&lt;br /&gt;  Çay veya ıhlamur(Şekerli)&lt;br /&gt;  1 adet yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir&lt;br /&gt;  2 tatlı kaşığı bal veya reçel&lt;br /&gt;  1 tatlı kaşığı tuzsuz yağ&lt;br /&gt;  1 ince dilim ekmek&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  ARA ÖĞÜN : 1 porsiyon meyve&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  ÖĞLE :&lt;br /&gt;  2 adet ızgara köfte veya aynı miktar et, tavuk&lt;br /&gt;  2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği&lt;br /&gt;  1 çay bardağı yoğurt&lt;br /&gt;  2 yemek kaşığı pirinç pilavı&lt;br /&gt;  1 kase nişasta peltesi&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  ARA ÖĞUN : 1 porsiyon meyva&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  AKŞAM :&lt;br /&gt;  30 gram 1 küçük parça haşlama et&lt;br /&gt;  2 yemek kaşığı makarna&lt;br /&gt;  2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği&lt;br /&gt;  1 ince dilim ekmek&lt;br /&gt;  GECE 1 çay bardağı süt (Şekerli)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  2- Hemodiyaliz hastalarında uygulanan diyet&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  60 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET&lt;br /&gt;  Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü&lt;br /&gt;  Süt veya yoğurt 300 3 çay bardağı&lt;br /&gt;  Tuzsuz peynir 30 1 kibit kutusu kadar&lt;br /&gt;  Yumurta 50 1 adet&lt;br /&gt;  Et-Tavuk-Balık 120 4 köfte&lt;br /&gt;  Ekmek 150 6 ince dilim&lt;br /&gt;  Sebze - 2 porsiyon&lt;br /&gt;  Meyve - 2 porsiyon&lt;br /&gt;  Yağ 20 2 yemek kaşığı&lt;br /&gt;  Bal veya Reçel 20 2 tatlı kaşığı&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;table border="1"&gt;       &lt;tbody&gt;&lt;tr bg style="color:#ffcccc;"&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Günlük Yiyecek         Miktar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;(gram) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ölçü &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Süt veya yoğurt &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;200 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;2 çay bardağı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yumurta &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;50&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;1 adet &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Et-Tavuk-Balık &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;90&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;3 köfte kadar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ekmek &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;125&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;5 ince dilim &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sebze &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;2 porsiyon &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Meyva &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;2 porsiyon &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yağ &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;20&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;2 yemek kaşığı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bal veya reçel &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;20&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;         &lt;span style="font-size:85%;"&gt;2 tatlı kaşığı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;     &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;     &lt;p&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="f
